SON DAKİKA
reklam
reklam

ZENGİNLİK VE YOKSULLUK

Köşe Yazarı: Zafer ÖZCİVAN   Eklenme Tarihi: 24 Eylül 2023, Pazar - 14:08   Okunma Sayısı:

Zenginlik ve yoksulluk günümüzde en sık kullanılan iki sözcük durumuna gelmiştir. Artan hayat pahalılığı, alım gücünün düşmesi, yüksek enflasyon sonucu zengin ile fakir kitlelerin yaşam farklarının artmasına sebep olmuş, zengin daha zengin, fakir daha fakir durumuna gelmiştir. Türk dil kurumunun sözlüğüne göre zengin;

- Parası, malı çok olan, varlıklı, varsıl, variyetli, fakir, yoksul karşıtı

- Yararlı veya kendisinden beklenilen, istenilen nitelikleri çok olan

- Verimli

- Gösterişli

- Çok, bol

Fakir kelimesi ise; Geçinmekte Çok Sıkıntı Çeken (Kimse, Toplum, Ülke), Parasız, Yoksuz, Varlıksız, Variyetsiz, Fakir, Fukara, Zengin, Varsıl Karşıtı

İstenilen Nitelikte Ve Özellikte Olmayan, Yetersiz anlamında kullanılmaktadır.

Ülkemizde çeşitli kurumlar tarafından her ay yoksulluk sınırı hesaplanarak kamuoyu ile paylaşılmakta, ancak yapılan bu hesaplamalar ne amaçla ve nerede kullanıldığı en azından benim tarafımdan bilinmemektedir. Çünkü gerek asgari ücret gerek emekli maaşları değerlendirilirken yoksulluk ve açlık sınırı baz alınmamaktadır. Yaptığım araştırmaya göre asgari ücret son 222 ayda sadece 8 ay açlık sınırının üzerine çıkmıştır, yoksulluk sınırı ise konu bile edilmemektedir. Diğer yandan en düşük emekli maaşı asgari ücretin yaklaşık %40 altında olduğundan bu kesimin yaşam koşullarının son derece zor olduğu ortadadır.

Türkiye’de çalışan toplam nüfusun yaklaşık yüzde kırkı asgari ücretle yaşam savaşı vermektedir. Bunun yanında 16 milyon emeklinin altı milyon kadarı en düşük veya daha düşük gelir elde ettiklerini dahil edersek çalışan kesimin yarıdan fazlası açlık sınırının altında geçinmeye çalışmaktadır.

Enflasyonun yüksek olduğu yaklaşık üç yıldan bu yana izlenen yanlış ekonomik programların bir sonucu olarak ülkemizde zengin daha zengin, fakir daha fakir duruma gelmiştir. Kur korumalı mevduat sistemi bunun en belirgin örneğidir. Dolayısıyla gelir adaletsizliği ortaya çıkmıştır.

Grafikte görüldüğü gibi 2006’dan 2022 yılına kadar yaklaşık toplumun %6 kadarı milli gelirden en yüksek payı almakta, geri kalan çoğunluk ise milli gelirden çok daha az pay almaktadır. Dolayısıyla gelir dağılımı uygun değildir.

Ülkemizde her ay açlık ve yoksulluk sınırı artmakta, özellikle dar ve sabit gelirlilerin yaşam koşulları olumsuz etkilenmektedir ve yoksullaşma oranı giderek artmaktadır.

Öte yandan yerli ve milli paramızın değerinin düşmesi de ülke olarak fakirleşmemize sebep olmuş, millî servet miktarımız azalmıştır.

Credit Suisse'in her yıl yayınladığı Küresel Servet Raporu, bankanın UBS tarafından satın alınmasıyla bu yıl iki kurum tarafından ortak olarak hazırlandı.

Rapora göre toplam küresel servet 2022 yılında bir önceki yıla göre 11,3 trilyon lira, yani yüzde 2,4 gerileyerek 454,4 trilyon dolara düştü. Bu, küresel servet miktarında 2008 yılından bu yana kaydedilen ilk düşüş oldu. Küresel olarak kişi başı servet de geçen yıl 2021'e göre yüzde 3,6'lık gerilemeyle 84 bin 718 dolara düştü.

Raporda bu düşüşte ABD Dolarının pek çok diğer para birimine karşı değerlenmesinin etkili olduğu belirtildi. Eğer kurlar 2021 seviyelerinde kalsaydı küresel servette yüzde 3,4'lük yükseliş kaydedilecekti.

Raporda değerlendirmeye alınan ülkelerde dolardaki değerlenmeden en çok etkilenen ülke ise Türkiye oldu. Türk Lirası dolar karşısında 2022 yılında yüzde 46 değer kaybetti. Değer kaybında TL'yi yüzde 42 ile Arjantin Pesosu takip etti.

Buna karşılık Türkiye geçen yıl yüzde 155 ile hisse değerlerinin en fazla yükseldiği ülke olarak öne çıkarken, bu bakımdan da Türkiye'yi yüzde 124,7'lik artışla Arjantin ve yüzde 33,3'lük artışla Birleşik Arap Emirlikleri takip etti. Rapordaki seçili pazarlar arasında Türkiye yüzde 59,6'lık artışla konut fiyatlarının en çok arttığı ülke oldu. Türkiye'yi yüzde 34,4'lük artışla Rusya ve yüzde 30,7'lik yükselişle Macaristan takip etti.

Rapora göre 2022 sonu itibarıyla Türkiye'de hane halklarının toplam serveti 1 trilyon 41 milyar lira oldu. Ülkedeki toplam servet TL'deki değer kaybının etkisiyle bir önceki yıla göre 142 milyar dolar eridi. Oransal olarak servetteki düşüş yüzde 12 oldu. Bu düşüşle beraber Türkiye'nin küresel servetten aldığı pay yüzde 0,3'ten yüzde 0,2'ye geriledi.

2022 sonu itibarıyla yetişkin başına servet 17 bin 578 dolar olarak hesaplandı. 2021 yılında söz konusu rakam 20 bin 194 dolar seviyesindeydi. Yani geçen yıl Türkiye'de yaşayan her yetişkin ortalama 2 bin 616 dolar servet kaybı yaşadı.

Son 10 yıla bakıldığında ise yine TL'deki değer kaybının Türklerin dolar bazında büyük bir servet kaybı yaşadığı görüldü. 2013 yılında Türkiye'de hane halklarının toplam serveti 1 trilyon 970 milyar dolarla zirve yapmıştı. Aradan geçen 9 yılda yaşanan servet kaybı 929 milyar doları buldu.

2013 yılında Türkiye'nin küresel servetten aldığı pay yüzde 0,7 iken 2022'de bu oran yüzde 0,2'ye geriledi. 2001-2022 yıllarını kapsayan UBS-Credit Suisse verilerinde daha önce Türkiye'nin küresel servetteki payı bu kadar düşük bir seviyeye gerilememişti.

Raporda Türkiye'de hane halklarının en yüksek seviyeye ulaştığı 2013 yılında Türk ekonomisi de 957,8 milyar dolarlık büyüklükle rekor kırmıştı. 2013'te kişi başı gelir de 12 bin 500 doları aşarak rekor kırmıştı. GSYH geçen yıl 906 milyar dolar, kişi başı gelir de 10 bin 661 dolar oldu. Yani GSYH son 2 yıldaki büyümeye rağmen 2013'ün yüzde 5,4 altında kaldı. Kişi başı gelir ise 9 sene öncesine göre yüzde 14,7 düşük durumda.

Buna karşılık kişi başı servet 2013'e göre yüzde 55,2, toplam servet ise yüzde 47,1 geriledi.

Rapora göre 2022 sonu itibarıyla Türkiye'de 1 ila 5 milyon dolar arasında serveti bulunanların sayısı 52 bin 392 oldu. 4 bin 835 kişinin 5 ila 10 milyon dolar arasında serveti bulunurken, 10 ila 50 milyon dolar arasında serveti olan kişi sayısı 2 bin 920, 100 ila 500 milyon dolar arasında serveti bulunan kişi sayısı 124, 500 milyon doların üzerinde serveti bulunan kişi sayısı ise 31 oldu.

Raporda bunun yanında servet dağılımına ilişkin de çarpıcı veriler yer aldı. Buna göre Türkiye'deki en zengin yüzde 1'lik kesim toplam servetin yüzde 29,5'ine sahip. En zengin yüzde 5'lik kesimin ise servetteki payı yüzde 59,2 seviyesinde yer aldı. Yani yüzde 5'in serveti kalan yüzde 95'lik kesimin üzerinde yer aldı.

Servet dağılımındaki adaletsizlik dünya genelinde de görüldü. Küresel olarak en zengin yüzde 1'lik kesim 2022 sonu itibarıyla toplam servetin yüzde 44,5'ine sahip oldu. Yüzde 5'lik en zengin kesimin payı ise yüzde 69,2 olarak kayıtlara geçti.

ZAFER ÖZCİVAN

Ekonomist-Yazar

zozcivan@hotmail.com

 

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam