SON DAKİKA
reklam
reklam

Kafkas cephesinde yaşananlar (I)

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 3 Kasım 2017, Cuma - 10:00   Okunma Sayısı:

Kasım ayına dolayısıyla kış aylarına girmiş bulunuyoruz. Şanlı tarihimizde Ağustos aylarının zaferlerle dolu bir mazisi varsa kış aylarının da facialarla dolu bir hüznü vardır. 1912 yılında yaşadığımız Balkan Savaşı’nın ardından I. Dünya Savaşı’nın Kafkas cephesi de bu faciaya benzer nitelikler taşır. 
I.Dünya Savaşı
28 Haziran 1914’te başlayan I. Dünya Harbi, Avrupa kıtasını kasıp kavururken Osmanlı Devleti de harbe sokulmak istenmiştir. Alman Askeri Heyeti Kurmay Başkanı Bronzard Paşa, 7 Haziran 1914’te Osmanlı ordusunun sefer planlarını hazırlamış ve Enver general olduktan sonra ona da onaylatmıştı. Bu sefer planına göre 3’üncü Ordu; 9, 10 ve 11’inci Kolordulardan teşekkül ediyordu.
Osmanlı ordusunda 2 Ağustos 1914 günü seferberlik ilan edilmiş, 3 Ağustos günü de Kurmay Albay Enver generalliğe yükseltilerek Harbiye Nazırlığına atanmıştır. 10 Ağustos 1914’te Goeben (Yavuz) ve Breslau (Midilli) zırhlıları Çanakkale Boğazı’ndan girerek Osmanlı Deniz kuvvetlerine katılmışlardır. 
Enver Paşa, eylül ayından itibaren birliklerden gelen ihtiyaç listeleriyle karşılaşmaya başlamıştı. İngiltere’ye sipariş edilen üç muharebe gemisinden yapımları bitmek üzere olan Sultan Osman ve Sultan Reşat gemilerine İngiliz hükümeti el koymuştur.
3’üncü Ordu’nun durumu
Er mevcudu 160.000’e yaklaşan 3’üncü Ordu’nun giyim kuşam ihtiyacını karşılamak için sağlanabilen her türlü kumaştan elbise yapmak ve Erzincan atölyelerini gece gündüz işletmek gibi tedbirler alınıyordu. Koyun postundan ceket, keçeden mintan yapmak gibi akla gelebilecek bütün imkânlardan yararlanılıyordu.
Alaylardaki portatif çadır mevcudunun ¼’ünün noksan olması nedeniyle erler açıkta geceliyorlar, yakacağın yok denecek kadar az olması yüzünden yemekler dağlardan toplanan dikenlerle pişiriliyordu. Soğuk hava hastalıkların artmasını körüklüyor, günlük viziteye çıkanların sayısı 250 kadar iken 550’ye varıyordu.
İstanbul’dan bir tümen için Trabzon’a gönderilen 20 sandık, iki balya ilaç ve sıhhiye malzemesi nakil aracı yokluğundan birliklere dağıtılamamıştır.
Sınırlarda durum  
Herhangi bir sınır olayına neden olmamak için 3’üncü Ordu birlikleri dikkatli davranmaktadır. Kürtlerden bazı kişiler hırsızlık amacıyla zaman zaman Rus topraklarına girmekte ve hayvan kaçırmaktadırlar. Türk sınır birlikleri ise, bunları takip ederek Türk topraklarına giren Rus birliklerini geri atmak amacıyla kısa çarpışmalara girmekteydiler.
Seferberlik ilan edilmiş ve bölgede yoğun kıta hareketleri olmasına rağmen İran Sınır Tahdit Komisyonu’nda görevli İngiliz ve özellikle Rus personelin çalışmaları kısıtlanmamış ve bunlar sınır tabur merkezlerimize kadar girmişler, Türkiye dahilindeki Rus sınır komiserleri, Rus konsoloslarıyla şifreli muhabereye devam etmişlerdir.
Alman harp gemileri 
27 Ekim 1914’te Amiral Souchon komutasında Karadeniz’e çıkan Türk donanmasının 29 Ekim 1914 sabahı Sivastopol, Odesa, Novorosisk ve Kofe deniz üslerine taarruz etmesiyle Rusya ve Osmanlı Devleti arasında fiilen harp başlamıştır.
1 Kasım 1914 günü 3’üncü ordu birliklerinin önemli bir kısmı hâlâ mahalli kıyafetlidir. Ordu Komutanı, Başkomutanlık Vekâleti’nden “… renk gözetilmeden kumaş gönderilmesini” talep etmektedir. Ordunun sayısal muharip gücünü arttırmak için aşiretlerden teşkil edilen “Aşiret Süvari Alayları” ile kurulan İhtiyat Süvari Kolordusu, yarardan çok zarar getirdiğinden 1914 Kasım ayı ortalarında lâğvedilmiştir.
Aynı maksatlarla hapishanelerden toplanan ve İttihat Terakki militanlarının komutasında “Teşkilât-ı Mahsusa Birlikleri” başlığıyla kurulan birlikler, Van Gölü civarlarıyla Tortum bölgesinde ve Lâzistan cephesinde kullanıldılar.
Yine 1 Kasım 1914 günü saat 04.00-05.00 sularında Rus Kafkas ordusu Musun, Kötek, Narman ve Kaleboğazı bölgelerinden sınırlarımızı geçerek karadan ilerlemeye başlamıştır. Böylece Osmanlı Devleti’nde harbin öncelikle Kafkas cephesinde açıldığını söyleyebiliriz.
Harekât alanının sınırları
Kuzeyde Kafkas Dağları ve Karadeniz, doğuda Hazar Denizi, güneyde İran Azerbaycan’ı, Van Gölü güneyi, Mardin Urfa çizgisi, batıda Fırat Nehri, Malatya, Sivas, Samsun çevresi içindeki sahayı kapsar.
Harekât alanının eni Samsun’dan Urfa’ya kadar ortalama 500 km., ile Bakü’den Sivas’a kadar ortalama 1.200 km. olup yüzölçümü yaklaşık 600.000 km2’dir. Burada şöyle bir düşünce içine girersek konunun ciddiyeti daha iyi anlaşılacaktır. Ülkemizin yüzölçümü 780.000 km2 olup kara, deniz ve hava kuvvetleri tarafından korunmaktayken Kafkas harekât alanında hava kuvveti, zırhlı araç, Doğu Karadeniz’de donanma kullanılamamıştır.
Harekât bölgesinin Osmanlı Devleti arazisi içinde kalan bölümünde demiryolu yoktur. Yine Türk topraklarında 5.070.014 nüfus vardır. Bu nüfusun 3.965.216’sı Müslüman, 244.650’si Rum Ortodoks, 678.515’i Ermeni, 181.633’ü Arap, Yahudi, Süryani, Geldani, Nasturi ve Yezidilerden ibarettir.  (Devam edecek)

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam