SON DAKİKA
reklam
reklam

Bir günün hâsılası

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 6 Şubat 2024, Salı - 11:51   Okunma Sayısı:

…Biraz önce bir grupta

…Almanya ve İngiltere’nin, Rusya’nın tehditlerine karşı kendilerini korumaya almaları konusunda Batı basınında çıkan haberleri tartışan gruba kulak vermiştim. Bu üç devletin arasında doğrudan bir sıcak harbin ortaya çıkması, NATO ve ABD’nin devreye girmesinin zayıf bir ihtimal olacağı kanaatine varmışlar.

 

    Ancak gerginlik artarsa ekonomi ve kalkınma konusunda uluslararası ve bölgesel ilişkilerde kasılmalar ve sancılar olacağını düşünüyorlar. Böyle bir durumu Ukrayna-Rusya Savaşı’nda görmüştük. Bununla beraber;

 

**Küresel piyasaların ve finansal dönüşümün etkileneceği,

**Maliyetlerin yükseleceği, bu durumun Çin’i öne çıkaracağını,

**Her ülkede gelirlerin düşeceğini, işgücünün azalacağını ve işten çıkarmaların görüleceğini,

**Tabii ki bu durumdan ülkemizin de etkileneceğini, tartışıyorlardı.

 

Bir başka grubun içinde

    Sevgili arkadaşımız Alâaddin, her toplantımıza gelir,  duyduklarını, hissettiklerini ve kendi fikirlerini bizlerle paylaşır. Çok kitap okuyan, ülke sorunlarına yabancı olmayan ve sürekli fikir üreten bir arkadaşımızdır. Yine dertli dertli anlatıyor:

 

    “Ülkemizin insanı şu siyasal söylemlere verdiği önem kadar icraatın takibini dikkate alsa hem demokrasinin bir gereğini yerine getirmiş hem de işlerin daha doğru, zamanında ve istenen şekilde yapılmasını sağlamış olmaz mı?

 

    Yaklaşık iki asırdan beri Batı’nın güdümlemeleri, I. ve II. Dünya Savaşlarının sıkıntıları, farklı zamanlardaki ittifakların tahditleri ve IMF’nin reçeteleri ve boş siyasi söylemler hepimizi canımızdan bezdirdi. Artık bir programımız olsa da uygarlık yolunda biraz yürüsek…”

 

Köşeye çekilmişler

    Bizim ihtiyar delikanlılardan Erol-Necef-Cemalettin-Şükrü, salonda bir köşeye çekilmiş kaynatıyorlar. Dikkat çekmeyeyim diye, sandalye değiştirmek suretiyle onlara yaklaşıp doğal hali yakalamayı ve dinlemeyi tercih ettim. 

 

    Tam bu sırada Serhat geldi. Orta Avrupa ülkelerini gezmiş, bize anlatacakları olduğunu söylemişti. Şehir parklarının, şehir içi ulaşımın, mimari eserlerin ve özellikle heykellerin güzelliğini anlatmakla başladı konuşmasına. İnsanların birbirleriyle selamlaşmaları, temizlik anlayışı, görgü ve nezaket kuralları gibi konularda çok saygılıydılar…

Bu sırada Erol söze girdi. Mehmet Akif’in bir sözünü anlattı.

 

“Doğu’ya bakmaz, Batı’yı bilmez görgüden yok vayesi (nasibi)

Bir kızarmaz yüz, yaşarmaz göz, bütün sermayesi…”

    Bu noktada ok yaydan çıkmıştı. Yok efendim eşek ölürmüş kalırmış semeri, diye atasözüyle başlayan espri rüzgârı esmeye başladı.

 

 Erol coşmuştu, yine döktüreceğini zannediyorduk… “Gelin hepimiz birden karar verelim ve eşeklere misafirhane için sponsor olalım” dedi. Gülüşmeler ayrı bir renk kattı sohbete. İyi bir hukukçu olan Necef, devreye girdi. Misafirhanenin kuralları iyi belirlensin. Eşeklerin tepişip tayların ezildiği bir düzen olmasın. Bu koşulları sağlayacak hukuki düzenlemeye önem vermelisiniz. Yine gülüşmeler…

 

    Cemalettin, duruma el koymak amacıyla Serhat’ın kızmasına ramak kaldığını ve espriye biraz ara verilmesini isteyince herkes alkışlamaya başladı. Ne de olsa Dernek Başkan Vekili idi. Uzaktan bir ses, “ağır olup okka çekmek” tabirini seslendirerek Cemalettin’in gururunu okşamıştı.

 

Sözün kısası

    Bu arkadaşlarımızla günümüzün bir kısmı böyle geçmişti. Onların içlerinde helikopter pilotu olup destan yazanlar, Güneydoğu Anadolu’da birlik komutanlığı yapanlar vardı. Terör unsurlarıyla burun buruna gelmiş, tepelemişlerdi soysuzları. Topçu sınıfından olup ateş destek vasıtalarını koordineli şekilde terörist unsurların üzerine oturtan ve ateşle takibi başarıyla yürütenler vardı. Jandarma sınıfından olup sınırımızı deldirmeyenler vardı.

 

    Bugün köşelerine çekilmiş -hatta itilmiş vaziyette- emeklilik günlerini yaşıyorlar. Asrın davalarında gadre uğramış, genç rütbelerinde TSK’nın dışına itilmiş subaylara emeklilik bile reva görülmemişti. Bu acıyı hâlâ yüreklerinde hissediyorlar. Bizler hepimiz 15-16 yaşlarımızda askeri liseye girerek üniforma giymiş, aile terbiyesinden sonra askeri terbiye ve devlet terbiyesiyle yetişmiştik.

 

    Görsel basında düşüncelerini gayet olgun şekilde dile getiren generallerimizle ve birbirimizle övünüyoruz. Ülkemizin aleyhinde kimseye söz söyletmeyiz. Yarınlar için umut doluyuz. Her bozukluğun aslına rücu edeceğinin bilincindeyiz.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam