SON DAKİKA
reklam
reklam

Saray Casusu (Kitap tanıtımı)

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 12 Eylül 2023, Salı - 18:42   Okunma Sayısı:

Kitap, Abdülhamit devri ve İngiliz Ajanı Yahudi Vambery ile ilgilidir. İngiltere’nin Hindistan üzerindeki emellerini gerçekleştirmek ve en önemlisi Osmanlı yönetiminin içine sızarak onların niyet ve maksatlarını öğrenmek ve İngiliz nüfuzu altına almak düşüncesiyle bir ajanı derviş kılığında saraya sokmak faaliyetin, anlatıyor.

İngiltere, Fransa, Rusya ve daha sonra Almanya, Osmanlı Devleti’ni kendi nüfuzlarına almak istemektedirler. Özellikle Rusya’nın Osmanlı Devleti ile yakın ilişki içinde olması Rusya’nın işine gelmez. Bu yazı kitabın kısa bir tanıtımıdır. Alıntılarla konunun önemini vurgulamak istiyorum:

 

Vambery anlatıyor

“… Benim padişah ve ileri gelen vezirlerle olan ilişkilerime değinmekte yarar görüyorum. Vezirlerden beni 30 yıldır tanımayanlar güvensizlik göstermekte gecikmediler. Onlar beni dini ve sosyal hayatlarına hükümet işlerine tamamıyla nüfuz etmiş bir Avrupalı olarak gördüklerinden çekiniyorlar. Diğerleri padişahın böylesi de güvenine yakınlığına masal olmuş başka bir yabancı dil bilmediklerinden açıkça kıskanıyorlar. Onlar benim padişahı Türk dili ve edebiyatına ilişkin derin bilgim sayesinde kazandıklarımı söylüyorlar…”

“…İkinci görüşme daha kısa süreliydi. Padişah boş yere kaygılarını ve payitahttaki Rus nüfuzu tarafından tehdit edildiğini saklamaya çalışmıştı... Kendisinin entrika çevirmekteki ustalığına olan inancım dolayısıyla sorunlardan hiç de kaçmadığı bir gerçektir…”    

“… Bir şark hükümdarı ile olan diplomatik ilişkilerimizde onunla haberleşmemizde kullandığımız araçlara özen göstermeliyiz; çünkü fikir ve ilkelerimizi ilettiğimiz kanallar onun aklına uygun değilse yanlış anlaşılabilir, hakarete uğradığı izlenimi bırakılabilir. Daha da kötüsü hedeflerimize ulaşmamızı engelleyebilir. Yıllardan beri Şark sarayları ile yakın ilişkim beni Avrupalı tercümanların ve dragonların lisana tamamıyla hâkim oldukları halde Şarklılar gibi düşünemedikleri ve olayları ve kişileri onlar gibi değerlendiremedikleri sonucuna vardırmıştır. Kelimeler ve cümleler düzgün bir şekilde tercüme edilebilir; fakat bu onların ardındaki anlamın da teslim edildiği demek değildir. Bir ismin yanlış yazılması, bir vurgunun eksik kalması zengin bir dille kendilerine hitap edilmesini bekleyen Şark hükümdarlarının nezdinde istediğimizin dışında bir sonuç verebilir…” 

 

Yeni İngiliz ajanlarına tavsiyeler

“… İşte bu durum çerçevesi içinde Padişah’la olan kişisel ilişkilerimizde özel ajanlar kullanmanızı tavsiye edeceğim. Türkçeyi bir Türk gibi konuşan, Şarkıların davranış şekillerini, huylarını, düşünce kalıplarını bilen bir özel ajan, Şark hükümdarının düşüncelerine ve duygularına nüfuz edebilmeyi herhangi bir Avrupalı diplomattan daha kolay başaracaktır. Avrupalı diplomat ne kadar uyanık ve akıllı olursa olsun Türkçeyi bilmediği için padişah ile tercüman aracılığıyla görüşebilecek, bu tercüman da her zaman kendisine çevirerek aktarması söylenen sözlere sadık kalmaya bilecektir.

Sultan Abdülmecid ve Abdülaziz’in günlerinde elçiler işlerini kolaylıkla yürütebiliyorlardı; çünkü adını zikrettiğimiz hükümdarlar sadece saltanat sürüyorlar; fakat ülkelerinin kaderine hükmetmiyorlardı. Şimdi ise durum bütünüyle değişiktir. Sultan Abdülhamit her şeyi kendi kişiliğinde birleştirmekte ve her şeyle ilgilenmektedir..”.

Vambery, Türk Boğazlarının istihdamı konusunda II. Abdülhamit’ten bilgi sızdırmaya da çalışmıştır. Padişahın Boğazlar savunmasını güçlendirmek için aldığı tedbirler St Petersburg’un da işine gelmemektedir ki, Rus Dışişleri Bakanı daha 1885 Nisan’ında Osmanlı büyükelçisini huzuruna çağırarak Padişah’ın Çanakkale’den ziyade Karadeniz Boğazı’nın tahkimine önem vermesini İngiltere’ye eğilimli olduğu şeklinde yorumladıklarını belirtmiştir.

İngiliz Dışişleri Bakanlığı’na yolladığı rapordan sonra padişahtan iki mektup alır. Sultan Hamit yazışmalarının ilkinde Reşit Efendi’ye geçen ziyaretinin anısı olarak imzalı bir fotoğrafını yollamıştır

 

İstihbari nitelikli bilgiler

Abdülhamit üzerinde daha da etkili olmak düşüncesiyle Vambery, Abdülhamit’i tedirgin etmekten geri kalmaz. Bu görüşmede;

*Rusya’nın asker taşıyacak gemilerinin 40’a yaklaştığı yolunda iyi haber alan kaynaklardan istihbaratının olduğunu,

*Bu sayının giderek artacağını,

*Türkiye’nin sürpriz bir saldırıya karşı hazırlıklı olup olmadığını,

*Bazı askeri otoritelerin Rusya’nın Boğazlardan geçmeyi denemek yerine Boğazlara yakın veya Karadeniz’in güney batı kıyılarına çıkarma yapabileceği fikrini savunduklarını,

*Bunun ise İstanbul’un güvenliği açısından Türk askeri otoritelerinin fikirleri ile çakıştığını anlatır.

 

Sinsi bir davranış

Zat-ı Şahane, Rusya’nın kendi kıyılarında çıkartma provaları yaptığından, Karadeniz‘deki savaş limanlarını giderek arttırdıklarından haberdar olduğunu belirtti. Çanakkale’nin tüm modern savaş gereçleri ile takip edildiği halde İstanbul Boğazı’ndaki tedbirlerin çok zayıf olduğundan, burada tek bir torpido bile bulunmadığından yeterince bilgi sahibi olup olmadığını araştırdım.

İngiltere’nin Türkiye’nin yanında olabilmesi için güçlü bir ittifak ve sermaye akışının olması gerektiğini belirttim ve sonra, “... Böylece İngiliz siyaset sahnesinde Türk taraftarlığı artacaktır. İngiltere’ye yakınlaşmanın doğuracağı tehlikelere gelince ben sizi bu konuda İngiltere’nin Karadeniz’de belirecek herhangi bir tehlike karşısında koruyacağını temin edebilirim” demiştim.

 

Vambery başına iş açıyor

... Sultan Hamit gerçekten gelecekten kuşkulanmakta ve Avrupa’da ne karışıklık olursa zevali kendisinin çekeceğini sanmaktadır. Elindeki tüm imkânları kullanarak bir çatışmaya sürüklenmekten kaçınacaktır. Vatanseverliği ve çalışkanlığı takdire şayan olan Padişah, tüm enerjisini bu amaç için kullanacaktır. Onu daha iyi tanıdıkça bu çarpıcı Şark hükümdarının olağanüstü zihniyeti ve yeteneklerine hayran olmaktan kendimi alamıyorum.

Vambery’nin, Sultan Hamit hakkında yukarıda sarf ettiği sözler, İngiliz Dışişleri Bakanlığında okunduğunda şiddetli bir tepki yaratır. Majestelerinin ajanının padişah tarafından satın alındığından ve kendilerine karşı kullanıldığından şüphelenir Sir Philip Curry.

7 Kasım 1880 tarihli mektubuyla Vambery’i uyarır ve ona Londra’nın talimatını iletir. Vambery (Reşit Efendi), Sultan Hamid’e Yunanistan’ın Girit’e bir hareket hazırlığı içinde olduğunu Fransa’nın ve Rusya’nın Yunanistan’ın ardında yer aldıklarını, muhtemel bir saldırı karşısında yalnız kalmak istemiyorsa Londra’ya ıslahat ve Mısır meselesi konularında bazı tavizler vermesi gerektiğini hatırlatmaktadır…”

 

 

 

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam