SON DAKİKA
reklam
reklam

GIDA ENFLASYONU VE GENEL ENFLASYON FARKI

Köşe Yazarı: Zafer ÖZCİVAN   Eklenme Tarihi: 21 Eylül 2023, Perşembe - 23:39   Okunma Sayısı:

Ülkemizde gıda enflasyonu sürekli olarak genel enflasyonunun üzerinde seyretmekte bu da başta dar ve sabit gelirliler olmak üzere hepimizi yakından ilgilendirmektedir. Çünkü gelir grupları incelendiğinde temel gıda ürünlerine ulaşamayan kesim olduğu bir gerçektir.

Gıda enflasyonunun yüksek seyretmesinin en büyük sebebi sıkı ve sürdürülebilir bir tarım politikasının olmaması ve bu bağlamda çiftçinin kendi tahminleriyle üretim yapmaya çalışmasıdır. Bir tarım ülkesi olan ülkemiz önceki yıllarda kendi kendine yeten ve ihracat yapan bir ülke iken günümüzde başta baklagiller olmak üzere birçok tarım ürünlerini ithal eder konuma gelmiştir. Döviz kurları da yüksek olunca yüksek rakamlar ödeyerek soframıza gıda ürünlerini almak zorunda kalmaktayız. Öncelikle tarım üreticilerinin sorunlarını irdelemek ve bunlara çözüm bulmak zorundayız. Akla gelen ilk çözüm yollarından birisi de planlı ve programlı, devlet desteği ile üretim yapılmasıdır. Ülkemizde çok büyük bir alan ekim yapılmadığı için boş kalmakta ve gıda sıkıntısı yaşanmaktadır. Hâlbuki devletin boş alanları yerel yönetimler vasıtasıyla tespit edip ne ekileceğini ne kadar ekileceğini belirleyip üreticileri teşvik ederek bir tarım politikası oluşturulabilir.

Gıda fiyatlarının yükselmesinde en büyük etken çiftçinin üretim için olmazsa olmazı olan mazot, gübre, zirai ilaç, tohum, fide gibi ihtiyaçlarının astronomik şekilde yükselmesidir. Antalya’da üretim yapan bir üreticiden İstanbul’a kadar çeşitli aşamalardan geçtiği için gıda enflasyonu olumsuz etkilenmektedir. Öncelikle tarladan hale gelen ürün komisyoncu vasıtasıyla satıldığı için yaklaşık %13 civarında bir gidere maruz kaldıktan sonra tüccara satılıyor. Tüccarın işçilik, kira, ambalaj giderlerinden sonra İstanbul’a olan nakliye, otoyol bedeli ödenerek ulaşıyor ve İstanbul’da da komisyoncuya ödenen bedelden sonra market, pazarda son tüketici ile buluşuyor. Son tüketiciye ulaşırken de kazanç, fire, kira, personel gideri, nakliye ödendikten sonra soframıza geliyor. Bütün bu bedeller ise ürünün tarladan çıkışının3,-5 katına ulaşıyor. Ancak burada bir konuyu unutmayalım; Hükümet şimdiye kadar fahiş fiyat denetimlerine öncelik vererek ve gerekli birimlere gerektiği şekilde para cezası uygulayarak fiyatları önlemeyi hedefledi ve doğru olanı yaptı. Çünkü zincir marketler, eskiden olduğu gibi ürünü halden değil direk üreticiden yani tarladan alarak ucuza mal edip satmaktadır. Burada en önemli nokta ucuza aldığı ürünü ucuza satmamakta piyasa koşullarında satmaktadır ve fiyatlar yükselmektedir. Bir örnek vermek gerekirse; geçtiğimiz günlerde bir zincir markette 29,95 TL olan kırmızı biber, daha ucuz olabilir diyerek üç harfli bir markete gittim. Gördüğüm etiket aynı ürün için 54,95 TL idi. Yani aynı ürün ucuz diye gittiğim üç harfli markette %70 daha pahalı idi. Demek ki denetimler uygulanmalı gerekli cezalar devam etmelidir. Biz de vatandaş olarak görevimizi yaparak bu tür marketleri yetkililere bildirmeliyiz.

İşte yukarıda açıklamaya çalıştığım gibi bu tür nedenlerden dolayı gıda enflasyonu sürekli olarak genel enflasyonun üzerinde seyretmektedir. Özellikle en düşük gelir grubu olan dar ve sabit gelirli vatandaşlar sadece sebze meyve değil et, süt, yumurta gibi insanın alması gereken besinlere ulaşmakta güçlük çekmektedir. Bunun sonucu olarak da başta obezite olmak üzere gelecek dönemde bazı sağlık sorunları ile karşı karşıya kalabileceğimiz endişesi artmaktadır.

İçinde bulunduğumuz yaz mevsiminin sonlarında yaz sebze ve meyve fiyatlarının ucuzlaması gerekirken sürekli olarak yükselmektedir. Geçtiğimiz temmuz ayından itibaren devam eden ve neredeyse yüzde yüzü aşan akaryakıt zamları bunun en büyük sebebidir ve bu yüzden genel enflasyon ile gıda enflasyonu arasındaki fark açılmaktadır.

Hükümet çiftçiye çeşitli şekillerde kredi vererek üretimi teşvik etmektedir ama bu desteklerin yeniden gözden geçirilmesi gerekir, yetersiz olduğu ortadadır.

Euronews’in sitesinin konu ile ilgili araştırması aşağıdaki gibidir.

Son bir yılda TÜFE yüzde 59 artarken aynı dönemde gıda enflasyonu yüzde 74 yükseldi.

Türkiye’de gıda fiyatları 3 yıldan bu yana her ay yükseliyor. Gıda enflasyonu ile genel enflasyon arasındaki fark da giderek açılıyor. Son bir yılda genel Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) yüzde 59 artarken aynı dönemde gıda enflasyonu yüzde 74 artış gösterdi. Yeni ekonomi modeli döneminde yıllık gıda enflasyonu ile genel enflasyon arasındaki fark yüzde 20 puanı aştı.

2004 başından bu yana yüzde 25’in altında seyreden yıllık enflasyon Ekim 2018’de bu sınırı aşarak yüzde 25,2 oldu. Yıllık gıda enflasyonu Nisan 2019’da yüzde 33,2 ile zirveyi gördü.

Kaynak: TÜİK • (*TÜFE, 2003=100)

"Yeni ekonomi modeli” ne geçilen Eylül 2021 sonrası enflasyon rekor kırdı. Kasım 2022’de yıllık gıda enflasyonu yüzde 100’ü aşarak yüzde 102’ye kadar yükseldi.

Mayıs 2023 seçimleri öncesinde enflasyon düşmeye başlarken 28 Mayıs seçimlerinden sonra yeniden yükselişe geçti.

Genel ve gıda enflasyon farkı yüzde 20 puanı aştı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri son yıllarda enflasyonun dar gelirlilerinin daha çok canını yaktığını gösteriyor.

"Yeni ekonomi modeli “ne geçilen Eylül 2021 sonrası enflasyon rekor kırdı. Kasım 2022’de yıllık gıda enflasyonu yüzde 100’ü aşarak yüzde 102’ye kadar yükseldi.

Mayıs 2023 seçimleri öncesinde enflasyon düşmeye başlarken 28 Mayıs seçimlerinden sonra yeniden yükselişe geçti.

 

Genel ve gıda enflasyon farkı yüzde 20 puanı aştı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri son yıllarda enflasyonun dar gelirlilerinin daha çok canını yaktığını gösteriyor.

2004-2019 yılları arasındaki 15 senede yıllık TÜFE ile gıda enflasyonu arasındaki fark yüzde 10 puanı aşmamıştı.

Bazı dönemler gıda enflasyonu genel enflasyondan daha düşük seyretti.

Kaynak: TÜİK

Ağustos 2021’de bu fark ilk kez yüzde 10 puanı aştı. Fark, Nisan 2022’de ise yüzde 21'e kadar çıktı. Ağustos 2023’te fark yüzde 14,7 puan oldu.

Yoksullar ve dar gelirliler için gıda masrafları hane halkı tüketim harcamalarında önemli bir paya sahip. Bu da gıda enflasyonunun bu kesimleri daha çok etkilediğini gösteriyor.

'Yeni ekonomi modeli' sonrası durum

TÜİK verileri yıllık genel enflasyon ile gıda enflasyonu arasındaki farkın yeni ekonomi modeli döneminde hızla açıldığını gösteriyor.

5 sene önce TÜFE ile gıda fiyat endeksini eşitliyoruz. Bu şu anlama geliyor: TÜFE sepetinin değeri 100 lira; gıda sepetinin de değeri 100 lira.

Kaynak: TÜİK (Ağustos 2018=100) • (*TÜFE)

Yaklaşık 15 sonra Kasım 2019’da iki mal sepetinin de fiyatı 119 lira. Yani aynı oranda zamlanmış. 2 Eylül 2022’de de endeksler birbirine oldukça yakın.

Yukarıdaki grafiğin gösterdiği üzere yeni ekonomi modelinden sonra gıda fiyatları çok daha hızla yükselmeye başlıyor.

Ağustos 2023’e gelindiğinde ise TÜFE sepetinin fiyatı 439 lira olurken gıda sepetinin fiyatı 565 lira olmuş.

Dünyada düşüyor

Son 5 yılda dünyada yüzde 29 artarken Türkiye’de nominal olarak yüzde 465 yükseldi.

Kaynak: TÜİK ve *FAO gıda fiyat endeksi

Ağustos 2018’de 100 birime satın alınan gıda sepeti Temmuz 2023’te 520 birime satın alınabiliyor.

BM Gıda ve Tarım Örgütü’nün açıkladığı endekse göre ise dünyada gıda sepetinin fiyatı 100 birimden 129 birime yükseldi. Hatta son yıllarda dünyada gıda fiyat büyük ölçüde düşüş eğiliminde.

ZAFER ÖZCİVAN

Ekonomist-Yazar

[email protected]

 

 

reklam

MOBİL UYGULAMAMIZ

HABER ARŞİVİ


Merhaba Sevgili Okurlarım. 


KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam