Hamas’ın İsrail’e saldırmasından sonra İsrail’in yaptığı nefsi müdafaa veya meşru müdafaa, artık bu özelliğini yitirmiş, katliama hatta soykırıma dönüşmüştür. Dünya bu olayı üç haftadan beri seyretmekte, Arap âleminin belki de lideri diyebileceğimiz Suudi Arabistan ise ölen çocuk, kadın, yaşlı ve engellileri umursamadan sözlü çalgılı eğlencelerle vahşeti adeta kutlamıştır (!).
***Neden muslukları kapatarak Batı’ya petrol satışını durdurmamıştır?
***Neden Fransa veya Almanya’ya 10 gün ödemesi olmayan bir petrol sevkiyatı yapmak suretiyle kendi tarafına çekmeyi düşünmemiştir?
Türkiye olayın çözümü için birtakım çabalar sarf etmekte ise de yanında destek verecek kimseyi bulamamaktadır. Bunun elbette çeşitli nedenleri vardır, bunlar ayrıca tartışılmalıdır.
İsrail’in 7 Ekim’de Gazze Şeridi’ne yönelik başlattığı saldırıların ardından Irak ve Suriye’de ABD askerlerinin bulunduğu üslere yönelik saldırılar artmıştır. ABD Savunma Bakanlığı Sözcüsü Tuğgeneral Patrick Ryder yaptığı açıklamada, 17 Ekim’den bu yana Irak ve Suriye’de ABD askerlerinin 27 kez hedef alındığını bildirmiştir. Filistin Telekomünikasyon Şirketi Paltel, Gazze’de iletişim ve internet tamamen kesildiğini duyurmuştur.
Somut adımlar
1.Batı dünyasında cılız şekilde ortaya çıkan sesler yavaş yavaş yükselmeye başlamıştır. Belçika’daki nakliye işçilerinin örgütlü sendikaları AVC Puls, BTB, BBTK ve ACV-Transcom, üyelerine çağrıda bulunarak ülkede üretilen silahların İsrail’e gönderilmek üzere limanlarda ve havalimanlarında yükleme yapmamalarını istemiştir.
Çağrıda, “Filistin’de soykırım devam ederken Belçika'daki havalimanlarında ve limanlardaki işçiler silahların savaş alanına gittiğini görmektedir. Bu silahların yüklenmesi masum insanların öldürülmesine katkı yapmaktadır” ifadeleri kullanılmış ve hükümetin ateşkes çağrısı yapmasını istemiştir.
- Şili Devlet Başkanı Gabriel Boric Font bugün yaptığı açıklamada “İsrail’in Gazze Şeridi’nde gerçekleştirdiği kabul edilemez Uluslararası İnsancıl Hukuk ihlâlleri karşısında Şili hükümeti olarak Şili’nin İsrail’deki Büyükelçisi Jorge Carvajal’ı istişarelerde bulunmak üzere Santiago’ya çağırma kararı almış bulunuyoruz” diyerek İsrail’deki Büyükelçisin, çektiğini duyurmuştur.
- Bolivya Dışişleri Bakanlığı ise, dün açıklama yaparak İsrail’in Gazze Şeridi’nde yürüttüğü, uluslararası barış ile güvenliği tehdit eden orantısız askeri saldırısını reddetmek ve kınamak amacıyla İsrail ile diplomatik ilişkileri kesme kararını duyurmuştur.
- Kolombiya Dışişleri Bakanlığı dün yaptığı açıklamada İsrail’in Gazze’deki saldırılarını kınamış, Kolombiya’nın Tel Aviv Büyükelçisi Margarita Manjarrez’i geri çağırdıklarını belirtmiştir. Kolombiya Devlet Başkanı Gustavo Petro ise, dünkü saldırılarda ölen Filistinlilerin resimlere bakarak, “Buna Soykırım denir, bunu Filistin halkını Gazze’den çıkarmak ve orayı ele geçirmek için yapıyorlar. Bu soykırımı gerçekleştiren devletin başı insanlığa karşı suç işlemiştir. Onların müttefikleri demokrasiden bahsedemez” açıklamasını yapmıştır.
İran’ın tavrı
İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, “Gazze'deki bombardıman derhal durmalı. Siyonist rejime petrol ve gıda ihracatı durdurulmalı” demiş. İran’ın dini liderleri de İsrail’in Filistinlilere yönelik saldırıları durdurmaması durumunda çatışmaların tırmanacağına işaret etmişler.
Peki, soralım o zaman:
**Orta Doğu'daki terör odaklarını ve onların uzantılarını kim harekete geçirdi?
**İsrail’i tehdit eden ve çok sayıda balistik füze ve insansız hava aracıyla saldıran Yemenli Husileri kim destekliyor?
Yemen-Sana merkezli Huti yönetimi İran dışında hiçbir ülke tarafından tanınmamaktadır. Sana’da sadece İran Büyükelçiliği açık durumdadır. İran destekli Husiler, 19 Ekim, 27 Ekim ve 31 Ekim tarihlerinde İsrail'i hedef alan, ABD, Suudi Arabistan ve İsrail hava savunma sistemlerince engellenen üç farklı füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırısı Husilerin sözcüsü tarafından 31 Ekim tarihli açıklamayla üstlenilmiştir.
Husilere karşılık
İsrail ve ağababası ABD, Husileri susturur. Gerek Akdeniz’den gerekse Kızıldeniz’den yapacağı füze atışlarıyla büyük tahribat yaratabilir. Bu karşılık verme onlar için zor bir şey değildir. Ancak, ABD’nin hiç şaşmayan bir taktiği vardır: Müslüman’ı Müslüman’a kırdırmak…
1980-1988 yılları arasında Irak’a destek vererek İran’ı dövdürdü. Irak’ı zayıflattı, sonra Irak’ı Kuveyt’e saldırttı. Kuveyt topraklarına giren Irak’a bir süre sonra kendisi saldırdı. Benzer taktiği şimdi Suudi Arabistan’ı Husilere karşı kışkırtarak uygulayabilir.
**Öncelikle Arap âlemine hayırlı geceler dilemek ve iyi uykular demek,
**Aşırılık oluşturacak demeç ve kışkırtıcı davranışlardan uzak kalmak, bölge ülkelerinin dikkat edeceği hususlar olmalıdır.