SON DAKİKA
reklam
reklam

Kızıldeniz’in dünü ve bugünü

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 31 Ocak 2024, Çarşamba - 12:23   Okunma Sayısı:

Osmanlı Devleti zamanında

Kızıldeniz, 1911-1912 Trablusgarp Savaşı’nın mücadele alanlarından biri olmuştur. 28 Eylül 1911’de Osmanlı Devleti’ne 24 saatlik bir nota verdikten sonra 29 Eylül’de savaş ilan eden ve Trablusgarp’a asker çıkaran İtalya, Osmanlı Devleti’ni zayıf düşürmek amacıyla savaşı Kızıldeniz’e de yaymıştır.

Mekke ile Yemen arasındaki araziye hâkim olan Arap aşiretlerinden Seyit İdris, Türk hükümetine karşı isyan halindeydi. Bunu fırsat bilen İtalyan hükümeti, İdris’e para yardımıyla birlikte 10 bin tüfek, 3 batarya top ve topçu askerleri göndermiştir.

İtalya yine bu tarihte Kızıldeniz’deki Osmanlı Deniz Kuvvetlerinin sayıca üstün olmasından çekinerek Eritre’de seferberlik ilan etmiş ve sahilde savunma tedbirleri almıştır. Osmanlı Devleti, İtalyan donanması hakkında yeterli bilgi toplayamamıştır. Gemiler Süveyş Kanalı’ndan geçmek zorunda olduğundan Port Said’deki Osmanlı Kömür Memuriyeti bu konuda doğru bilgi verecekken bunu yapmamıştır.

İtalya, faaliyetlerini arttırarak Basra, Yemen ve Hicaz’a sefer yapan gemilere karşı abluka başlatmıştır. 8 Kasım 1911’de birkaç İtalyan savaş gemisi Cidde limanına girerek gösteriş yapmıştır. İki İtalyan savaş gemisi Akabe limanını, 30 Kasım’da da Moha limanını bombalamışlardır.

7 Ocak 1912 Pazar günü de iki İtalyan destroyeri dış limanda demir atmış olan Moha, Ayntab, Ordu, Kastamonu, Bafra, Gökçedağ ve Refahiye gambotları üzerine ateş açmıştır. Gambotlarımız büyük çaplı top ateşine karşılık verse de etkili olamamışlar, bazıları batmış, bazıları da tahrip olmuştur.

Gambotlara 30 ton kömür getirmiş olan iki gemimizin yüklerine İtalyan kuvvetleri el koymuş; 24 Ocak 1912’de Moha’yı, 27 Ocak’ta da Cebane’yi, 4 ve 7 Şubat’ta Bab-ül Mendeb’i, 5 Şubat’ta Şeyh Said Adası’ndaki Osmanlı karargâhını bombalamışlardır. Bu arada 4 Şubat’ta Lahya’yı ele geçiren İtalyanlar, 21 Şubat’ta Salih limanını bombalayarak Şeyh İdris’in harekâtını kolaylaştırmışlardır.

26 Temmuz’da Türk kuvvetlerine saldıran Piemonte kruvazörü, açtığı ateşlerle 12 bin sandık tüfek mermimizi ve 450 sandık topçu cephanemizi imha etmiştir. İtalyan harp gemileri 3 Ağustos’ta birliklerimizi yeniden bombalamış, bazı Arap aşiretlerinin ve Şeyh İdris’in hileli hareketlerinin ardından Taif’i de bombalamıştır. İtalya’nın bu faaliyetleri 15-18 Ekim 1912 Uşi Antlaşması’na kadar devam etmiştir.

Osmanlı yönetimine karşı muhalif ve isyancı Arap güçleri her fırsatta düşünce ve eylemlerini ortaya koymaktan çekinmemişlerdir. I. Dünya Savaşı yıllarında da Arap aşiretleri aleyhimize olan her faaliyette İngilizlerle birlik olmuşlardır.

 

Günümüzde Kızıldeniz

**Kızıkdeniz’deki olaylar küresel tedarik zincirini tehdit etmektedir.

**İngiltere İran’ı suçlayan bir tavır almıştır.

**ABD Merkez Komutanlığı (CNTCOM) da saldırılarda herhangi bir yaralanma ya da hasar olmadığını belirterek, bunun 19 Kasım’dan bu yana Kızıldeniz’deki ticari nakliye hatlarına yönelik 26. Husi saldırısı olduğu bilgisini vermiştir. 

**ABD gemisine saldıran Husilerin Kızıldeniz’e atılan onlarca İHA ve füzesi, Amerikan ve İngiliz savaş gemileri tarafından düşürülmüştür.

**Gaye İsrail’i ekonomik açıdan zayıf düşürmek olsa da bunun yarattığı sıkıntıyı bütün dünyaya yaşatmaktır…

 

Yemen’in büyük bölümünü kontrol eden İran destekli Şii Husiler, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına karşılık ve Filistin halkıyla dayanışma için Kızıldeniz’de eylem yapıyor ve zaman zaman da İsrail istikametine doğru füze saldırıları gerçekleştiriyorlar. 

Yemenli isyancıların saldırıları, Avrupa ile Asya arasında yer alan ve dünya deniz trafiğinin yaklaşık yüzde 15'ini oluşturan bu kilit rotadaki uluslararası ticareti ciddi şekilde sekteye uğratıyor. 

Küresel güçlerin farklı bölgelerde ele geçirmeye çalıştıkları hâkimiyet yeni çatışma alanları yaratıyor. Kızıldeniz’de meydana gelen bu gelişmeler bölgenin güç dengelerini bozmaya yettiği gibi ticari yollar üzerinde güvenlik zafiyeti de yaratıyor.

Konteyner taşımacılığı pazarının önemli bir kısmını kontrol eden Danimarka’nın büyük denizcilik şirketi Maersk ve Alman Hapag-Lloyd, Kızıldeniz rotasını kullanmaktan vazgeçmiş durumdadır. Yaklaşık 20’ye yakın uluslararası firma da benzer şekilde hareket etmektedir. Bazı nakliye firmaları, daha maliyetli ve uzun olmasına rağmen Afrika rotasını tercih ediyor. Avrupa ve Akdeniz ülkelerinin bu durumdan zarar görmeleri muhakkaktır.

 

Değerlendirme

  1. İsrail’in Gazze’de sürdürdüğü saldırı derinleştikçe bölgesel güvenlik giderek daha kırılgan hale geliyor. Bu kırılganlık sorunun çözümünü zorlaştırırken çatışmanın yayılmasını da tetikleyen bir momentuma neden oldu.
  2. Bu bölgedeki herhangi bir çatışma, dünya ticaret yollarını ve petrol akışını doğrudan etkilemektedir.
  3. Nakliye gemilerinin hedef alınması, denizcilik şirketlerinden bazılarının gemi rotalarını değiştirmek zorunda bırakmıştır. Saldırıların küresel ölçekte petrol fiyatlarını yükseltmesi bekleniyor.
  4. Orta Doğu’da bölgesel güvenlik giderek daha kırılgan hale geliyor.
  5. ABD donanmasının Kızıldeniz’de meşgul olması ve Husilerle sürdürdüğü asimetrik savaş, hava unsurlarının da kullanılmasını ve daha ağır maliyetlere yönelinmesini gerektirecektir. Bu durum, ABD’nin Pasifik bölgesine odaklanmasında pürüzler ortaya çıkmasına ve Çin’in egemen faaliyetlerde bulunmasına neden olabilir.
  6. ABD, bu bölgede çıkacak bir çatışmanın uzun sürmesi halinde masraflarını telâfi etmek amacıyla Arabistan’a yanaşacak ve çeşitli tehdit senaryoları yaratarak Arabistan’ı çatışmalara sokacaktır.
  7. Husilerin asimetrik savaşı bölgesel işbirliğini (Çin’den-Orta Doğu-Avrupa), baltalayabilir

 

 

 

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam