Suudi Arabistan
Çin ile füze alımına girmek, ABD ile silah alımı anlaşmaları yapmak, İran’a karşı bir güç olduğunu ve Yarımada’nın kendisinden sorulacağını ima etmek, Pakistan’ın nükleer programına finans destek sağlaması nedeniyle gerektiğinde nükleer güç kullanabileceği havasını yansıtmak gibi bir yol izleyen Suudi Arabistan, bölgedeki huzursuzlukların üzerine benzin dökmektedir.
Şer odağı, bir ülkeyi savaşa sokmak için silah alımına yöneltir. İslam devletleri arasında eksik olan karşılıklı ve sakin konuşmama özelliğinden de istifade eder. Birisini Amerikan karşıtı sloganlarla bağırtarak yürütür, diğerini de “sınırlarınızın hemen ötesindeki bu diklenişe dur demeniz lazım” diyerek kışkırtır. Yemen’deki üç beş militanın üzerine gayet orantılı (!) şekilde uçaklarla saldırtır. Dağlara taşlara atılan bombalarla iki militan öldürülür, bazen hava savunması olmayan bir havaalanına bomba attırılır. Tabii ki bunlar da büyük başarı olarak yansıtılır.
Yemen ve Husilerin bugüne gelişi
İran ve Körfez’deki Arap ülkeleri arasında yıllardır krize neden olan Yemen, Husilerin Kızıldeniz’de seyreden ticari gemilere füze ve dron saldırılarıyla yeniden gündemdeki yerini almıştır.
Husiler, başkent Sana’nın da aralarında yer aldığı ülkenin kuzeyindeki Zemar, Beyda, İbb, Rayme ve Amran kentlerinin tamamında denetim altında tutmaktadır. Kızıldeniz kıyısındaki sahil bölgesi olan ve dış yardım ve gelirlerin %70’ine ev sahipliği yapan önemli liman Hudeyde ile Suudi Arabistan ile kara sınırı bulunan Cevf kentinin de kontrolü de Husilerin elinde bulunmaktadır.
Küçük bir bölgede varlığını sürdürmeye çalışan hükümet güçleri, Hacce ve Sada kentlerini de büyük çoğunlukla Husilere kaptırmış durumdadır. Trump, iktidardan ayrılırken Husileri ve bazı liderlerini terör listesine alındığını duyurmuş, ancak yönetime gelen Biden ise, 2021’den itibaren terör örgütü olarak görmediğini belirtmişti.
Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon uzun süredir İran'ı Husileri silahlandırmak, eğitmek ve finanse etmekle suçluyor. Husiler ise İran’ın vekil savaşçıları olduklarını reddediyor ve kendi silahlarını geliştirdiklerini iddia ediyor.
Husilerin elindeki silahlar
Husilerin elinde açık kaynaklardan elde edilen bilgilere göre 600 km uzaktaki İsrail’i vurabilecek füzeler ve silahlı insansız hava araçları bulunuyor. Tufan, Burkan ve Kudüs füzelerinin menzilleri ise 2.000 km kadardır. Husiler Yemen’deki iç savaş sırasında onlarca kez bu füzeleri Suudi Arabistan’a fırlatmışlardır.
Bu yılın eylül ayında Husiler ilk kez uçaksavar Barq-2 füzeleri, deniz füzeleri, Mig-29 savaş uçağı ve helikopterlerini sergilemişlerdir. Deniz taşımacılığına yönelik operasyonlarda makineli tüfeklerle donatılmış hızlı botlar da kullanmışlardır. Husi Hareketi’nin emrinde ağır silahlarla donatılmış 100 binin üzerinde savaşçı bulunduğu belirtilmektedir.
Gelişmeler nasıl cereyan ediyor?
**Husiler, 31 Ekim'de İsrail’e insansız hava araçları ve füzeler fırlattılar ve saldırıların devam edeceğini duyurdular
**9 Aralık’ta Gazze’nin ihtiyaç duyduğu gıda ve ilaçların verilmemesi halinde İsrail’e giden tüm gemileri milliyetlerine bakmaksızın hedef alacaklarını ve tüm uluslararası nakliye şirketlerinin İsrail limanlarıyla iş yapmamalarını açıkladılar.
**ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin 18 Aralık’ta İran’ın ticari gemilere yönelik Husi saldırılarına destek vermemesi” ifadesini kullandı.
Esasen huzursuzluğun temelinde, I. Dünya Savaşı’nın bitimiyle Türkiye’nin güney sınırları da dahil olmak üzere Ortadoğu’da çizilen tartışmalı suni sınırlar yatmaktadır. Husilerin, “Anti-Amerikancı” olması ve “İran destekli olduklarının iddia” edilmesi sebebiyle Amerika’nın Husilere hiç de iyi gözle bakmadığı ve ihtilâfın daha da uzun süre devam edeceği değerlendirilebilir.