SON DAKİKA
reklam
reklam

İki sarhoş bir berduş

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 11 Ocak 2024, Perşembe - 22:43   Okunma Sayısı:

    İki sarhoş oturmuş, sohbet ediyorlar. O günkü kıyafetleri de niteliklerine uygun. Önce DH söze girer. Bir önceki günden kalan sarhoşluğunun üzerine yeniden bina ettiği sarhoşluğuyla anlatmaya devam eder: “Bir arkadaşım var, evi beraber paylaştığım… Dün akşam saat 10.00’da yatıyorum, öksürüklerle odaya girdi.”

 

    --- Kalk, hadi!

    --- Ne var, ne oldu?

    --- İntihar etmek istiyorum da…

    --- Git be yav! Böyle bir şey için insan rahatsız edilir mi?  Bu saatte intihar edilir mi? Çekmiş yorganı kafasına… Sonra gözüne uyku girmeyince, “Ya intihar ederse, diye düşündüm ve sabaha kadar oturmak ve onu yeniden hayata bağlamak zorunda kaldım.” diye anlatır.  Sokak edebiyatının doruğuna ulaşmış yeniyetme berduş atladı söze:

 

    --- Oha abi yav. İnsan çüş olur böyle bi’ durumda.   

    SH ve SC durdular o an. Yeniyetmenin his ve algı sınırlarından çok uzaktaydılar, anlamaya çalışırken bakakaldılar öylece… Sonra içerisi kalabalıklaştı. Tanıdık birinin peşine takılmış olan birkaç davetsiz misafir gelmişti... Devleti yönetmeyi köy kahvesinde tavukçuluk sorunlarını tartışmakla karıştırdıkları için kısa zamanda irtifa aldılar. Hacca gidemeyen arkadaşlarına;

 

    --- Bunun parası var. Hac farizasını yerine getirmek, direkt Allah’a bağlanmak istiyor ama sıraya girmiş durumda. Yıllardır gidemiyor kuyruktaki mümin.    Bir diğeri DH’ye takılmıştı:

    --- Seni everelim.

    --- Ne yaptım ben sana yav?

    Her kafadan bir ses çıkıyordu. Sigara dumanının altında okunan lânetleri, sarf edilen küfürleri, kötü söz ve argo konuşmaları dinlemek ve seviyesiz el kol hareketlerini izlemek can sıkmaya başlamıştı. Oysa DH ve BC birer kadehle bulutların üstüne çıkmak istemişlerdi; ancak davetsiz gelen misafirler şişeyle güreşmeyi tercih etmişler, tek şişeyi çift göremeyecekleri kanaatine vardıklarından (!) çifte şişeyi tercih etmişlerdi. Yarım saat içinde bir şişe daha satın aldılar.

… Güreş başlayalı epeyi zaman geçmişti. Alçaktan uçmak için yaratılmış bu güvercinler (!), yüksek irtifalı lâflarla vesayetin kırıldığını söylüyor; iç ve dış güçlere, paralel yapının ve faiz lobisinin mensuplarına, banka sektörü ve borsa spekülatörlerine veryansın giydiriyorlardı. Bağırış çağırışlarla potansiyel birer vatandaş olduklarını ortaya koyuyorlardı. Konuşma şekli siyasilerimizden alışık olduğumuz üslup ve içerikteydi. Demek ki siyasetin odak noktasını, kaynağını ve kökünü böylesi tipler oluşturuyordu.

     Nihayet dağılma saatlerinin geldiğini söylediler. Ertesi akşam falanca adayın ofisinde toplanacakları kararını aldılar.  Yeni bir şişeyi orada açacaklar, o adayın borusunu çalacaklardı, çıkıp gittiler… Sakal bırakmış olan kişi, hacca gitmeye niyet ettiği için alkolden uzaklaştığını söylemiş ve helâllik istiyordu. Tam bu anda içenlerden biri şişeyle sakallının arasındaki boşluğu karışlamaya başlamıştı.

    ---İşte bu kadar uzaklaşmışsın.

… Kafasında fikri, cebinde parası, çevresinde itibarı olmayan goygoycu kişiler gittikten sonra yalnız kalan DH ve BC olayı tahlil ve tasvir etmeye çalıştılar. Edebiyatımızda “kör çalıyor, Çinli oynuyor”mu deniyordu ne? Her iki sarhoş sabahın ilk ışıklarına ulaşmıştı ama insanlar uyanmamıştı (!). Bu nedenle yalnızlığı paylaşmaya devam ediyor, sokaktan ayrılamıyorlardı.[1]

    BC, bir Temel fıkrasıyla kapanış için hamle yapmak ister: İki Karadenizli kovboy filmi seyrediyormuş. Temel,

   --- Bak şimdi kovboy attan kaktüslerin üstüne düşecek, kıçına kaktüsün iğneleri batacak, demiş. Cemal ise,

   --- Hayır, düşmeyecek, diye diretmiş. Bahse girmişler, Temel kazanmış. Filmi önceden gördüğünü söylemiş. Cemal, kaybetmenin acısıyla;

   --- Ben de görmüştüm ama aptal herif ders alır diye düşünmüştüm, demiş.

DH, flaş cümleyi patlatır. BC onu alkışlar. İyi niyet göstererek artık gecikmemesini ve eve gitmesini ister.

    --- Ev mi, nerede? Adresi var mı sende?     

 

[1] Baudelaire, Charles, “Les Fleurs du mal”,   (Kötülük Çiçekleri"), bu eserin gerek Fransız Edebiyatı'nda, gerekse Dünya Edebiyatı'nda çok önemli bir yeri vardır. İlk olarak 1857’de Fransa’da yayımlanmıştır. Eserdeki şiirlerin ana teması genel olarak melankoli, şeytan ve erotizm üzerinedir.

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam