Hani bugün eskiyiz, geriyiz filan ya aslında değişik bir kuşaktık. Biraz da naif. Aldığımız eğitimin filan önemi yoktu. İçinde keşfetme arzusu olanlar Anadolu'nun bir köşesinde bile yaşasa ve geç te olsa ulaşırdı dünyanın öbür ucundan gelen bir filme.. 60'lı yıllarda Yozgat'ın Çekerek ilçesinde sinema salonu vardı mesela. Film oynamadığı zamanlar tiyatro veya sihirbaz gösterileri olurdu. Ailece izlerdik.
Daha doğmadığımız zamanların 20 yıl öncesinde çekilen filmleri bilir, müziklerini mırıldanırdık.
Örneğin Kasablanka filmi, seven bir erkeğin, sadece erkek değil adam olduğunu anlatıyordu. Humphrey Bogart, kendini tehlikeye atarak Ingrid Bergman'ı yeni eşiyle birlikte yolcu ettikten sonra "tekrar çal Sam" dediğinde içimizde bir şeyler kırılıp dökülürdü. Sevmenin ne menem bir şey olduğunu hissederdik. Çok güzel bir şarkıydı o da. As Time Goes By.
Yıllar sonra Love Story filminde aşkı ve mutsuz sonu bir kez daha gördük. Karlı bir gün Ryan O'Neal yalnız başına kalmışken Shirley Bassey'in muhteşem sesiyle içimize işlemişti şarkı. Belki de dünyanın en çok bilinen şarkılarından biridir o. Gerçi sonra gerçek hayatta Steve McQueen abimizi hasta etti diye Ali Macgraw'a çok kızdık ama o filmde Ryan'a da O'na da üzülmüştük...
Çocukken 12 Mart'ı gördük. Denizler, Mahirler katledildi.
İlk gençliğimizi yaşayamadık doyasıya. Bir köşede öldürülme ya da öldüresiye dövülme tedirginliği ile.
Sonra 12 Eylül geldi. O bambaşka bir hikayeydi. Pek çok insan için karabasan.
Çok hırpalandık biz aslında. Sevdiklerimize sıkı sıkı sarılmamız, ölene dek süren dostluklarımız bundandır belki de.
Şimdilerde bir acayip zamanı yaşıyoruz. Hani Murathan Mungan'ın şiirindeki gibi. Çemberin değil ama zamanın biraz içinde biraz dışındayız. Kendimiz içinde kafamız dışında sanki.
İşin kötü tarafı, artık biraz keyif çatmamız gereken yıllarda hâlâ yıpranıyor, yıpratılıyoruz. Kirli gündemler, ekonomik krizler, çocuklarımızın geleceğindeki belirsizlikler, her an kötü bir şey olacakmış gibi tedirginlikler...
Benim gibi yüzbinlerce insan adına söylüyorum; Biz, ülkemize hiç zarar vermedik. Bilakis doğru düzgün işler yapmak için çabaladık hep.
O yüzden sürekli borçlu çıkartılsak da aslında alacaklıyız biz bu ülkeden.