SON DAKİKA
reklam
reklam

Sağlıklı toplumun ferdi miyiz?

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 22 Ekim 2017, Pazar - 15:00   Okunma Sayısı:

Şefkatsiz büyüyen çocuklar
İstanbul’un sokaklarında her an tinerci, bıçakçı, şarapçı, dilenci gençleri görmek mümkündür. Nedenleri arasında bu gençlerden büyük bir çoğunluğun, şefkatsiz yetişmenin sonucunda hayata itilmiş olduğunu, ana-babalarından ayrı kaldığını ve arkadaş çevrelerinin bulunmadığını görüyoruz. 

Eğitim sistemimiz halen yerine oturmamıştır
Hepimiz ilk eğitimi -yani ilk terbiyeyi- annemizden aldık. Annemizin eğitimi yeterli midir? Okula başlıyoruz ve öğretmenle tanışıyoruz. Eğiticilerin eğitimi yeterli midir? Psikolog, pedagog aklımıza gelebilecek her eğitimciye soruyorum: Öncelikle eğitimin konusu neler olmalıdır? Çocuk yetiştirme nasıl olmalıdır? 
Tiyatroyu yok ettik veya pahalı kıldık. Eski Yunan’dan beri insanlar eğitime önem vermişler, geniş sahneli anfiler, koca koca tiyatrolar yapmışlar. Güzel konuşabilmeyi, yol yordam göstermeyi ve uygar olmayı öğrenmek ve öğretmek için…
Günümüzde üç beş tiyatro ayakta kaldıysa onlar da tutunabilmek için mücadele vermekte ve fiyatlarını yüksek tutmaktadır. Hangi kültürü, hangi eğitimi, hangi görgüyü alacak çocuklarımız tiyatrolardan? 
Eğiticilerimizin eğitim seviyesini ölçecek değilim; ama tartışma programlarını izliyor ve birbirleriyle konuşmalarını görüyoruz. İki profesörün birbirlerine sert çıkışları, mevki sahibi insanların veya karşıt görüşlü gazetecilerin tartışma nezaketine uymayan üslupları, mevki avantajıyla konuşmayı ve karşısındakini alt etmeyi tercih eden irtifa heveslilerinin tavırları hiç de hoş değildir.

Sağlık sistemimiz
Sağlık sistemimizden ziyade bireysel ve toplumsal bir “saçları dikilmişlik” yaşıyoruz.      Çevreciler, sakın ola nükleer santral projelerine karşı çıkarak çevreyi ve insanları korumaya çalıştığınızı zannetmeyin (!). Toplum olarak ruh sağlığımız zaten bozuktur. Kanıt mı istiyorsunuz?
     a. Her gün siz de gazetelerden okuyor, televizyon kanallarından izliyorsunuzdur. Eşini bıçaklayan, uzuvlarını parçalayan, sokak ortasında döven, hakaret eden maganda kocalar,
     b.  Sokakta kavga eden birbirini yaralayan efe taslakları,
     c. Hepsi birbirini tetikleyen bu olaylara trafikte yaşananları da katabiliriz. Daha dün devletin karayolunu keserek “drift” atan magandalardan tutun da içinde taşıdığı yolcuların hayatlarını hiçe sayarcasına belediye ve halk otobüslerinin şoförlerine saldıran dörtayaklılar, eli şemsiyeliler,
      d. Yaşlı, hamile, çocuklu, sakat, engelli demeksizin korumasız hanımlara sokakları dar eden zebani müsveddeleri,
      e. Aramızda insan olarak gezinen meczuplar, “o ânı hatırlayamıyorum” diyenler, kendisine vahiy geldiğini (!) iddia edenler ve her türlü naneyi bilerek ve isteyerek yiyip “elimde akıl hastanesinde yattığıma dair raporum var” diyenler toplumun huzurunu alt üst ediyor. Dolayısıyla ruh sağlığımız bozuktur.

Toplum huzurumuz bozuktur
     a. Güneydoğu Anadolu bölgemiz kanayan bir yaradır. Neredeyse her gün şehidimiz vardır ve bizler bunu kanıksamış gibiyiz. Irak sınırında meydana gelen olaylar yetmiyormuş gibi şimdi de Suriye sınırında olaylar patlak verdi. Buradan da sınır köylerimize top atışları yapılıyor ve tehdit yaratılıyordu.     
     b. Terör örgütlerinin mensupları, İdlip harekâtı nedeniyle sıkışmış, dar bir alanda adeta hapsedilmişlerdir. Bu cendereden kurtulmak için Suriye sahillerinden Akdeniz ve Ege’deki şehirlerimize sızmaya çalışmaktadırlar. Batılı ülkeler, kendi sınırlarından girişleri önlemek için her teröriste para teklif etmektedir.
     c. Hırsızlık ve dolandırıcılık had safhadadır. Devletin polisi bile zaman zaman mesajlar atarak halkı uyarmaya çalışmakta ve daha dikkatli olmaya çağırmaktadır. Yankesici de rahatsızdır. Çoğu “iş çıkmıyor abi” demektedir. Polisin uyarıları onları ekmeklerinden etmiştir. Karşılıksız çekler, ödenemeyen kredi borçları, elden alınan ve ödenmeyen paralar ayrı bir konu…

 Gıdalarımız bozuktur
Bu memlekette balın sahtesini yapan üretici kılıklı herifler, yumurtanın akını boşaltan hırsızlar, yoğurda kireç katanlar yok mudur? Malını satmak için yalan yere yemin ederek Allah’ı Peygamber’i de sahtekârlığına ortak etmeye çalışanlar, her gün yüz yüze geldiğimiz insanlardır. Onları bu tür davranışa iten şey, erkenden köşe dönme hırsıdır. 
Bu koşullar altında olgun ve sağlıklı bir toplum olduğumuzdan söz edilebilir mi?

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam