SON DAKİKA
reklam
reklam

Bir çalıştaydan tümceler

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 23 Eylül 2023, Cumartesi - 20:26   Okunma Sayısı:

21 Mayıs 2011’de Washington Enstitüsü Türkiye Araştırma Programı Direktörü tarafından New York Üniversitesi Küresel İşler Merkezinde bir grup önde gelen Türkiye uzmanıyla bir araya gelerek çalıştay düzenlemişti.  

2020’ye kadar Türkiye’nin geleceği açısından olası senaryolar ele alındığı bu senaryolarda amaç, Amerikalı politikacıların dikkatine şayan üç makul, farklı ve kayda değer senaryoyu saptamak ve geliştirmekti.

Söz konusu çalıştayın katılımcıları Türkiye’nin toplumsal, siyasi ve diplomatik geleceği açısından bu tanıma uyan üç senaryo hazırlamışlardı:

 

  1. Liberal Olmayan İslamcılık;
  2. Liberal Olmayan Laiklik ve
  3. Siyasi çoğulculuk.

 

Yaklaşık 14 sayfa tutan bu senaryo metninin bir kısmı, raporda zikredilen süreçte gerçekleşmiş, ama büyük kısmı bu tarihten sonra olgunlaşmıştır. Özet olarak çıkarttığım hususları günümüze taşıyarak karşılaştırma yapmak istedim.

 

Nasıl başladı

**Türkiye’nin AB ve ABD ile ilişkileri bozuldu. AB katılım müzakereleri askıya alındı.

**Türkiye’nin 2020 yılına kadar Orta Asya, Rusya ve Orta Doğu ile ilişkiler gelişirken bu tarihten itibaren hem Batı hem de Doğu’daki ortaklarıyla ticaret ilişkileri bozuldu.

**Kamusal alanda, eğitim sisteminde ve devlet aygıtlarında Sünni İslam egemen oldu. Azınlıklar, ateistler, laikler ve eşcinseller ayrımcılıkla karşı karşıya kaldı, bu zihniyettekiler devlet kadrolarından ve siyasetten uzaklaştırıldı.

** Muhafazakâr görüşlü ve dindar insanlar kentlere akın ederken dış politika, ekonomi, sivil toplum bozulmaya başladı.

**İktidar partisinin yandaşları her türlü ekonomik fırsattan yararlandı. Kayırmacılık ekonominin belirleyici özelliği oldu. Ehliyet ve liyakate önem verilmedi.

**Başörtüsü takan kadın sayısındaki artışla birlikte erkeklerde sakal öne çıkmaya başladı. Alkollü içki satan bar ve restoranlar zaman zaman tahrip edildi ve bu türden olayları eleştiren gazeteciler ve diğer kesimler tehdit edildi, çeşitli suçlamalarla haklarında davalar açıldı.

**Türkiye’nin toprak bütünlüğünü geleneksel vurguyla dile getiren ana muhalefet partisi, Kürt nüfusuna karşı Kürt partileriyle işbirliği yapmaktan alıkoydu.

 

Nereye vardı

İşgücü piyasası vasıfsız işçilerle doldu. İş arayışı için kırsal kesimden büyük şehirlere göç eden düşük vasıflı işçiler, kendilerini son derece rekabetçi bir ortamda bulunca vasıflı işçi talebinde sıkıntılar yaşandı. Türkiye’de üniversite mezunları iş bulamayınca yurt dışına gitmeye başladı.

Bu gelişmeler Türkiye’nin Batı ile arasındaki mesafeyi arttırdı. Orta Doğu ve Asya üzerinde etkili olan Türk yönetimi Türk halkının da desteğiyle AB ile katılım müzakerelerinden geri çekildi.  Türkiye, muhtemel bir Kürt devleti kurulmasının önüne geçmek amacıyla İran, Suriye ve Irak ile anlaşmalar yaptı. Bu ülkeler Türkiye ile ticari ilişkilerini daha da derinleştirdiler ve Kürt sorununu ortak güvenlik sorunu olarak tanımladılar. İsrail’e, ABD’ye ve genel anlamda Batı’ya yönelik üslupları düşmanca bir hal aldı.

Kürt sorunu, İsrail-Filistin ilişkileri ve nükleer silahların yayılmasının önlenmesi konularında adı geçen ülkeler nüfuz sahalarını genişletmeye çalıştılar. Buna ek olarak PKK destekli terörizm, Kürt sivil toplumunun zaman zaman arttırdığı desteğiyle yeni arayışlar içine girdi. Türkiye lider seviyesindeki PKK’lıları tek tek avlamaya başladı, diğer yandan da örgüt militanlarının toplu olarak tespit edildiği yerlere hava taarruzlarını arttırdı.

İktidar patisi, Kürt açılımının devam edeceğini söylemiş olsa da anadilde eğitim, eğitime daha iyi erişim ve güneydoğu bölgesinin kalkındırılması gibi verilen sözler Kürtlerin istediği şekilde yerine getirilmedi.

İktidar partisinin ekonomi politikası ve işsizlik oranının yüksekliği eleştirilere sebep oldu. Gençler ekonomik fırsatlardan mahrum kaldılar.

Kürtlere ve Yunanistan’a güçlü Amerikan desteği Türkiye’yi tedirgin etmiştir. Batılıların gözünde aşırı güvensizliği ve aşırı milliyetçiliği Türkiye’yi güvenilmez bir ortak haline getirmiştir. Ülkenin ekonomik zayıflığı ve komşularla kötüleşen ilişkileri en iyi koşullarda kendisini faydasız hale getirmiştir

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam