Dualarda insanlar tanrılardan sağlık diliyorlar. Sağlık
olanağının kendilerinde olduğunu bilmiyorlar.
Ölçüsüzlükle tersini işleyerek hırsları yüzünden
sağlığa hıyanet ediyorlar.
Demokritos
Yaklaşık 15 yıldan beri sürdüregeldiğimiz bir alışkanlığımız var: Hasta ziyaretleri... Herkesin birbirine misafirliğe gittiği bir devirde biz ailece, hasta ziyaretlerine önem veriyoruz. Haftada bir defa değişik hastanelere gidiyoruz. Parasız ve yaşama umudunu yitirmiş insanların bizlere bakışlarında “Sağlığınızın kıymetini bilin” uyarısı yatıyor.
Eşim, birkaç paket iç çamaşırını sarar, yanına diş fırçası ve diş macunu koyar. Ben de küçük zarflara biraz kâğıt para yerleştiririm. Rastgele bir hasta koğuşunu ziyaret sırasında önceden tanımadığımız hastalarla selamlaşır, konuşmaya başlarız. O andan itibaren içtenliğin ve dostluğun en güzelini görmek mümkündür.
Dertleşiriz onlarla... Oğulları ve kızları olanlar var. Miras düşmeyeceğini anlayınca sırt çeviren oğullar, yokluk nedeniyle bakamayan kızlar, büyüklerini öteleyen iteleyen gelin ve damatlar… Ziyaretlerine gelmiyorlarmış bazı yatan hastaların. Çoğunun SSK veya Bağkur maaşı yegâne servetiymiş; ama onu dahi konuşmaya, paylaşmaya gelenler oluyormuş.
Rastgele
Hastanede yoğun bakımda yatan annemi beklerken su ve bisküvi almak için giriş katına inmiştim. Burada telefonumu şarj edebileceğim bir priz arıyordum. Saçı sakalı birbirine karışmış pejmürde kıyafetli bir genç koridordaki tek prizi kapmış ve telefonunu bağlamıştı.
Bir süre oturdum, onu bekledim. Sinirlendi ve telefonunun hâlâ şarjının tamamlanmadığını söyledi. Kendisine şarj işleminin biraz zaman alacağını ve acele etmemesini söyledim. Sonra dertleşmeye başladık, yarı aydınlık yarı karanlık bu koridorda… Telefonunu bugün satın almış 400 TL’ye… Eski model bir telefon. Kendisine neden daha iyi bir telefon almadığını sormuştum.
---Ben her gün kâğıt toplarım. Kazandığım para sadece boğazıma gidiyor. Her şey çok pahalı. Para biriktirebilsem ameliyat olacağım.
---Ne ameliyatı?
---Bir bacağımdan varis ameliyatı olmuştum, şimdi bu bacağımdan olacağım. Çok ağrı yapıyor…
Bu sözler beni kendi derdimden biraz uzaklaştırmış, beni düşünmeye yöneltmişti. Dert var, dertli var… Parası olan dertli var, bu genç gibi parası olmayan dertli var. Üstelik sigortası, iş garantisine düzenli bir ücreti yok. Dışarıda kendisine tost yaptırmış, bir de ayran ikram etmiştim. Şu ufacık yardımın bende yarattığı mutluluğu tarif edemem sizlere… Geceleri çılgınlar gibi eğlenenlerin kulaklarına bir küpe olsun.
Bir başka ziyaret
1984 yılında İskenderun’daki birliğimde vatani görevlerini yapan erlerimle her ay biraraya geliyor ve eğlence, yarışma, şehit ailelerini ziyaret, hastane ziyaretleri ve kültür gezileri gibi çeşitli etkinlikler düzenliyoruz. Çekilen resimler bu vefalı insanların albümlerini dolduruyor.
Adapazarı Üniversite Hastanesinde yatan ve hastalık derecesi ileri olan bir arkadaşımızı ziyarete gitmiştik. 20 kişiyi bir anda karşısında görünce gözleri dolmuş, onun için büyük moral olmuştu. Hepimiz hislerimizi gülen bir çehreyle ve geçmiş olsun dileklerimizle yansıtmaya çalışmış ve kendisine acil şifalar dilemiştik. Hastaneye yatırılmasında büyük özen gösteren ve tedavi süresince ilgilenen sevgili Adnan’a teşekkürler.
Mezarlıklara gitmekle yaşadığımızın, hastaneleri ziyarete gitmekle sağlığımızın, hapishanedekileri dinlemekle özgürlüğümüzün farkına varabiliyoruz. Bireysel sorumluluklar aile ve çevre sorumlulukları ile gelişir, toplumsal sorumluluklarla bütünleşir ve daha bir anlam kazanır. İnsanı olgun yapan da bu özelliklerdir. Bu güzellikler insanı daha da hayata bağlıyor.