SON DAKİKA
reklam
reklam

Bir dalkavukluk örneği

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 27 Şubat 2024, Salı - 11:02   Okunma Sayısı:

Dalkavuk nedir?

 

Çıkar ve yarar beklediği ya da kendisinden çıkar sağladığı kimselere, makamca, durumca büyüklere karşı saygı ve hayranlık göstererek yaranmak isteyen kimseye şaklaban yahut dalkavuk denir.

Tarih terimi olarak: Saraylarda devlet büyüklerini nükteli sözlerle eğlendiren kimselere de dalkavuk denir. Bu yazıda saraydaki devlet büyüklerini bırakalım ve dalkavuk sözcüğünün ilk anlamındaki bir olayı ele alalım:

 

Bir vaizin yaptıkları

 

Lâleli Camii’nde vâiz olan Mardinî es-Seyyid EŞ-Şeyh Mehmed Efendi, pek çok kapıdan servet ve ücret edinmiş. Onun dilinden ve ithamından korkanlar, sözde duasını almaya giderken atiyeler, hediyeler götürüp gönlünü hoş etmeye çalışırlarmış. Kendisi Kaptan Paşa’ya (Cezayirli Gazi Hasan) yardakçılık edip o İstanbul’da iken yanından ayrılmamaya dikkat edermiş.

 

Lâleli Camii vaizinin Cuma geceleri Enderun’da vaaz vermesi usul haline getirilince Mardinî Efendi de orada diğer kürsülerdeki gibi uluorta bazen halkın gidişatına bazen de ileri gelenlerin yaşayışlarına hatta devlet işlerine atıp tutar,

 

“Kaptan Gazi Hasan Paşa gibi bir vezir varken sadrazamlık mührü ehliyetsiz ve alçak kimselere verilir mi? İyiyi kötüyü fark eden çengi oğlanı, iş ve siyaset bilene tercih ediliyor” demekten çekinmezmiş.

 

Oysa haftada bir avret almak, kapı kapı para dilenmek gibi kendi ayıplarını görmezden gelirmiş. Vaizlerin vazifesi din, ahlak ve fazilet dersleri vermek iken o halkı fitneye kışkırtan sözler söylermiş.

 

30 Temmuz 1776’da bir Hatt-ı Hümayun (Padişah buyruğu) ile evinden alınıp Mardin’e sürgün edilmiş. 2.000 akçelik gündeliği imtihan ile hak edenlere tevcih olunmuş. Borçlularında ve Bezazistan’da 60 kese akçesi çıkmış. Bu paraya ve evindeki eşyasına el konulmuş.[i]

 

***                            ***                           ***

 

Bilimde nasıl ki, sürekli yeni buluşlar ve gelişmeler oluyorsa insanımızın kafasında da çarpık fikirler oluyor (!). Yukarıdaki olayı sollayacak nice davranışları günümüzün devlet kademelerinde her an görmek mümkündür. Mardinî’ye külâhını ters giydirecek derecede yıkama yağlama çeken nice insanımız vardır,

 

Hac mevsiminde satışlar

 

*Medine-i Münevvere’de şimendifer memurları hacılara kararlaştırılan fiyattan daha fazla paraya bilet satıyorlarmış. Bu konu şikâyete dönüşünce tahkiki için emir verilmiş. (Dahiliye; 286902)  Yine Medine-i Münevvere’de cereyan eden bir diğer olay da “Hareket Müfettişi” ile dört kişinin aralarında anlaşarak hüccacdan (hacılardan) birer lira almadıkça bilet vermedikleri şeklinde meydana gelmiş. Şikâyet üzerine durumun seri bir şekilde tahkiki ve sonucun ivedi bildirilmesi emredilmiş. (Hicaz Demiryolu, Dahiliye) Bir başka tarihte de rüşvet almadan bilet vermeyen Medine-i Münevvere hareket müfettişi ile dört arkadaşı hakkında tahkikat yapılması emredilmiş.[ii]

 

*Hacılar sık sık başlarına çeşitli vakaların geldiğini duyururlarmış. Bu olaylardan birisi de birçok hacının eşyasının kaybolmasıyla ilgiliymiş. Hicaz Demiryolu İdaresi de önlem olarak bilet karnelerinin üzerine kayıplardan sorumlu tutulamayacaklarını yazdırmış. Ancak halk bunu da şikâyet etmiş. Bir süre sonra biletler üzerindeki "Eşyadan ziya vukuunda işletme idaresi mesuliyet kabul etmez." ibaresinin henüz kaldırılmadığını görünce bir kez daha şikâyet etmişler. (Hicaz Demiryolu; 291531)[iii]

 

Kaynaklar

 

 

[i] Mür’i-t Tevarih, III. Haz. M. M. Aktepe, İstanbul-1981, s: 41-42

[ii] Tarih 30.01.1329 Hicri Miladi.  1911                  Fon kodu: DH. İD.                  Dosya: 7,                Gömlek: 1

[iii] Tarih 26.06.1329 Hicri Miladi:                           Fon kodu: BEO                       Dosya: 3908           Gömlek:

    293045

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam