Almanya
Almanya Genelkurmay Başkanı Carsten Breuer, verdiği bir demeçte, "savaşa hazır hale gelmenin" bir süreç olduğunu belirtmiştir. "Ancak sonsuz zamanımız yok, çünkü Soğuk Savaş'ın sona ermesinden bu yana ilk kez olası bir savaşa dışarıdan zorlanıyoruz. Analistleri takip ettiğimde ve Rusya'dan kaynaklanan askeri tehdit potansiyelini gördüğümde bu bizim için 5 ila 8 yıl hazırlık zamanı anlamına geliyor." şeklinde konuşmasını sürdürmüştür.
Bu yaklaşımın savaşın çıkacağı anlamına gelmediğini vurgulayan Breuer, bunun mümkün olduğunu ve beş yıl içinde savaşa hazır hale gelmek gerektiği ifadesini kullanmış ve Rusya’nın Duma kararıyla savaş ekonomisine geçtiğini gördükleri, bunun da savaş olasılığını arttırdığı ve savaşa hazır olmanın zihniyet değişimini gerektirdiği değerlendirmesinde bulunmuştur.
Breuer, "Savaşa hazır olmanın içinde çok şey var. Personel ve malzemenin göreve hazır olmasının yanı sıra zihniyet değişiminden de geçmemiz gerekiyor. Hem toplumda hem de özellikle Alman ordusunda akıl dönüşümüne ihtiyaç var." ifadelerini kullanmıştır. Almanya, Rusya-Ukrayna Savaşı'nın ardından savunma harcamalarını büyük ölçüde artırma kararı almıştır.
**ABD yapımı F-35savaş uçakları,
**Chinook nakliye helikopterleri ve
**İsrail yapımı Arrow-3 füze savunma sistemi ve gelişmiş silah sistemleri satın almak ve,
**Tüm bu projeleri gerçekleştirmek ve silahlı kuvvetlerini modernize etmek için 100 milyar avroluk özel bir fon oluşturmuştur.
İngiltere
Birleşik Krallık Genelkurmay Başkanı General Sir Patrick Sanders, ülkesinin Rusya’yla savaşa girmesi durumunda Britanyalıların silahlı kuvvetlerde savaşmaya çağrılabileceği, Britanyalı kadın ve erkeklerin göreve hazır olmaları gerektiğini belirtmiştir.
İngiliz Ordusu’nun eski genelkurmaylarından General Lord Dannatt ise, ordunun küçülen yapısına dikkat çekmiş ve 2006 yılında 102.000 personelden bugün 74.000’e düştüğünü vurgulamıştır.
General Lord Dannatt’a göre; “Tarihin tekerrür etmesi ciddi bir tehlikedir.” Fakat bu kez, İngiltere’nin Rusya’ya karşı üstünlük kuramayacağı tahmin edilmektedir. Artan jeopolitik belirsizliğe işaret eden General Lord Dannatt, “Eğer silahlı kuvvetlerimiz Moskova veya Pekin’in gelecekteki saldırılarını caydıracak kadar güçlü değilse, bu küçük bir savaş değil, büyük bir savaş olacaktır.” yorumunda bulunmuştur.
İngiltere’nin eski Savunma Bakanı Tobias Ellwood ise, Birleşmiş Milletler gibi küresel kurumun Rusya’dan hesap soramaz durumda olduğunu, İngiltere’nin savunmasını güçlendirmesi gerektiğini belirtmiştir.
Almanya ve İngiltere
Hem Almanya hem İngiltere’nin Rusya’ya karşı bir savaş hazırlığı içerisinde olduğu görülmektedir. Özellikle Almanya’nın “Weimer Üçgeni” platformu kapsamında Polonya ve Fransa’yla askeri ittifak kurma çabaları dikkat çekicidir. Zira Polonya, aynı zamanda Ukrayna ve İngiltere’yle de savunma ittifakı kurmuş durumdadır.
Böylelikle Avrupa’da gayri resmi ittifaklar dönemi inşa edilmeye başlamıştır. Bu, birinci ve ikinci dünya savaşları öncesinde kurulan koalisyon ve cepheleşmeye oldukça benzerdir. Yine bu süreçte Ukrayna’nın G7 ülkelerinin yanı sıra Romanya ve Hollanda’yla ikili savunma anlaşmalarını müzakere ettiğini vurgulamamız gerekir.
Avrupa ülkeleri, NATO’dan bağımsız olarak, kendi aralarında ikili ve çoklu savunma ittifakları kurma yoluna gitmektedirler. Bu adımlar, NATO’nun Rusya’ya karşı kolektif savunma kapasitesini daha da geliştirmesi ve İngiltere’nin Ukrayna’ya asker konuşlandırması, Rusya’yı daha fazla provoke etmekte ve Avrupa’daki savaş riskini tırmandırmaktadır.
Fransa
Fransa’nın Nijer’de bir askeri üssü bulunmaktadır. Nijer dünyanın en büyük yedinci uranyum üreticisidir. Uranyum nükleer enerji açısından yaşamsal önemde ve dörtte biri Avrupa’ya, özellikle de eski sömürgeci Fransa’ya gitmektedir..
Fransız egemenliğinde olan Nijer'de meydana gelen darbe sonrası halkın bir kısmı Rusya'nın gelmesini ve Fransa'nın gitmesini istemiştir. Yer altı servetlerinin bolluğu Fransa ve Rusya’yı Nijer’de çekişir hale getirmiştir. Ayrıca Fransa’nın Ukrayna’daki askerleri Rusya’yı rahatsız etmiştir. Bu nedenlerle Fransa da Rusya’ya karşı tedirginlik hissetmektedir. Daha önce “NATO2nun beyin ölümü gerçekleşmiştir” diyen Macron, artık bu sözleri ağzına almamaktadır.
Yazılan ve söylenenleri dikkate aldığımızda bu üç ülkenin de Silahlı Kuvvetleri mevcuden düşük, harp silah ve vasıtaları modern olsa bile azdır. Unutulmasın ki, muharebeleri ordular kazanır, ama savaşları kazanma eğiliminde olan ekonomi ve sürdürülebilirliktir.