Terör ve şiddet
21’inci yüzyılda insanlığın karşılaştığı belki de en önemli sorun, terör sorunudur. Terör
örgütleri, güvenlik literatüründe son dönemde “vekâlet savaşları” olarak nitelenen bu ortamın
aktörleri olarak sınırları aşan bir etki alanına erişmekte, amaçlarını ve stratejilerini bu hedefler
doğrultusunda belirleyebilmektedir.
Uzun yıllar sınırlarımızın içinde faaliyet gösteren PKK/ KCK terör örgütünün Suriye kolu
olan Demokratik Birlik Partisi (PYD), son dönemde bir yandan uluslararası alanda kendisini
meşru bir aktör gibi göstermeye, diğer yandan da bazı uluslararası güçlerin verdiği siyasi ve
lojistik destekle Suriye’de yaşanan iç karışıklığı fırsata dönüştürmeye çalışmaktadır.
PYD, Halk Savunma Birlikleri (YPG) adını verdiği silahlı unsurları aracılığıyla, uluslararası
kamuoyunda kendisine DEAŞ’a karşı mücadele eden bir örgüt görüntüsü vermektedir.
Gerçekte ise PYD/YPG’nin PKK/ KCK terör örgütünün Suriye kanadı olduğu, amaç, yapı ve
işleyişinin örtüştüğü, aynı yapı içerisinde hareket ettiği ve PKK/KCK’dan farklı ve bağımsız
bir oluşum olmadığı bilinmektedir.
Uluslararası listelerde
PYD, uluslararası terör örgütleri listelerinde “terör örgütü” olduğu tescillenen PKK’nın
Suriye’de faaliyet gösteren uzantısıdır. PYD’nin, PKK terör örgütüyle olan organik bağına
yönelik pek çok kanıt bulunmaktadır.
Her şeyden önce PYD, 17 Ekim 2003’te PKK terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ın
İmralı’dan verdiği talimatlar ve PKK 8’inci Kongresi’nde; ‘Türkiye’nin yanı sıra İran, Irak ve
Suriye’de de yeni örgütlenmelere gidilmesi’ yönünde alınan kararlar doğrultusunda
kurulmuştur.
Bu bağlamda Türkiye, İran, Irak ve Suriye topraklarında sözde özerk yönetim olarak ifade
ettiği bölgeleri KCK adı altında birleştirmeyi ve bağımsız bir devlet tesis etmeyi hedefleyen
PKK/KCK terör örgütü, Suriye’deki koşullardan faydalanarak KCK projesini uygulama
amacıyla kadrolarının bir kısmını Suriye’de konuşlandırmıştır.
Suriye’de son durum
Yerel kaynaklardan edinilen bilgiye göre, PKK/YPG, Arap aşiretlerinin Deyrizor'da 27
Ağustos’ta başlattığı operasyonlara destek verdiği gerekçesiyle Araplara karşı harekete
geçmiştir. Teröristler, Arap aşiretlerinin sivil kayıpları önlemek için çekildikleri Azme
köyünde sekiz genci alıkoymuştur.
*Deyrizor’da PKK/YPG baskısı altındaki Arap aşiretleri 24 köyü terör örgütünden kurtardı,
*Deyrizor’da terör örgütü PKK/YPG ile Arap aşiretleri arasındaki çatışmalar Münbiç'e
sıçradı,
*Terör örgütü PKK/YPG, Deyrizor’da Arapları göçe zorluyor,
*Deyrizor’daki Arap aşiretleri, bölgedeki güvenliği kendileri yapılandırmak istiyor,
*Deyrizor’da PKK/YPG baskısı altındaki Arap aşiretleriyle terör örgütü 12 gündür çatışıyor
Alıkonulan Arap aşireti mensuplarının akıbeti bilinmiyor.
Deyrizor’daki çatışmalar
Ülkenin doğusundaki Deyrizor ilinde örgüt baskısı altındaki Arap aşiretlerinin PKK/YPG'ye
karşı başlattığı operasyonlar küçük çaplı da olsa devam ediyor.
Deyrizor ilinde 27 Ağustos’ta başlayan çatışmalar, diğer Arap aşiretlerinin katılımıyla Rakka
ve Haseke illeri ile Halep’in Münbiç ilçesinde de çeşitli yoğunluklarda sürüyor.
PKK/YPG'nin baskısı altındaki Arap aşiretleri de sivil kayıpları önlemek için teröristlerden
temizlediği 33 köyün nerdeyse yarısından çekilmek zorunda kaldı.
Deyrizor'daki PKK/YPG işgali
Örgütün, ABD ordusunun desteğiyle "DEAŞ’la mücadele" adı altında işgal ettiği
Deyrizor’daki halkın tamamı Araplardan oluşuyor. Terör örgütü, işgalindeki bölgelerde çocuk
yaştaki Arapları zorla silah altına alıyor.
Örgüt, bölgedeki kuyulara el koyarak elde ettiği petrolü, ABD yaptırımlarına rağmen
kaçakçılar aracılığıyla Şam yönetimine satarak gelir sağlamakta ve kendi faaliyetleri için
kullanmaktadır. Bu durumda da bölge halkı yerel hizmetlerden ve yardımlardan mahrum
kalmaktadır.
Suriye’nin kuzeyinde elde edilen petrolden ABD’nin terör örgütü PKK/YPG kanalıyla
Suriye’ye verdiği net zararın 27,5 milyar dolar olduğu, bunun dolaylı yollarla 112,5 milyar
dolara ulaştığı belirtilmiştir. Örgüt çekildiği bölgelerden köylüleri kaçırmakta, beraberlerinde
götürdüğü kişileri rehin olarak kullanmaktadır.
Çekilip yeniden yuvalandığı bölgelerde tutunabilmek için ABD’den daha fazla destek
görmeyi, Türk askerlerinin bölgeden çekilmesi için kendi medyalarında propaganda yapmayı sürdürmektedir.