SON DAKİKA
reklam
reklam

Bir raporun hatırlattıkları

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 1 Aralık 2023, Cuma - 09:40   Okunma Sayısı:

    Oruç Reis sismik araştırma gemisinin faaliyetleri için Yunanistan’ı rahatsız edince Yunanistan Gordion düğümünü çözecek birini aramış ve AB içinde Almanya’nın kapısını çalmıştı. Tarih içinde Osmanlı’nın yanında bir başkasını görmek istememe gibi özelliği olan Fransa bu durumdan istifade etmeyi düşünmüş, Ege ve Akdeniz’de Yunanistan ile ortak askeri tatbikatlar düzenlemeyi kafasına koymuştu.

    Fransa bir asır öncesinden Mezopotamya’ya ulaşan yollara, onu çevreleyen ülkelere duyduğu ilgiyi hemen açığa vurarak Yunanistan’ın yardım ve destek çağrılarına koşmuş ve ilk etapta iki Rafael uçağı göndererek Girit Adası’ndaki Suda Üssü'nde konuşlandırmıştı.

    Yunan Başbakanı Miçotakis, Macron ile yaptığı görüşmeden sonra, “Emmanuel Macron, Yunanistan’ın gerçek bir dostu ve Avrupa değerleri ile uluslararası hukukun ateşli bir savunucusu” diye nezaket gösterisinde bulunmuştu.

 

Filmi geriden alırsak

  1. Fransa faktörü

1914-1918- I. Dünya Savaşı yılları… Anadolu topraklarına ayak basan işgalci güçler

arasında Fransa da vardır.  Güneydoğu Anadolu bölgemize yerleşmiş, Musul petrollerini kuzeyden çevrelemiştir. Daha sonra Akdeniz bölgesinde Kilikya üzerinde Ermenilere bir devlet kurdurma çabalarına yer vermiştir.

      Savaşın bitimiyle 1918-1939 döneminde Suriye toprakları ve İskenderun sancağında yürüttüğü “manda yönetimi” sayesinde Fransa, Hatay’ın sosyo-ekonomik ve siyasi yapısında değişiklikler yapmıştır. 13 Ekim 1918’de İskenderun ve çevresi Fransızlar tarafından işgal edilmiş, 27 Kasım 1918’de İskenderun sancağı kurulmuştur.

    Bu gelişmeyi 8 Ağustos 1921’de sancağa bağımsızlık verilmesi ve 12 Eylül 1921’de Bayırbucak nahiyelerinin Lâzkiye’ye bağlanması izlemiştir. 18 Mart 1927’de sancağın Suriye devletinden ayrılarak bağımsızlığını ilan etmesi üzerine 23 Nisan 1927’de bağımsız devlet kurulmuşsa da bu devlet 12 Haziran 1927’de tekrar Suriye’ye bağlanmıştır. Bütün bu gelişmelerde Fransız parmağı vardır.

    Türkiye'nin Irak'ın kuzeyindeki Sidekan bölgesinde düzenlediği silahlı insansız hava araçları

(SİHA) saldırısında Iraklı iki üst düzey yetkilinin ve bir Iraklı askerin ölmesi hakkında açıklama yapan Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian, olayın aydınlatılması gerektiğini belirtmiştir.

 

Yunanistan’a verilen destekler

    4 Mart 2010 günü Yunanistan, borçlarından kurtulmak için AB’ye müracaat etmişti. AB içinde Yunanistan’ı muhatap alan Almanya ve onun Başbakanı Merkel, Yunanistan’a Ege adalarından bir kısmını satmasını önermişti.

    Bugün ise ABD Yunanistan’a askeri araç gereç ve malzeme desteği veriyor, Yunanistan’ın doğusunda yığınaklanma yapıyor ve üsler açıyor. Bu yakınlaşmanın arkasındaki sinsi neden, Yunanistan’ın Doğu Akdeniz’de yaratacağı bir hamlenin arkasına geçerek belki doğalgaz çıkarılacak sahalardan bazı bölümlere kendisinin konabileceği ihtimalidir.

 

İsrail faktörü

    İsrail, Türkiye’nin son zamanlarda yayılmacı politika yürüttüğünü çok kez dile getirmiştir. ABD merkezli Yahudi Ulusal Güvenlik İşleri Enstitüsü (JINSA) tarafından 2020 yılında Türkiye’nin Libya’daki etkisine ilişkin hazırlanan raporda, “ABD, Doğu Akdeniz'e donanma yığmalıdır. ABD, Türkiye'deki askeri varlığını Yunanistan ve Kıbrıs'a taşımalı” ifadelerine yer verilmiştir.

    Raporda Ankara ile Trablus arasında imzalanan Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) mutabakatının ve Türkiye’nin çıkarına olan her türlü ekonomik anlaşmanın iptal edilmesi istenmiştir.

    ABD’nin Soğuk Savaş döneminden bu yana Doğu Akdeniz’e “yeterli önemi vermediği” vurgulanan raporda, ABD’nin bölgedeki donanma varlığının artırılması ve Türkiye’nin gücünün dengelenmesi gerektiği yazılmıştır.

    JINSA raporunun “Tavsiyeler” kısmında, ABD’nin liderliğinin hayati önem taşıdığı vurgulanarak Libya ve Doğu Akdeniz sahasıyla ilgili olarak da, “ABD, İsrail, Mısır, Yunanistan ve Kıbrıs’a açık ve net bir şekilde destek olmalıdır. Hatta bunu bir adım öteye taşıyarak Türkiye’de konuşlu askeri varlıkları için Yunanistan ve Kıbrıs obsiyonlarını ciddi şekilde düşünmelidir” ibaresine yer verilmiştir.

    Türkiye’nin Libya ve Doğu Akdeniz’de attığı adımlar İsrail, Yunanistan, Mısır ve Kıbrıs’ın enerji ve güvenlik faaliyetlerini baskılamaktadır ABD’nin Doğu Akdeniz Özel Temsilcisi de, “Türkiye, bölgedeki kaynakların Avrupa’ya ulaşmasının ve Avrupa’nın Rusya’ya yönelik enerji bağımlılığının azaltılmasının önündeki en büyük engeldir” demiştir.

    2020 yılında hazırlanmış olan raporda yazılanlar bugün hayata geçirilmiş olarak görülüyor, değil mi?

 

 

 

 

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam