Doğru sözler, söyleyen kişilere göre etkisini yiitirebilir fakat yine de doğru oldukları gerçeğini değiştirmez.
Örneğin, 2. Dünya Savaşı sonrasında dünyanın ikiye bölünmesinin mimarlarından olan ABD Başkanı F. D. Roosevelt'in şu sözlerine şapka çıkarmamak olası değildir.
"Bütün insanların bir avuç yönetici tarafından yönetildiği bir devlet sistemi kurmak isteyenler, buna yeni bir düzen adını verir. Oysa ki ne yenidir ne de düzendir."
Bu sözler üzerinden neredeyse 80 yıl geçmiş. Hâlâ taptaze değil mi?
Diğer taraftan "Atom barıştır" diyen selefi Eisenhower'ın veda konuşması ise bugünkü kaos içindeki dünyayı anlamak için ders niteliği taşır.
Başkan Eisenhower, tarihe geçen ünlü konuşmasıyla ABD halkı özelinde tüm dünya insanlarını ne için uyarmıştı?
Özetle kendi terimi olan (military-industrial complex) "endüstriyel askeri yapı"ya karşı halkını uyarıyordu. Politikacılar, Pentagon ve onları donatan silah sanayi üçgeni arasındaki denetimden yoksun parasal ilişki ağının dehşetinden söz ediyordu. Konuşmasının ilk taslağında "military-industrial-congressional complex", yani (Askeri-Sınai-Politik Yapı) demiş. Fakat yeni seçilen kongreyi yıpratmamak için kongre sözünü çıkarmış.
Her büyük komutan gibi O da savaşı son çare olarak görüyordu. Savaşın dehşetini yaşamış biriydi...
Uygarlığın önündeki en aşağılık engel olan savaşlar ve kıyım neden bir türlü bitmez?
Bu vahşet nasıl bu kadar kolay kanıksanır veya doğalmış gibi kabullenilir?
Dünya neden sürekli bir barışa hasrettir?
Anlamamız gereken şu:
Yüzlerce milyar dolarlık kontratların savaşlara htiyacı vardır.
Savaşın harabe hale getirdiği dünyanın alt yapı ve yeni binalara ihtiyacı olur.
Yaralanan ve hastalanan insanların ilaca ihtiyacı olur.. .
Listeyi uzatabilirsiniz.
Bir taraftan dümdüz ederken diğer taraftan onarır, hatta yeniden kurar. Ekonomi yürür, bu vahşetin arkasında olan şirketler, akıl almaz kârlar elde ederken, değerleri trilyon dolarlara yükselir. Toplumlar ise bir kap yemeğe şükrederler. Oysa çalınan hayatlar, umutlar ve paralar onlarınkidir.
Savaş naraları atan kafasızlar ise ilk önce ölenlerden olur ve insanlığın bilinci toplu olarak yükselmedikçe bu düzen sürer gider...