Tarihimizde Balkan Faciası olarak geçen Balkan Harbi, 1912 yılının sonlarında da devam etmiş ve 1913 yılına sarkmıştı. Vardar ordusunda kurmay subay olarak görev yapan, 10 Mayıs 1913 yılından itibaren de Kurmay Başkanlığına vekâlet eden Yarbay Fevzi (Mareşal Çakmak), askerlik hayatı boyunca katıldığı savaşlardaki eksiklikleri, aksaklıkları, zayıf tarafları hep yazmıştır.
Vardar ordusunun yenilgi nedenleri
Balkan Harbi ile ilgili tespitlerini, “Batı Rumeli’nin Suret-i Ziyaı (Kaybedilme şekli) ve Balkan Harbi’nde Batı Cephesi” başlıklı eserinde toplamıştır. Vardar ordusu karargâhının Komanova muharebesi sonuna kadar olan serüveni gözden geçirildiğinde;
*Atanan subaylardan bir kısmının katılmaması nedeniyle teşkilâtlanma yapılamamış ve bunun sonucu olarak da düzenli bir karargâh faaliyeti icra edilememiştir. İntikal esnasında da karargâh ağırlıkları araç yokluğu nedeniyle geç taşınabilmiştir.
*Vardar Ordusu karargâhı 9/10 Ekim 1912 gecesi Selânik’ten hareketle Manastır’a gelir. Çadır, yatak, battaniye gibi şeyler yoktur. Karargâh subayları, bir spor kulübünün küçük binasına dolar ve 2-3 gün kalırlar. 12 Ekim’de hareket ederek Pirlepe’ye, ertesi gün de Köprülü’ye gelirler. Burada 5’inci Kolordu’nun süvari kışlası vardır; ama ordu karargâhı kışlada kalamaz.
*Köprülü’deki fırınlar ihtiyacı karşılayamaz hale gelir. Kasabada şiddet, düzensizlik ve geçimsizlik hâkimdir. Muharebe öncesi karargâh ve birlik hareketlerinde görülen bu düzensiz hal, muharebe safhasında türlü sevk ve idare hataları, bilgisizlik ve benzeri nedenlerle daha da artar.
*Vardar ordusunun Komanova ve diğer bölgelerdeki harekâtı taktik anlamda eleştirilecek olursa görülür ki, Batı orduları içinde düşmana kesin darbeyi vurabilecek güce sahip olan bu ordu, değiştirilen projeye göre yığınağını daha çok taarruza elverişli biçimde Vardar Nehri sol kıyısı bölgesinde yapmakla Vardar gibi önemli bir engelle düşman orduları arasına girmiş oluyordu.
*Seferi mürettebatın celp ve ikmal işi miktar ve zaman bakımlarında planlandığı üzere gerçekleştirilemediği için birliklerin mevcutları azdı. Özellikle Anadolu’dan tertip edilen birliklerin ve seferi ikmal mürettebatının gelmeyişi muharebe gücünü daha da düşürmüştür.
*Arnavut mürettebatın katılmayışı ve yer yer isyankâr hareketleri, onlarla ilgili birlikleri bulundukları yerlere bağladığı gibi planlanan kuvvetin sayısına da ulaşılamamış olması, onları pasif duruma sokmuştu. Redif ve müstahfız askerlerin en önemsiz bir nedenle bile birliklerinden kaçmaları, muvazzaf erlerin de morallerini bozmuş, savaş istek ve güçlerini baltalamıştır…
Komanova Meydan Muharebesi’nde kayıplar
Yarısı Komanova mevziinde diğer yarısı da Uraş ve Zibofçe bölgelerinde olmak üzere 81 top elden çıkmıştır. Bu topların yarısı düşmanın topçu ateşiyle parçalanmış veya artçı muharebesinde direnme nedeniyle elden çıkmış; fakat düşmanı da saatlerce durdurmuştur.
Asıl üzücü olan, yollarda biraz güçlükle karşılaşan erlerin toplarını yol üzerine bırakıp koşum hayvanlarına binerek kaçmalarıdır. Yaya olarak kalan erler de ilaç ve diğer sıhhi gereçleri taşıyan mekkâreleri çevirip sandıkları yollara atarak hayvanlara binip kaçmışlardır.
Vardar ordusuna ait bir çok topçu ve fen birliği, uçak ve telsiz telgraf birliği dahil 40 bin kişilik bir kuvvet, önemli oranda mühimmat ve gereç Selânik-Serez arasında dökülüp kalmıştır. İnsan kayıpların agelince; 1.200 şehit, 3.000 yaralıdır. 38 subay 289 er esir düşmüştür.
*Stratejik, taktik ve kuvvet dengesi bakımından % 80 başarı vadeden bir durumda uğradığımız acı yenilgi, sadece disiplin ve eğitim yokluğundan ileri gelmiştir. Bozgunun nedenleri bilgisizlik ve itaatsizlik olarak özetlenebilir. Sayıyla belirtilmeyen moralin adetle gösterilen kuvvet dengesinden daha önemli olduğuna en büyük delil Komanova muharebesidir.
*Bir harpte maddi ve manevi kuvvet hesapları daima denk olmalıdır. Bunlardan birinin noksan oluşu, ihmal ve hoşgörü götürmez. Şurası iyice bilinmelidir ki, gerçek üstünlük sayıda değil, daha çok niteliktedir.
Bir değerlendirme
Mevsim kıştır. Buna uygun kıyafet ve teçhizat yoktur. Yağmura karşı çadır bezi dağıtılamamıştır. Yerli halkın desteğini görmeyen, çetelerin ve milislerin acımasız ihanet ve sadakatsizliğiyle karşı karşıya kalan Osmanlı ordusu, ata yadigârı toprakları savunmaya devam etse de adım adım hazin sona yaklaşmaktadır.
Koca bir Vardar ordusunun Kurmay Başkanı Kurmay Yarbay Fevzi (sonradan Mareşal Çakmak), tespit ve analizlerine devam etmektedir. “Bu bizim ayıbımızdır, bundan utanırız” gibi bir saplantıya girmemiş, gelecek nesillere ışık tutması bakımından hatıratında belirtmiştir.
Bu toprakların yiğit çocukları liyakatsiz, ehliyetsiz, makam ve mevki ihtiraslı nice insanın oyuncağı olmuştur.
Rahmetli Fevzi Çakmak, 1876 Rumelikavağı/İstanbul doğumlu olup 1950 yılında vefat etmiştir. 1896-1920 arasında 24 yıl Osmanlı ordusunda, 1920-1944 arasında 24 yıl da Türkiye Cumhuriyeti ordusunda şerefle hizmet etmiştir. 16 Mart 1920’de İstanbul’un işgaliyle birlikte Anadolu hareketine katılmıştır. Bu hareketi İstanbul hükümeti tarafından affedilmemiş ve rütbesi geri alınarak Mustafa Kemal gibi onun da idamına karar verilmiştir.
Nur içinde yatın Mareşal Atatürk ve Mareşal Çakmak! Rahmetler olsun sizlere ve mücadele arkadaşlarınıza!