SON DAKİKA
reklam
reklam

Espriler ve tarihi olaylar

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 3 Kasım 2023, Cuma - 14:25   Okunma Sayısı:

Günümüzden

    Çalışmalarım sırasında müzik dinlemek vaz geçilmez tutkumdur. Bir dönemi incelerken o dönemin mimarisini, insanların ne tür müzik dinlediklerini, insanların kıyafetlerini (Bizanslı kadın kıyafeti, saç stili ve takıları) hep merak etmişimdir.

 

    İstanbul-Sultanahmet’te açılan 1600 yıllık Şerefiye Sarnıcı’nın açılışına katılmıştım. Duvarlar vav harfleriyle süslenmiş, İslami motiflerle bezenmişti. Oysa bu yapı, Bizans’ın ve Anadolu’nun bütün renklerini ve ahengini taşıyacak bir arp konseriyle açılabilirdi. Bizim çeşme başında söylenen türkülerimiz gibi sarnıçta sıra bekleyenlerin de benzer şeyler söyleyebileceği canlandırılabilirdi.

    Yapının kitabesi yoktu. Bir genellemeyle mermer üzerine Grek alfabesiyle not düşülebilir, kronolojik bir tarihlemeyle günümüze kadar gelinebilirdi. Yapının işlevi görsel açıklama ve objelerle yansıtılabilir, Doğu Romalı bir kadın kendine özgü kıyafet ve saç stiliyle maket olarak temsil edilebilir, sarnıç bekçisi veya görevlisi konabilirdi. Suda çamurlaşma artarsa süzülmesi gösterilebilir, sarnıcın onarımı gösterilebilirdi.

    Sarnıçtan alınan suyun hayvanlarla saraya taşınması ve taşıma gereçleri gösterilebilirdi. Yağmur sularının biriktirilmesini sağlayan oluk, aparat ve gölcükler gösterilebilirdi. Askeri Müzede 5000 yıllık kazan var.  1600 yıl öncesi medeniyetlere ait bir kazan bulunabilir, su ikmalinin veya kazan ile suyun alınması gösterilebilirdi. Dışarıda musluklu bir oluktan doldurma gösterilebilir, ip sarkıtarak doldurma gösterilebilirdi.

 

    Portekiz’e yaptığım gezide Portekizlilerin ezgileri, İtalya-Venedik’teki gondol gezisinde şarap sunumu eşliğinde İtalyan müziği halen kulaklarımdadır. 2010 yılında Yunanistan’da Akropol’ü gezerken Beethoven’in “Atina Harabeleri”ni dinlemekle farklı bir his uyanmıştı içimde. Arnavutluk ve Kosova’da 16-19’uncu yüzyıllar arasında çok sayıda tekke mevcuttu. Halveti, Zincirli, Saadî, Sinanî, Bektaşî, Melâmi, Rıfaî tekkeleri… Bu yıl içinde de Arnavutluk’taki “Halvetiye tekkesi”ni gezerken Beethoven’in “Mevlevî Ayini “ni dinlemiş ve yerel rehberden bilgiler almıştım.

 

***                                 ***                           ***

Geçmişten

Bizim Demosthenes Nasrettin Hocamızdan cuma namazı öncesi vaaz vermesini istemişler. Hoca, vaaz karşılığı elli altın istemiş. Cemaat bu talep karşısında çok kızmış, ama çaresiz bu parayı da vermiş. Hoca çıkmış kürsüye bir güzel vaaz vermiş, cemaat da memnun kalmış.

Namazdan sonra çıkışta hoca parayı geri vermeye başlamış. Cemaat hem sevinmiş hem de şaşırmış. Neden böyle davrandığını sormuşlar. Hoca açıklama yapmış:

 

    ---Birincisi cebinde parası olan insan kendinden daha emin ve rahat oluyor. İkincisi parayı verenler verdikleri paranın karşılığını almak için can kulağı ile dinliyorlar, demiş.

 

***                                 ***                           ***

Çinli ressam

Çinli, bir ressama yağlı boya portresini yaptırmak istiyor. Sıra portrenin fiyatına geliyor. Çinli, ressamın istediği fiyatın çok altında ücret teklif ediyor. Bu paranın fırça, boya, tuval veya karton parasını bile karşılamayacağını hesaplayan ressam, ucuz bir kâğıda mürekkeple çizim yapıyor. Çinliyi de önden değil arkadan resmediyor. Resmi gören Çinli bağırıyor.

 

    ---Niye beni arkamdan gösterdiniz?

    ---Düşündüm ki, insanların yüzüne bakmaya utanırsın.

 

***                                 ***                           ***

Fatih ve Uzun Hasan

Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan, Fatih Sultan Mehmet ile boy ölçüşmek istercesine İstanbul’a elçi gönderir. Elçi, hükümdarı adına Fatih’e,

 

    ---Sultanımız Uzun Hasan sizin vergi vermenizi ve Pontus kralını tehditten vaz geçmenizi ister, der. Fatih sakindir ve karşı soruyu yöneltir.

    ---Peki, hükümdarınızın dediklerini yapmazsam ne olur?

    ---Sultanımız üzerinize yürüyecek ve dediklerini zorla yaptıracaktır.  Fatih cevap verir:

    ---Buralara kadar gelmek zahmetine girmesin. Nasıl olsa baharda ben oralara geleceğim. Beni orada karşılar.   Ertesi yıl Otlukbeli Savaşı’nda Uzun Hasan’ın tahtını tacını başına geçirir.

 

 

 

 

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam