- Dünya Savaşı sonrasının sıkıntılı dönemini yaşamış, Rus.milliyetçiliği duygularıyla yetişmiş, NATO’ya karşı Varşova Paktı’nın liderliğini yapmışken istihbarat örgütlerinde çalışmış olan Putin, Ukrayna'nın Rus etki alanından çıkmasını hem ulusal hem kişisel bir aşağılanma, hem de stratejik bir kayıp olarak görmektedir.
2014'te Kırım'ın ilhakının ardından vizyonundan hiç taviz vermeyen Rusya lideri, Batı'nın da yaptırımlar uygulamaya başlamasıyla, ilk aşamada bölgede hiçbir ciddi adım atmamış, Donbas'taki ayrılıkçıları desteklemekle ve bölgedeki çatışmaların "Ukrayna'nın iç sorunu olduğunu" iddia etmekle yetinmiştir.
24 Şubat 2022… Rusya, Ukrayna’ya saldırmıştır. Savaş nerdeyse ikinci yılını doldurmak üzeredir. Bu süreç içinde
***Rusya, Ukrayna Savaşı boyunca “savaş” yerine “Özel Askeri Operasyon” tabirini kullanmıştır.
***Savaşta ölen ve esir düşen Rus askerlerinin sayısını düşük göstererek Rus halkının moralini yüksek tutmaya çalışmıştır. Açıklamaların ve dil unsurlarının yanında paylaşımları görsellerle desteklemiştir.
***Bu desteklemeye ilave olarak savaşın askeri açıdan çok kültürel, ekonomik ve siyasi boyutları ve sonuçları üzerinde durmayı tercih etmiştir.
***Savaşla birlikte yeni dinamikler ortaya çıkmıştır. Savaş, çoğu kez Rusya-NATO ya da Rusya-Batı mücadelesi gibi algılandığı için İsveç ve Finlandiya, NATO üyeliğine başvuruda bulunmuştur. İki ülkenin başvurusuyla birlikte NATO bünyesinde de yeni tartışmalar ortaya çıkmıştır. Ayrıca 2022 yılının Haziran ayında Avrupa Parlamentosu’nda Ukrayna ve Moldova’nın üyelik için aday ülkeler olması yönünde karar alınmıştır.
Irak’ta yaşananlar için ABD’ye yaptırım, yargılama ve cezalandırma uygulanmamış, ancak Rusya’nın Ukrayna’da başlattığı savaşta Rusya’nın savaş suçlusu olarak itham edilmesi gündeme alınmıştır. Batı, halen böyle bir propagandayı yürütmektedir.
Bu süreç boyunca küresel kırılmalar, ülkelerin dış politika yönelimlerinde değişiklikler, renkli ittifaklar, enerji işbirlikleri ve bölgesel müttefiklikler ortaya çıkmıştır. Değişik amaçlı ittifaklar, yeni ihtilâfları ve donmuş çatışmaları gündeme getirmiştir.
Moskova’nın gücünü olabildiğince kırmak, Rus silahlı kuvvetlerini zayıflatmak amacıyla Ukrayna’ya yardım amacıyla gönderilen askeri mühimmatlar, savaşın çoğu kez Rusya-NATO ya da Rusya-Batı mücadelesi gibi algılanmasına yol açmıştır. Gelecekte bir Rus saldırısı ihtimaline karşılık İsveç ve Finlandiya, NATO üyeliğine başvuruda bulunmuş, ancak bu durum yeni tartışmalara yol açmıştır.
Hal böyle olunca, Ukrayna’nın karşısında yer aldıkları gerekçesiyle Hindistan, Pakistan ve Çin gibi ülkelerin tutumları, Batı dünyası tarafından eleştirilmiştir. Çin-Rusya yakınlaşması, Pekin’in de Tayvan konusunda benzer bir tavır almak istemesine sebep olmuş, ABD’nin Tayvan’a olan ilgisi artmıştır.
Önceki ABD Temsilciler Meclisi Başkanı’nın Tayvan ziyareti gerilimin zirve noktası olarak nitelendirilebilir. Bunun yanı sıra Hindistan’ın uluslararası alandaki yükselişinde de savaşın payı bulunmaktadır. Hem ABD hem de Rusya’yla yakın bağlara sahip olan bir aktör olarak Yeni Delhi’nin küresel siyasetteki etkisini yükselttiği söylenebilir. Dolayısıyla küresel dengeler ve ülkelerin değerleri konusunda da savaşın belirleyici olduğu görülmektedir.
Savaşla birlikte ortaya çıkan enerji krizi, birçok ülkeyi derinden etkilememiş, Fransa, Almanya ve İtalya’nın Rusya konusunda İngiltere, Polonya ve Baltık ülkeleri kadar sert olmadıkları görülmüştür. Ayrıca Fransa’nın Çin ile yakınlaşmak istediği de bilinmektedir.
Enerji krizi birçok ülkeyi yeni kaynak arayışına itmiştir. Bu anlamda enerji zengini devletlerin uluslararası görünürlüğü artmış ve söz konusu ülkeler, sahip oldukları gücü kullanma noktasında avantajlı konuma gelmiştir. Bu bağlamda Orta Asya, Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerine yönelik ilginin arttığı ifade edilebilir.