İsrail, büyük abisinden aldığı destekle Filistin topraklarını işgal etmeye, hatta bu topraklardaki Filistinlileri yok etmeye niyetlenmektedir. İsrail’in bu iştahı hiçbir zaman dinmemiş ve dinmeyecek, insan haklarını ihlâl etmeye devam edecektir. Bu hırsın karşısına zaman zaman AB cılız bir sesle çıkmış ise de bugün İsrail’in yanında olduğunu belirtmiştir.
Türkiye’ye karşı Filistin yönetimlerinin sicilleri pek parlak olmamakla birlikte Türkiye, oradaki İsrail oyunlarını bozmak için mücadele vermektedir. Gazze şeridi olarak adlandırılan bölge, İsrail’in güneybatısında, Mısır sınırına bitişik Doğu Akdeniz’deki bir sahil bandıdır. Uzunluğu 41 km, genişliği ise 6-12 km. arasında değişir. 360 km karelik bu alanda yaklaşık 1,5 milyon insan yaşar.
İsrail, 1967 Savaşı’ndan itibaren bölgeyi hukuka uygun olmasa da havadan ve denizden kontrol altında tutmakta ve su kaynaklarını denetlemektedir. Bu avantajla Gazze’de ve hatta Filistin’de kendi istediği doğrultusunda iskân işlemlerini yürütmektedir.
Dünkü Gazze
1516 yılında Yavuz Sultan Selim tarafından Osmanlı topraklarına katılan Gazze’den, İstanbul’a pirinç, karabiber, tarçın ve zencefil gönderilirmiş. Mal sevkiyatının yapıldığı zamanlarda bölgedeki aşiret artıkları, deve kervanlarına saldırılar düzenlemiş, “hac” zamanlarında da hacılara karşı bu saldırılarını devam ettirmişlerdir. Bu gelişmeler, Gazze’deki kalenin muhkem hale getirilmesini ve askerle takviyesini gerektirdiğinden kaledeki eski ve kırık toplar ayıklanarak İstanbul’a gönderilmiştir.
Fransızlar Mısır’ı istilâ edince bir birliğini kuşatma amacıyla Gazze’ye göndermiş. Küffarın tedibi (düşmanın haddinin bildirilmesi) için üzerlerine Türk uşakları gönderilmesi planlanmış. Gazzelilerin Fransa’ya taraftar olduğu ortaya çıkınca İstanbul’dan bölgeye Arnavut askerleri ve bol mühimmat ile Yafa, Beyrut, Gazze ve Ariş kalelerine beş obüs, on balyemez ve 55 sürat topu gönderilmiş. Kıbrıs ve Rodos adalarından da gemilerle peksimet ve buğday sevk edilmiştir.
Hasmane davranış ve eşkıya taktikleri
Şekavet (eşkıyalık) olaylarının sonraki yıllarda da devam ettiğini görüyoruz. Osmanlı arşivindeki kayıtlara göre Gazze aşiretinin Sayda eyaletinde eşkıyalık yaptığı, Bitaha ve Tarbey urbanının vukua gelen çok sayıdaki şer ve mazarratı (fenalıkları) anlatılmakta ve bu aşiretlerin Osmanlı ordusuna kiralık deve veren Şamar aşiretinin deve ve koyunlarını gasp ettiği belirtilmektedir.
Balkanlarda artan karışıklıklar sonucu Osmanlı Devleti Balkan Savaşı’na girmiştir. Bu durum cepheden çok uzakta Urfa’dan Süveyş’e kadar asayişin bozulmasına ve kontrol zafiyeti doğmasına neden olmuştur. Gazze aşiretinin düşmana müzahir davranışlar göstererek Bağdat-Fov güzergâhındaki telgraf direklerini tahrip ettiği ve tellerini çaldığı bu açıklamalarda mevcuttur.
Şer alanını genişleten Gazze aşireti, bunlarla yetinmeyip Gazze Şeyhi Cahim bin Keşiş tarafından düzenlenen bir saldırıyla Urfa’da Viranşehirli Noviran’ın develerini de gasp etmiştir. Filistin’de ilk yerleşim, 1882’de Doğu Avrupa’dan kaçan Yahudiler tarafından başlatılmıştır. II. Abdülhamid, 1888 tarihli bir fermanla göçü yasaklamış, ziyaret amacıyla gelen Yahudilerin kalış süresini de üç ay ile sınırlandırmıştır.
20’nci yüzyılın başları
- Dünya Harbi sırasında Yahudiler, İngilizlere her türlü istihbarat desteğini sağlamışlardır. Bu hizmetlerine karşılık İngiltere Dışişleri Bakanı Belford, 2 Kasım 1917’de kendilerine toprak verileceğini vaat etmiştir. Filistin’in kurtarılması için Yahudiler tarafından kurulan tugay seviyesindeki ilk nizami birlik, 1918 yılında İngilizlerin yanında Türklere karşı muharebeye girmiştir.
- Dünya Harbi’nde bu topraklar uğruna Osmanlı Devleti “Gazze muharebeleri” başlığı altında üç kez mücadele etmiş, yüzlerce Anadolu çocuğu şehit, yaralı ve kayıp olarak harp ceridelerinde yerini almıştır. İsrail’in büyük hâmisi İngiltere, bugün yerini ‘bodyguard’ durumundaki ABD’ye bırakmıştır. BOP eşbaşkanlığı, stratejik ortaklık ve teröre karşı işbirliği palavralarıyla Türkiye’yi oyalamaya devam eden ABD, İsrail’in yanında yerini almıştır.
ABD’nin dümen suyundaki AB’ye, sessizliğiyle Arap Birliği de katkı sağlamaktadır. Aşiretler arasında koyun çalmayla başlayan o topraklardaki kavgaya hep dışarıdan müdahaleler olmuştur. Bu ikiyüzlülük hiç bitmeyecektir. Umalım ki bu kavga tekrarlanmasın ve tüm Ortadoğu’ya yayılmasın…
Not: Bugün yaşanan olayların I. Dünya Savaşı yıllarında tezgâhlanan olaylarla bağlantısı kurulabilir. Dün başaktör İngiltere’nin yerini ABD almıştır. Bazen terör örgütleri eliyle yürütülen vekâlet savaşları, bazen de özel askeri şirketler eliyle yürütülmektedir. Son olayda ise savaşta taraf olduğunu açıkça ilan eden ABD’nin İsrail gibi bir devleti kullanmasıyla tezahür etmektedir.
Kaynaklar
1BOA (Başbakanlık Osmanlı arşivi), 29/Z/1178 Hicri, Dosya: 90, Gömlek: 4453, Fon Kodu: C.BLD
2 BOA. 29/Z/1186 Hicri, Dosya: 45, Gömlek: 2222
3 BOA 22/N/1180 Hicri, Dosya: 1124 Gömlek: 49877
4 BOA. 29/Ş/1213 Hicri, Dosya: 184, Gömlek: 7992
5 BOA 03/L/1213 Hicri, Dosya: 163, Gömlek: 6769
6 BOA 19/M/1215 Hicri, Dosya: 409, Gömlek: 16907
7 BOA 23/C/1215 Hicri, Dosya: 135, Gömlek: 6023
8 BOA 03/B/1261 Hicri, Dosya: 105, Gömlek: 5295
9 BOA 30/N/1330 Hicri, Dosya: 19, Gömlek: 39
10BOA 03/B/1261 Hicri, Dosya: 105, Gömlek: 5297, Fon Kodu: İDH
11BOA 27/Ca/1330Hicri, Dosya: 145-1Gömlek: 17
12BOA 18/Ş/1329 Hicri, Dosya: 26, Gömlek: 3
13 Nedim, Mahmut, Şükrü, “Filistin Savaşı 1914-1918”, Çev: Abdullah Es, Gnkur. Basımevi, Ankara 1995, s: 2