SON DAKİKA
reklam
reklam

Deprem ve konut alanları

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 23 Ocak 2024, Salı - 11:03   Okunma Sayısı:

15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminden sonra hükümet, şehir içindeki askeri alanların şehir dışına taşınmasına karar vermiş, bu kararla birlikte İstanbul’daki birçok askeri arazi boşaltılmıştı. Yetkililer 12.600 hektarlık bu arazilerin yeşil alan olarak korunacağını açıklamıştı. Sonraki yıllarda ise bazı askeri alanların imara açıldığını gördük.

 

Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi, 2016 yılında yaptığı bir hesaplamada, İstanbul’daki arazilerin yaklaşık yüzde 10’unun askeri alanlar olduğunu, bu alanların da yeşillikler içinde açık araziler olduğunu belirtmiştir.

 

Kuleli Askeri Lisesi’ni bitirdikten sonra 1972 yılında Ankara’da Kara Harp Okulu’na gitmiştik. Üç yıl boyunca izine gidiş gelişlerimizde Göztepe Kavşağı’nı geçince Ankara yoluna girdiğimizi konuşurduk. Issız, binasız, karanlık bir yoldu Ankara yolu…  Yolun her iki tarafı yeşillik, bazı yerleri ağaçlıktı. Tuzla’daki Piyade Okulu atış ve tatbikat sahasının tepelik alanlarında birkaç binayı görmek mümkündü.

 

Zaman geçtikçe İstanbul’da şehrin çevresindeki askeri alanların şehir içinde kaldığı fark edildi. Darbe girişimi sonrası 2017’de C/B Erdoğan’ın talimatıyla bu alanların yeşil alan olarak korunacağı, ancak deprem konusunda rezerv alan bulunamaması nedeniyle yeşil alanların içinde 'cüzi alanların' kullanılabileceği açıklanmıştı.

 

2018 yılında dönemin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı, Ankara’da, geçmişte 47. Motorlu Piyade Alay Komutanlığı'nın yer aldığı 183 dönümlük kışla arazisinde kurulan 15 Temmuz Millet Bahçesi’nde yaptığı açıklamada, askeri arazileri rant alanı olarak görmediklerini belirtmişti.

 

Sonraki yıllarda çeşitli meslek odaları, bazı yerel yönetim yetkilileri ve çevre savunucuları, bu açıklamalara karşın birçok askeri alanın imara açıldığını belirterek uygulamaları eleştirmişti. (Mimarlar Odası İstanbul Şubesi kentte imara açılan 15’ten fazla askeri alanın önde gelenlerini açıklamıştır.)

 

1998’de emekli olduktan sonra yıllarca ağaçlandırmış ve yeşil alan olarak kalmış bu mutena yerlerde çok futbol oynadım. Bana göre bu alanlar imara açılmamalı, zorunluluk da varsa en yoksul vatandaşlarımızın iskânı için kullanılmalıdır. Ancak uygulamaya baktığımız zaman hiç de öyle olmadığı görülmektedir. Bazı yerler TOKİ’nin bazı yerler de ünlü müteahhitlerin inşaatlarıyla taşlaşmıştır. Bu açık alanlar, afetler ve özellikle de beklenen Marmara depremi nedeniyle de büyük bir ihtiyaç olarak karşımıza çıkmaktadır..

 

Mimarlar Odası İstanbul Şubesi Başkanı, askeri alanların imara açılmasını, “Bu askeri alanların yapılaşmaya açılması aynı zamanda bu alanların özelleştirilmesi anlamına geliyor. Bu, en kritik durum” diyerek eleştirmiştir. Köymen, imara neden karşı olduklarını şu sözlerle anlatmıştır:

 

“Birincisi, İstanbul'da nüfusun artışıyla ilgili uygulamaların yapılması son derece sakıncalı. İkincisi kamusal alanlara ihtiyacımız var. İnsanların ortak yaşam alanları, ortak mülkiyetlerini ortadan kaldırıyorsunuz. Üçüncüsü, askeri alanlar genelde daha yeşil alanlar ve İstanbul'un ihtiyacı olan temiz havanın sağlanabilmesi için hatta iklimini değiştirmemek için bu alanlara ihtiyaç var.”

 

Sonuç olarak

 

**Doğal yapı bozulmaktadır,

**Nüfus artışı engellenemiyor,

**Mahkemede davalar görülürken inşaat işleri devam ediyor, durdurma kararları uygulanmıyor,

**Konutların depreme dayanıklılığı konusunda zeminle ilgili olduğundan zemin etüdü ve kat yüksekliği yasal mevzuatın dışında olabiliyor,

**İçme suyu kaynakları giderek azalıyor,

**Yeni yapılara ağırlık verildiği için büyük çoğunluğu riskli olan binaların güçlendirilmesine ağırlık verilmiyor.

 

Not: Teknik konularda https://www.bbc.com/turkce/articles/cjjyn527j28o sitesinden yararlanılmıştır.

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam