SON DAKİKA
reklam
reklam

Alman ve ABD basınından

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 23 Ekim 2017, Pazartesi - 11:00   Okunma Sayısı:

Canının yandığını söyleyen iki ülke: Öncesiyle Almanya ve ardından ABD… Resmî ağızlarda pek sert ifadeler yer almasa da her iki ülkenin basın ve yayın kuruluşlarında keskin ve köşeli ifadelere rastlanmaktadır. Ayrıca Almanya ve ABD’deki Türk vatandaşlarımızın huzurunu bozabilecek ve bu toplumlar içinde endişe yaratabilecek söylemler, yaşanan krizlerin düzelmesine olumsuz katkı sağlayabilecek niteliktedir.
ABD basınından
Washington Post gazetesinin bu haftaki başyazısında Trump yönetimine uyarılar yer aldı. Yazıda, “…dünya genelindeki otoriter yönetimlerin Washington üzerinde baskı kurmak amacıyla giderek artan bir biçimde Amerikan vatandaşlarını tutukladıkları …”ndan söz edilmekte, “… İran ve Kuzey Kore’nin öncülük ettiği bu kervanın, Mısır ve Venezuella’yı da cesaretlendirdiği…” görüşüne yer verilmektedir.
Yazı, “… Obama yönetiminden beri süregelen ABD’nin Kürtlerle adeta müttefik edasıyla yakın ilişki kurmasının Türkiye’yi, ABD dostluğundan uzaklaştırdığı, Türkiye’nin Rusya ve İran ile yakınlaşmasının da Batı’dan kopmaya başlaması olarak algılandığı…” şeklinde devam etmektedir.
ABD Dışişleri Bakanlığı ise yaptığı açıklamalarla daha sakin ve sabırlı davranış göstermekte ancak vizelerin askıya alınmasını ve kendi büyükelçisinin tutumunu ısrarla savunmaktadır. 
Alman basınından
Berlin’de yayımlanan Die Welt gazetesinin yorumunda, Alman vatandaşlarının Türkiye’de tutuklanması eleştirilerek federal hükümetin Türkiye’ye yönelik tutumunu sertleştirmesi talep edilmektedir.
Berlin’in başka bir dil de konuşabileceğini Erdoğan’a gösterme vaktinin geldiği belirtilen yazıda Türk hükümetinin dört hafta içinde 11 rehini serbest bırakmaması halinde Türkiye’den gelen Diyanet İşleri Türk İslam Birliği memurlarının bir ay içinde Almanya’yı terk etmesinin istenebileceği görüşüne yer verilmektedir. 
Diğer bazı gazetelerde ise, Almanya’daki 14 Türk konsolosluğundan yarısının kapatılabileceği, kişisel hesapların dondurulabileceği, Avrupa Birliği müzakerelerine ve yapılan ödemelere son verilebileceği gibi haberler çıkmaktadır.
NATO’dan çağrılar
ABD’nin Türkiye’deki konsolosluklarının göçmen olmayan vize işlemlerini askıya alması üzerine Türkiye bu karara aynı şekilde karşılık vermişti. Geçtiğimiz iki ülke arasında hafta yaşanan kriz, bazı yumuşama belirtileri gösterse de ABD’den Türkiye’ye bir heyet gelse de kısa zamanda düzeleceğe benzemiyor.
Bu durum elbette NATO’yu da çok rahatsız ediyor olacak ki, Genel Sekreter Jens Stoltenberg, “ABD ile Türkiye’ye biraraya gelmeleri ve birlikte çözüm bulmaları çağrısını yapıyorum; çünkü yakın ilişki içinde birlikte çalışıyor olmamız ittifak için önemli. Özellikle de bu bölgede… Türkiye, terörizmle savaşımızda kilit öneme sahip” demek ihtiyacını hissetti. 
Yorumlama
I.Dünya Savaşı yıllarında Fransa, bizim güney illerimizi işgal etmişti. Almanya, Musul petrolünün veya İngiliz hâkimiyetinin Akdeniz kıyılarına ulaşmasını önlemek istemiştir. Yıldırım Ordularının kuruluşu da bu amaca yöneliktir. Şimdi İngiltere bu işleri ABD’ye bıraktığı için konuyla Amerikalılar ilgileniyor.
Orta Doğu’yu yeniden şekillendirme projesi olan BOP, uygulama alanına konulduğundan beri birtakım tıkanıklıklara uğramaktadır. ABD belki de Türkiye’nin ayak bağı olmasından rahatsızlık duymakta ve dolayısıyla Türkiye’ye de bir nizam vermek gerektiğini düşünmektedir.
Demokrasi getirdiğini söylediği Irak’ın yöneticileri bile artık Irak topraklarında Amerikan egemenliğini görmek istemedikleri Amerika’ya kapıyı göstermişlerdi. IŞİD’i Irak’a saldırtarak bu ülkede Amerikan varlığının gerekliliğini bir kez daha gösteren ABD, Irak ordusuyla müşterek harekât yaparak yine dostluk (!) sergilemiştir. 
Bizimle olan meselesine gelince; ABD’nin bu bölgedeki menfaatleri bitmeyeceğine göre kriz/ler düzelir ve belki de daha anlayışlı (!) olurlar. 

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam