Anadolu’da yılların ötesinden beri süzülüp gelen bugün atasözü haline gelmiş sözler vardır. “Baş olan boş olmaz”… Belki de bugün dilimizde yer etmiş olan liyakat kavramı gücünü bu sözden alıyordur.
Takdir edersiniz ki, bir görevlendirme liyakat esasına göre yapılır. Her amir de maiyetindekileri denetler, sicil verir, üst göreve hazırlar. Yapılan işin de liyakatin gerektirdiği veya doğru bir şekilde yapılıp yapılmadığı, zarara yol açan hukuki sıkıntı yaratıp yaratmadığı gibi kriterler kıymetlendirilir ve kişinin terfiine karar verilir veya görevden alınır.
Bu konu Anayasa’mıza da girmiştir. Madde 70 – “Her Türk, kamu hizmetlerine girme hakkına sahiptir. Hizmete alınmada, görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayırım gözetilemez.” der. Bizim ülkemizde siyaset liyakati alt etmiş, sadakat ise başka türlü anlaşılmıştır. Liyakat daha profesyonel bir kavramdır. En önemli ilkeleri doğruluk ve dürüstlüktür. Liyakatsiz insanlar başa getirilince kayırmacı tutum içine girerler.
Anadolu insanının ağzından
Ağaran baş, ağlayan göz gizlenmez
Ağaca çıkan keçinin dala bakan oğlağı olur
Adamın ahmağı malını över
Adamak kolay ödemek güçtür
Ahmak misafir ev sahibini ağırlar
Ağzı karnından büyük
Akan dere her zaman kütük getirmez
Akıllı köprüyü arayana kadar, deli suyu geçer
Ala keçi her zaman püsküllü oğlak doğurmaz
Arpacıya borç eden ahırını tez satar
Baca eğri de olsa duman doğru çıkar
Balık ağa girdikten sonra aklı başına gelir
Baş olan boş olmaz
Bitli baklanın kör alıcısı olur
Buğday başak verince orak para eder
Çağırılmayan yere börekçi ya da çörekçi gider
Davetsiz gelen döşeksiz oturur
Yunan atasözleri
Ege’nin iki yakası… Ege’nin öte yakasından sözler bize yabancı gelir mi?
Acıkmayan insan ekmeğin ne olduğunu bilmez.
Ağa kor gibidir, yakamazsa karalar.
Aynı nehirde iki defa yıkanılmaz.
Cehenneme giden yolda yürümek kolaydır.
Dilencinin torbası deliktir.
Hak yenir; ama hazmedilmez.
Hamur yoğurmak istemeyen, beş gün un elermiş.
Kim kıskanırsa kördür, kim nefret ederse sağırdır, kim kızarsa topaldır, yalnızca kim severse onun her şeyi tamamdır.
Korku, mantıktan daha kuvvetlidir.
Seven kalp, daima gençtir.
Taş da yumurtanın üstüne düşse yumurta da taşın üstüne düşse olan yine yumurtaya olur.
Seven de kalp nefret eden de.
Isıtılıp sunulan lahana ölümdür.
Bu atasözleri ve deyimler belki ilk defa ya da pek seyrek karşımıza çıkıyor. Akdeniz Havzası’nın sakinleri tarafından kendi edebiyat ve literatürlerine dahil edilmişlerdir. Benzer adetleri yaşayan insanlar, benzer anlamlardaki deyimleri yeri geldiğinde rahatlıkla kullanabilmektedirler.
Başlangıçtaki sözü tamamlamak gerekirse: Baca eğri de olsa duman doğru çıkar