SON DAKİKA
reklam
reklam

Filistin’in Son 3 Bin Yılı - Yazı Dizisi 3

Köşe Yazarı: YASİN KOÇ   Eklenme Tarihi: 21 Ocak 2024, Pazar - 23:03   Okunma Sayısı:

İngilizlerin Filistinlileri kendi çıkarlarına yönelik kullanmaları, Türkleri canavarlaştırması, bunun böyle olmasını umut eden kitleleri Lawrence'ın hayalperest söylemlerine inandırmış ve tarih değişmiştir. Kararları ile kaderlerini şekillendirmişlerdir.

İngiliz vatandaşı Yahudi Haim Weizmann, II.Abdülhamid’in Yahudileri Filistin’e yerleşmesini engelleyen politikalarına karşı Siyonist Yahudileri, İngiliz parlamentosundaki Arthur Balfour ile tanıştırmıştır. 1916 yılında Osmanlı toprakları Sykes-Picot ile paylaşılırken Yahudilerin kendilerine tampon bölge oluşturmaları için Yahudilerin desteklenmesi fikri oluşmuştur. 18 Temmuz 1917’de İngiliz Dışişleri Bakanı Balfour tarafından takdim edilen Balfour Bildirgesi ile Filistin’in Yahudi ülkesi olması, göçlerin kolayca gerçekleşmesi ve Yahudilerin kendi kendini idaresi vaad edilmiştir. 1918 yılı itibariyle Fransa-İtalya-ABD Yahudileri destekleyerek uluslararası alanda Siyonizm’i siyasi bir programa dönüştürmüşlerdir.

İngilizler Balfour bildirisinden tam bir ay sonra Kudüs’ü işgal ederek bölgeye Yahudi göçlerini hızlandırmışlardır. Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılmasıyla Birleşik Krallığın Filistin'in yönetimini ele geçirmesi, bağımsızlık umudu taşıyan İngilizlerden ödülünü bekleyen Filistinli Arap nüfusu öfkelendirmiştir. Filistinliler yine 1936’da ayaklandı ve Britanya isyanı ancak II.Dünya Savaşı başlarken dindirilebildi. Bu sırada Holokost'a gösterilen tepki BM'nin İsrail'in 1947'deki kuruluşunu desteklemesine yol açtı, sınır dışı edilen yüz binlerce Arap bir anda mülteci oldu. Birleşik Krallık 1948'de bölgeden çekildiğinde Arap birliği altında birleşen çevredeki devletler saldırıya geçti. Savaş BM'nin müdahalesine rağmen 1949'a kadar sürdü ve kazanan İsrail kısa sürede akın akın dünyanın dört bir yanından gelen Yahudilere ev sahipliği yaptı.

Sonuç olarak; Bugün Filistin-İsrail sorunu; binlerce yıl gerçekleşmesi için dua ettikleri devleti kurdukları için bugün yaşanan meseleler İsrailliler için pek de önemli gibi durmamaktadır. Şimdi bu idealin çizgisinde kavramlaşan siyasal kültür ve bu kültürün Yahudilerin siyasi hayatına yansıması İsrail-Filistin meselesini etkileyen sebeplerin en başında gelmektedir. Bu anlayışla devletin ortaya çıkmasına giden süreç ve kurulduktan sonra takip ettiği siyasetin temel prensiplerinin anlaşılması gerekmektedir. Filistin meselesine ve bölgenin sorunlarına bu prensipleri oluşturan ana motivasyonlar perspektifinden bakmak gerekir.

Bu perspektif İsrail toplumun Siyonizm öğretisi, siyasal ve dinsel yapısı, Yahudiler arasında laik ve dinci çatışması, bölgedeki etnik ve dinsel ayrışmalar, Aşkenaz-Sefarad ve seküler Yahudiler, Filistinli- Arap azınlık, İsrail’in güvenlik kaygıları ve yayılmacı faaliyetleri olarak sıralanabilir.

*Yahudilerin Babil sürgünü ile başlayan diasporası Helenistik dönem ve Romalılar hâkimiyetinde devam etmiştir.

*Dünyanın çeşitli coğrafyalarında sürgün hayatı yaşayan Yahudiler, kutsal mabedi onarma ve vaadedilen kutsal topraklara dönme ideallerinden hiçbir zaman vazgeçmemişlerdir.

*1882 yılından 1967 yılına kadar göç ve yerleşimcilik faaliyetlerinin temel amacı Yahudi devletinin ve vatandaşlarının yaşam alanını belirlemek olmuştur.

*Yerleşimcilik faaliyetleri bir tür kolonileşme ortamı yaratmıştır. Filistin Meselesi işte budur.
X @kocyasin

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam