Son birkaç yıldan bu yana ülkemizde yaşanan ekonomik olumsuzluklar nedeniyle toplumda ekonomiye olan ilgi oldukça arttı. Genç yaşlı, kadın, erkek herkes ekonomiyi takip etmeye başladı. Seçimlerden sonra görev başına gelen ekonomi yönetimi, düşük faiz politikasında kesin dönüş yaparak enflasyonla mücadele edileceğini ifade amacıyla politika faiz oranlarını altı ayda %31,5 gibi yükseltti. Bunun yanında sıkılaştırılmış para politikası uygulanmaya başladı.
İnsanlar gelirlerine göre harcama yapmak durumundadır. Bir kişinin kazancı yükseldikçe harcamaları da artacaktır. Harcamalar arttıkça ise oluşacak talep enflasyonundan dolayı enflasyon yüksek seyretme dönemine girilebilir. İçinde bulunduğumuz dönemde her ürüne sürekli zam yapıldığından olmalı ki bazı vatandaşlar (maddi durumu iyi olan) ihtiyaçlarını öne almaya hatta ihtiyacı olmayan ürünleri almaya yönelirler. Bunun sebebi “nasıl olsa zam gelecek zam gelmeden fazla miktarda alayım” mantığıdır. İşte satın alma algısı bu şekilde yayılmakta ve talep fazlasından dolayı enflasyon yükselmektedir.
Ekonomide sıkılaştırılmış para politikası, en başta iç talep dengesini sağlamak amacıyla kullanılır. Piyasada dolaşan para miktarı kısılır ve insanların gelirleri düşer, gelirler düşünce alım gücü azalır. İş dünyasında ise bankalar kredileri çok daha kontrollü olarak vereceğinden kredi muslukları da az akmaya başlar. Burada esas amaç arz fazlası oluşturarak talep miktarını azaltmaktır.
Para politikaları, merkez bankası vasıtasıyla uygulanır. Ekonomik istikrarın sağlanması ise izlenen para politikaları ile doğrudan ilişkilidir. Çünkü gerek yerli gerek yabancı yatırımcılar öncelikle istikrarlı bir ekonomiyi tercih ederler. Bu sebeple yatırımcılar kısa ve uzun vadeli programlar yapabilirler. Yani tahmin yürütmek kolaylaşır.
Sıkılaştırılmış para politikası, sadece bizde değil, çeşitli ülkelerde uygulanmaktadır. Örneğin ABD de politika faizi %5,5, enflasyon ise %3,7 dir. Bu kadar düşük enflasyon olmasına rağmen geçtiğimiz ayda ABD merkez bankası FED faiz artırımına gitmedi ve faizler konusunda ekonomik gelişmelere göre karar verileceğini ifade ettiler. Bizde ise %65 olan yıllık enflasyonu düşürmeye çalışıyoruz ve hatta %20-30 larda olsa bile halimize şükredeceğiz.
Para politikalarının temel amacı, enflasyonun önlemektir. Ekonomik gelişme, döviz kurları para politikasına bağlı olarak değişim gösterebilir. Parasal sıkılaştırmanın amaçları aşağıdaki şekilde sıralanabilir.
*Yüksek enflasyonu kontrol altına almak: Kontrollü seyreden bir enflasyon oranı, iç ve dış yatırımcılar, iş insanları için son derece önemlidir. İşletmelerin gelecek süreçte fiyatlar hakkında tahmin yürüterek ekonomik güveni arttıracaktır.
*Ülkenin para biriminin değer kaybını önlemek ve döviz kurlarının yükselmesini önlemek.
*Ekonomide fiyat dalgalanmalarının önüne geçerek, ülkede yapılan yatırımların sağlam şekilde yapılmasını sağlamak.
*Ülkede finansal istikrarı sağlamak, banka kredilerini amacına uygun kullandırılmasını oluşturarak kredilerin yönlendirilmesini sağlamak.
*Enflasyonun yüksek oranda olduğu dönemlerde ithalatın da maliyeti de artmaktadır. Dolayısıyla dış ticaret açığı artacaktır. Uygulanan para politikası yardımıyla dış ticaret dengesinin sağlanması gerçekleşecektir.
Sıkılaştırılmış para politikası; T.C. Merkez Bankası, açık piyasa işlemleri, zorunlu karşılık oranları, reeskont faiz oranları, döviz kurları gibi parametreler kullanılarak uygulanır.
Yapılan açıklamalara bakıldığında enflasyon oranı kontrol altına alınıncaya kadar sıkılaştırılmanın devam edeceği anlaşılıyor. Merkez bankası başkanımız Sn. Hafize Gaye Erkan’ın geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamalar aşağıdaki gibidir.
"Türk lirasına geçiş zamanı gelmiştir. Bunun en doğrudan yansımalarını mevduat gelişmelerinde görüyoruz" dedi.
TCMB Başkanı Hafize Gaye Erkan, fiyat istikrarının istikrarlı ve sürdürülebilir büyüme için önemine değindiği konuşmasında hem ihracatçıların dış talep nedeniyle yaşadığı zorlukların hem de ekonominin güçlü taraflarının farkında olduklarını belirtti. TCMB Başkanı Erkan, küresel ekonominin geçirdiği dönüşümle birlikte Türkiye’nin yükselen potansiyelinden bahsederek, “Fiyat istikrarı yoluyla öngörülebilirliğin artması, sizlerin bu potansiyeli gerçekleştirmesinin en güçlü destekçisi olacaktır” şeklinde konuştu.
TCMB Başkanı Erkan konuşmasında, uygulanan politikanın etkisinin zamana yayıldığını, diğer yandan öncü gösterge niteliğinde bazı olumlu sonuçların alınmaya başladığını ifade etti. TCMB Başkanı Erkan, “2024’ün ikinci yarısında başlayacak dezenflasyon döneminden önceki geçiş sürecinde talepte dengelenme yaşanırken, doğru politika tasarımlarıyla, üretimin sürekliliğinin sağlanmasına katkı vermeyi sürdüreceğiz” dedi.
Hazine ve maliye bakanımız da yaptığı açıklamaların satır arasında iş insanlarına yönelik “Önümüzdeki yıl yapılacak olan yerel seçimlerden sonra iç talebin azalacağına dikkat çekerek ihracatçılara yurt dışından müşteri bulun” tavsiyesinde bulunmuştur. Cümleyi açacak olursak sıkı para politikasının devam edeceği, iç talebin azalacağı yönünde önlemlere devam edileceğinin sinyalini vermiştir.
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar