Sınırları Trakya hududumuzda biten, ülkemizin güneyinde de egemenliğini Kıbrıs Rum Yönetimiyle Doğu Akdeniz’e vardıran AB, Balkan ülkelerini –daha doğrusu eski Sovyet peyklerini- bünyesine almakla galiba şişkinlik yaşıyor. Türkiye’yi Birlik’e almamanın yanı sıra İngiltere gibi bir devi de gözden çıkarmayı başardı.
AB’nin kuruluşuna baktığımızda kurucu lider üyeler Almanya ve Fransa olarak gözükmektedir. Acaba şöyle düşünsek abartmış olur muyuz?
Her iki dünya savaşında Orta Doğu’ya ve Kafkaslara uzanan Almanya, sınırlarını bu kadar genişletmişken yarın da Fransa’yı dışlamasın? Küre’nin batısında dünya hâkimiyetini de üstlenmiş olan tek hâkim güç varken Küre’nin doğusunda Almanya, Rusya, Çin, Hindistan ve Japonya gibi bir kaç güç var.
Doğu Almanya’yı da bünyesine katan Almanya hakkında Çad Gölü kıyısındaki faaliyetleri, Fas’a olan ilgisi gibi konularda yazılar yazmıştım. Avrupa kıtasında egemenliği ele geçiren Almanya'nın Afrika'ya ne şekilde sarkmaya çalıştığını yazmıştım.
2000’li yıllar
Almanya’nın Afrika’ya yönelik politikasındaki temel dönüşüm noktasını 11 Eylül 2001 terör olayları oluşturuyor. Bunu fırsat bilerek durumdan kendisine vazife çıkaran Almanya’nın eski hastalığı debreşmiş ve Afrika Boynuzu’ndan yer kapmak fikri aklına gelmiştir.
Cibuti ile askerî bir anlaşma imzalayarak Cibuti limanlarını ve havaalanlarını kullanma imkânını elde etmiş, 1.200 civarında bir deniz gücünü Cibuti sahillerinde konuşlandırmayı başarmıştır. Almanya bu çıkışıyla Akdeniz’i Hint Okyanusu’na bağlayan stratejik bir mevkiin gözetim görevini üstlenmiştir.
Almanya, 2004’ten bu yana BM’ye bağlı barışı koruma güçlerine verdiği destek aracılığıyla Liberya, Fildişi Sahilleri, Fas, Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Sudan, Çad, Orta Afrika Cumhuriyeti ve Somali dâhil olmak üzere birçok ülkede varlık ve ekonomik etkinlik göstermeye başlamıştır. Almanya, Afrika’ya yönelik politikasını AB’nin Afrika politikalarına dayandırarak onunla uyumlu hâle getirmiştir. “2005 Yılı Avrupa Ortak Kalkınma Vizyonu” ve “2007 Yılı Avrupa-Afrika Stratejisi” bu duruma örnek olarak gösterilebilir.
Yine askeri amaçlı yakınlaşmalar
2008 yılı başında Almanya, Aden Körfezi’nde NATO’nun koordinasyonu altında korsanlıkla mücadele operasyonlarına katılmış, güvenlik güçlerini eğitmek amacıyla Mali’ye 330 asker göndermiştir.
Almanya’nın Afrika’da askerî varlık gösterme yönündeki çabaları, yalnızca çatışma bölgelerindeki krizlerin çözümü için olmasa gerektir. Alman silahlarının tanıtım ve pazarlamasını da amaçladığını söylemek mümkündür. Angela Merkel’in 2011’deki Afrika ziyareti sırasında Angola hükümetine ve Cezayir-Fas gerilimi nedeniyle Cezayir’e fırkateyn ve çeşitli deniz harp malzemesi satma teklifi buna örnek olarak gösterilebilir.
18 Aralık 2010 Arap Baharı’yla yeni durum
Afrika topraklarında Fransa ile gizli çekişme içinde olan Almanya, Afrika sahillerini yalayan Bahar rüzgârıyla hem sevinmiş hem de tedirgin olmuştur. Fransa yanlısı eski yönetimlerin işbaşından uzaklaşması ve yeni yönetimlerle geniş kaynaklara kavuşma beklentisi Almanya’nın sevincini körüklerken, eski rejimlerin geri dönmesi ve dinci hareketlerin demokrasiyi tehdit etme ihtimalinin belirmesi Almanya’nın tedirginliğine neden olmuştur.
Durumu değerlendirmek, Afrika’daki gelişmeleri takip edebilmek ve başka devletlerin Kıta’ya olan ilgilerini tespit etmek amacıyla Alman istihbarat örgütü yoğun dinleme faaliyetlerine yönelmiştir. Gelişmeler doğrultusunda ilgisini Tunus, Fas ve Mısır üzerinde yoğunlaştıran Almanya, bu ülkelere eğitim, demokrasi, istihdam ve finans gibi konularda destek olmaya çalışmaktadır.
Afrika’ya çengel atılmış sırada Asya var
Almanya, küremizin doğusundaki güçlerle eski kıtaya hâkimiyet peşinde koşmasa da buradaki ülkelerle ticari dengeleri lehine çevirmeyi sürdürmektedir. Çin ve ABD, ihracatta uzun süre dünya şampiyonluğunu sürdüren ve gücünü yeniliklerle koruyan Almanya’yı geçmişlerdi.
Toptancılık, Dış Ticaret ve Hizmetler Birliği Başkanı Börner, 2012’de Almanya’nın ihracatının yüzde 6 oranında artarak bir trilyon 100 milyar Euro’ya ulaştığını, ithalatın ise yüzde 7’lik bir artışla 965 milyar Euro’ya çıkacağını tahmin ettiğini öne sürmüştü. Daha sonra ise, Doğu Asya’da, ayrıca Güney ve Kuzey Amerika’da ve Ortadoğu’da önemli büyüme fırsatı gördüğünü kaydetmişti. 2022 yılında Almanya’nın ihracatı yüzde 14,3 artarak 1 trilyon 564,1 miyar euro ile rekor kırmıştır. (Euronews)
Sonuç olarak
Avrupa ticaretinin merkez üssü olan Almanya, Afrika’ya sarkarak Fransız etkinliğini kırmıştır. Doğu Akdeniz’e dayanan AB sınırları nedeniyle İngiltere’nin de Birlik’ten çıkmasını kolaylaştırmıştır. Şimdi Asya’ya sarkıyor. Bakalım kimin başına ne iş açılacak?