SON DAKİKA
reklam
reklam

Din bezirgânları

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 9 Aralık 2023, Cumartesi - 20:05   Okunma Sayısı:

Kendini otorite gören bazı bezirgânlar, dinleri mezheplere ve tarikatlara bölmekte, insanları birbirine düşürmektedir. Aslında dinle, imanla, vicdanla pek ilgileri olmadığı gibi çeşitli çıkar gruplarının, istihbarat örgütlerinin piyonu olarak çalışırlar. Onlarla işbirliği yapmayı dine hizmet sayarlar. Kullanıldıklarını anladıklarında iş işten geçmiştir, isteseler de yaptıklarından uzak kalamazlar.

Örgütlenme, aşağılara doğru ayrıntılı şekilde devam ettirilerek hiyerarşi yaratılmakta ve bunun sonucu olarak farklı yorum, tefsir ve görüşler ortaya çıkmaktadır. Bu görüşler de yeni müritler, şeyhler, dervişler yaratmakta; müritler, bu kişileri keramet sahibi olarak görmektedirler. Böyle olunca da kurallar ve kulluk görevleri katlanmakta, her dindeki insanlar, esastan uzaklaşmaya başlamaktadır.

 

Çatışmalar

Kendisini otorite görüp dinî mevzuata ekleme yapanlar, hem dini kirletmekte hem de içinden çıkılamayacak intihar, katil, bölünme, çatışma ve terör gibi hallere sebebiyet verebilmektedirler. Aradığı huzuru bulamayan insanlar, manevi yönlerini kuvvetlendirmek ihtiyacını hissettiğinden bu tür tarikat ve oluşumlara girebilmektedirler.

“Haram caziptir” denir. Birtakım zorlama ve kandırmacalarla elde edilen bağışlar, kişilerin aklını çelmek için kullanılıyorsa fikri ve feraseti olmayan kişiler için cazip gelebiliyor ve oluşumlara katılabiliyor.

Belirli bir dinden olmasına rağmen dine karşı soğukluk duyan veya mesafeli davranan insanlar da başka dinlerin misyonerleri vasıtasıyla diğer dine davet edilebiliyor veya kendiliğinden geçiş yapabiliyorlar.

Mahalle baskısı, günah korkusu ve vicdan rahatsızlığı gibi nedenlerin, hür iradeyi baskı altına aldığı, dine karşı gizliden tepki doğmasına ve gizlice din değiştirilmesine neden olduğu artık “bilinenler” hanesinde yer almaktadır.

“Dinler arası diyalog” şeklindeki kandırmacalar ve “restorasyon” gibi çağa uydurma yaklaşımlarına da uygulama alanında yer verilmeye çalışıldığı görülmüştür.  Tarih bir tekerrür olduğuna göre bu eylemlerin gelecekte yeni çatışma sahneleri için senaryo olabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.

 

İnsanlığın beklentileri

Yeryüzünün nimetleri, çağın insanlarının ihtiyaç ve beklentilerini karşılayamamakta ve insanlık giderek yokluğa mahkûm olmaktadır. Huzur bulamayan refahtan kopan kişiler bunalıma düşmekte, iktisadi sistemler krizlere girmektedir. Bireyden başlayan bu şekildeki olumsuzluklar, sosyal çalkantıya dönüşerek insanlığı da tehdit etmektedir.

Dini akit ve kaideler, kadın erkek eşitsizliği, miras bölüşümü, iktisadi tanım ve edimler, cezalandırma ve ıslah anlayışı gibi alanları kapsar. Bu değerler, bazı kesimler tarafından günümüzün sosyal yasalarıyla uyuşmazlık teşkil ettiği ve kul hakkı anlayışında farklılıklar sergilediği için istismara açıktır. Beklentilerine karşılık bulamayan insanlar ise hassasiyet gösterebilmekte ve din ile aralarına mesafe koymaktadırlar.

 

Ne ölçüde huzur? 

Kutsal kitapları incelediğimizde bir sonra gelenin önceki bazı kaideleri kaldırdığını, yenilerini getirdiğini görüyoruz.  Tarihsel gelişim içinde her dinin ilk yüzyılı “dini yayma ve kabul ettirme” çabalarıyla geçmiştir. Sonraki yüzyıllar ise nakil, rivayet, hilâfet kavga ve çalkantılarla sürüp gitmiştir.

Avrupa’da engizisyon mahkemeleri, 30 yıl savaşları, dünya harpleri aynı Hristiyan dininin mensuplarını birbirlerine boğazlatmıştır. Emevî Saltanatı’nın icraatı, Beylikler Dönemi’ndeki üstünlük mücadeleleri ve Arap başkaldırısına karşı Osmanlı yönetiminin uygulamaları, İslâm dini mensuplarının da birbirlerinin gırtlağına sarılmalarına neden olmuştur.

Bugün için Hristiyan dünyası sessizliğini korusa da AB içindeki bazı toplumlar,  iktisadî krizlere sürüklenmekte, Musevi toplumu demokrasi içinde yaşamak isterken Netanyahu diktasından yakınmaktadır. İslam dünyası ise bağırtı çağırtıdan kendisini kurtaramamaktadır. Bu olgular gelecekte yeni fırtınaların habercisidir.

 

Eylem ve vasıtalar

Bir terör örgütü için her türlü eylem mübahtır. Eylemi planlayanlar, bunu yaparken zaten zor yetişen militanların ele geçirilme riskini, eylemin getireceği sesi, zamanını ve yerini gayet iyi hesaplarlar. Devletten darbe yiyen her terör örgütü bir başka örgütle eylem birliği yapmaya yönelir. Tıpkı FETÖ/PKK işbirliği gibi.  

Siber çağda bilgiye her an ve her yerde kolayca ulaşılmasına rağmen bilginin nasıl kullanılacağı konusuna hep cevap aranır. Yukarıda sıralamaya çalıştığım kısa nedenlerden dolayı insanlığın, her konuda olduğu gibi manevi alanlarda veya inanç sistemlerinde görülen kirlenme ve ilkelerdeki katlanmışlıklardan kurtulmaya niyetlendiğini ve yeni değerler arayışına yöneldiğini görüyoruz.

 

Sonuç

Böylesi bir algı ve yönelmeyle hatta tepkiyle ortaya çıkabilecek yapay bir sistemin, geniş boyutlu özellikleri olan semavi dinleri, Şintoizm ve Brahmanizm’i de irdeleyebileceği, onların ilke ve yöntemlerini inceleyeceği, evrensel olma iddia ve adaylığı taşımak isteyebileceği mümkündür.

Ancak şu unutulmamalıdır ki, bu dinlerin yerine geçeceğini iddia ederek sahneye çıkacak oluşumlar, asırlarca insanların kalbinde yer etmiş köklü “Yaradan” inancını yıkamayacaktır. Uygulaması halen devam eden, evrensel değerlerle zıtlık yaratmayan hatta bazı alanlarda bu değerlerin yüceliği de buradan kaynaklanırken mezhepçilik ve tarikatçiliğin pek de faydalı şeyler olmadığı anlaşılacak ve itibar edilmeyecektir.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam