Yeryüzünün insanlara zenginlik bahşettiği yerlerin başında petrol alanları geliyor. Su ve tarım arazileri ise gelecekte çok daha fazla önem kazanacak... Sahipsiz kabul edilen hazine arazilerine bir gecede dört duvarı kondurup içine giren kişiler gibi koca koca şirketler ve devletler de sondaj bölgelerine “petrol sahası” yazılı ta/belâlarını dikiyorlar. Tabii ki, sondaj süresince ve sonrasında buralara girmek belâ oluyor.
Kaybettiğimiz petrol bölgeleri
Örnek mi?
1911-1912 İtalyan harbi sonucunda Libya petrol yataklarından koparıldık.
1914-1918 yıllarında yaşanan I. Dünya Harbi’nin Avrupa harekât alanında Ruslara karşı Almanların elini rahatlatmak için Galiçya cephesine bir yıllığına, Romanya cephesine iki yıllığına gönderdiğimiz kolordu seviyesindeki birliklere rağmen, Romanya petrol ve türevlerinden bırakın pay almayı, bir de bu harpten yenik çıktık ve verdiğimiz şehitleri yüreğimize gömdük.1
Petrol sahalarından ikinci kez uzaklaştırılmamız, Irak cephesinde olmuştur. 6’ncı Ordu’nun verdiği mücadele, büyük kayıplara neden olmuş ve 30 Ekim 1918 tarihli Mondros Mütarekesi ile Musul bölgesi elimizden çıkmıştır.2
Kafkas petrolleri sınırlarımıza çok yakın olmasına rağmen buraya da sokulmadık. I. Dünya Harbi içinde bu bölgede karışıklıklar çıkınca Osmanlı Devleti, müdahale etmek zorunluluğunu hissetmiştir. Gelişmelere seyirci kalmayan İngilizler bölgeye girmişlerdir.
1917 Ekim Devrimi ile SSCB kurulmuş, Ruslar, tehcirden kaçan Türkiye Ermenilerini sınırımıza yakın bölgelere yerleştirmişlerdir. I. Dünya Savaşı’nın galiplerinden olan Rusya’nın yeni ve kapalı bir rejime kavuşması nedeniyle Hazar Havzası’na açılmak da bizim için hayalden öteye geçememiştir.
1991 Sovyet İmparatorluğu’nun (!) yıkılmasından sonra Azerbaycan toprağı olmasına rağmen Azerbaycan sınırları içinde bulunmayan Nahçıvan üzerinden Hazar Havzası ile irtibat kuramayan Türkiye, bu imkânı Gürcistan topraklarından geçirdiği BTC (Bakü-Tiflis-Ceyhan) petrol boru hattı ile elde etmiştir. Kafkaslarda bu şekilde sorunlu bölge ve azınlık sayısı çoktur.
Açıkçası, çevremizde petrol olan yerlere gelen yabancılar ta/Belâyı dikmişler ve orayı kendi mülkleri olarak ilan etmişlerdir. Benzer oyun Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) tarafından Akdeniz’de oynanmaya çalışılıyor.
Ayak oyunları
AB’nin Doğu Akdeniz’de uzandığı son nokta, Kıbrıs Adası’nın güney bölümüdür. Birkaç yabancı petrol şirketi arama izni alabilmek için Rum Yönetimi’ne müracaat edince Avrupa Birliği, kendi çıkarları için bu girişimi desteklemiştir. Türkiye’nin kararlı ve net tavrı üzerine Rum tarafı, Ada’nın kuzeyinde petrol aramaktan çark etmiş, Doğu Akdeniz’de aramayı göze almıştır. ABD Dışişleri Bakanlığı dahi Rum Yönetimi’nin kararına destek vermeye başlamış, bir Amerikan şirketinin aramaya katılması durumunda ABD Hükümeti’nden izin almasına gerek olmadığını belirtmiştir.3
Karşılıklı çıkarların elde edilmesinde araya “muameleci” diyebileceğim süper güçler girince, hissemize düşecek miktarlarda fireler veya bazı tehditler ortaya çıkıyor. İran doğalgazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya bağlanması gündeme gelince, Türkiye’yi cezalandırma, ince hesaplar peşinde koşma veya daha çok kazanma hırsıyla Rusya Federasyonu kısa yoldan Avrupa’ya gaz veya petrol nakli yapmaya kalkışabiliyor.
Gıda, inşaat ve tekstil sektöründe dışa açılan Türkiye’nin büyük mesafe kaydetmiş olması sevindirici bir gelişmedir. Enerji temini ve kaynak yaratma konusunda hem atılım yapmamız, hem de farklı kaynaklardan arayışlarımızı sürdürmemiz kesintisiz devam edecektir elbette. Neden başka ülkelerle işbirliği yapmayalım? Tabii ki, menfaat temin edeceğiz diye onurumuzu çiğnetmeden...
Sonuçta şunu söyleyebiliriz:
Devlet olarak başka kıtalarda veya topraklarda petrol bulmak için boş arazi arayıp ta/Belâ dikmek şeklinde bir beklentimiz ve gaspçı düşüncemiz yok elbette.
Sadece devletlerarası hukukun kurallarına uygun ve samimî dostluk anlayışı içinde işbirliği arıyoruz. Dünyadaki petrol rezervlerinin miktarı giderek azalıyor. Lokomotif ülkeler, başka enerji kaynakları bulma ve endüstride kullanma çabalarını sürdürüyorlar. Türkiye halen, linyit, hidroelektrik, kısmen kömür ve petrolden elde ettiği enerjiye ve bu enerjinin beslediği sınaî tesislere sahiptir.
Karadeniz ve Akdeniz’de çıkarmaya çalıştığımız doğal gaz için atmacaların etrafımızda dolaştığı kesindir. Hele bir çıkaralım, o zaman daha nelerle karşılaşacağız kim bilir? Doğal gaza geçiş sürecimiz çok sancılı ve uzun olacağa benzemektedir.
1Birinci Dünya Harbi’nde Türk Harbi Avrupa Cepheleri, Genelkurmay Askerî Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı,
1996, s: 14-90
2Musul-Kerkük, Dizi: 5 ve 6, Hazırlayan Erdal Şafak, Sabah Gazetesi, 17 ve 18 Ocak 2003, s: 22 - TBMM
Zabıtlarında Atatürk, Irak ve Musul, Sabah Gazetei, 2 Mart 2003, Hazırlayan: Erdal Şafak, s: 18
3 Kanaltürk, 22 Ağustos 2007