Şiir ve yazısı için Durmuş Türker hocamıza çok teşekkür ediyoruz.
***************************************************************************
Sana derim sana gülyüzlü yârim
Turnalarla selam saldım aldın mı
Ben sözümü başka kime söylerim
Turnalarla selam saldım aldın mı
Bilesin ki yandım aşk ateşine
Tutuşup yanmışım kimin nesine
Sesimi eş ettim onun sesine
Turnalarla selam saldım aldın mı
Dalında solarken o gonca güller
İnileşir durur dertli bülbüller
Anlarsa derdimden bir onlar anlar
Turnalarla selam saldım aldın mı
Duyup da derdimi bilesin diye
Yollara düşüp de gelesin diye
Güzel gülüşünle gülesin diye
Turnalarla selam saldım aldın mı
Dereler coşkundu boylayamazdım
Muhannete minnet eyleyemezdim
Derdimi yadlara söyleyemezdim
Turnalarla selam saldım aldın mı
Kanat çırpıp sana doğru uçarken
Bizim elden sizin ele göçerken
Türker der ki başucumdan geçerken
Turnalarla selam saldım aldın mı
İnsanoğlu darda, zorda, orta yerde kalmaya görsün, derdini diyecek yer arar. Kimi alıp gitsin diye yele yükler derdini, kimi denizlere dökülsün diye sele yükler. Kimi dağlara döker içini, kimi yaylalara kimi de bencileyin turnalara…
Turnalar ki yaz bir yerde kış bir yerde kuşlardır. Göçüşür dururlar her yıl ve bir seyir halinde yaparlar bunu. Eğer yanılıp da kılavuz diye “kargayı” seçmemişlerse kendilerine… daima iyi gelir bu işin sonu.
Öylesine güzeldir ki uçuşları, semahlara esin kaynağı olmuşlardır. Halk edebiyatı içinde de en azından bülbüller kadar yer almışlardır. Ben de çok anmışımdır adlarını ve dert ortağı ve sırdaş bilmişimdir ki onları, diyeceğim ne varsa yârime, hiç ikirciksiz demişimdir kendilerine. Bilirim ki onların kanatlarında söz gidecektir yerine. İşte hal ve gidiş böyle. “Günaydınlar” diyorum hepinize yine.