Savunma ve siyasi analistleri, akademisyenler ve eski ordu mensupları, İsrail’in Gazze Şeridi’nde icra ettiği sokak muharebelerle ilgili tenkit ve değerlendirmelerde bulunuyorlar.
*Han Yunus’ta düzenlenen pusu skandala dönüştü
*Sokak muharebelerinde başarısızlık, bubi tuzaklamalarına karşı ihtiyatsızlık
*Emir komutada zafiyet ve kopukluklar
*Gazze Şeridi’nin planlanan sürede ele geçirilememesi gibi vahim sonuçlar karşısında emekli İsrailli Tümgeneral Yitzhak Brik de eleştirilere katıldı. Emekli general, Gazze Şeridi’ndeki İsrailli askerlerin savaş için gerekli ekipman ve lojistik hizmetlere erişme konusunda "tam bir kaos" yaşadığını belirtti. Brik, askerlerin 5 yıldır eğitim almaması, personel ve teçhizat eksikliği nedeniyle ordunun savaşa çıkmaya hazır olmadığını daha önce defalarca Başbakan Benyamin Netanyahu’ya söylediğini ifade etmiştir.
Hamas ise, taktik üzerine taktik geliştirerek İsrail askerlerini mümkün olduğu kadar içeriye çekmiş, işgal için Gazze Şeridi’ne giren birlikleri takviye güçlerden, ikmal üslerinden uzaklaştırmış ve ikmal yolları üzerinde sabotaj noktaları oluşturmuştur. Bu kez de Kassam tugayları Lübnan üzerinden İsrail’e saldırmıştır.
Askerlerin şikâyetleri.
Halen görevde olan askerler, birlikleri ileriye taşımak için gereken askeri ekipman, lojistik, yiyecek hiçbir sistem düzenli çalışmadığı, ordunun her şeyi özel şirketlere emanet ettiği, tankları hemen onaracak tesis ve ekiplerin bulunmadığı, bu nedenle de Gazze Şeridi’nde sıkışmış durumda olan onlarca tankın çekilmeyi beklediği yönünde sızlanmalar ve şikâyetler sıralamışlardır.
İsrail’in, 7 Ekim 2023 tarihinden bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda en az 12 bin 660’ı çocuk, 8 bin 570’i kadın olmak üzere 29 bin 606 Filistinli öldürülmüş, 69 bin 737 kişi yaralanmıştır.
Enkaz altında halen binlerce ölü olduğu bildirilirken, halkın sığındığı hastane ve eğitim kurumları hedef alınarak sivil altyapı da tahrip edilmektedir. İsrail ordusu, Gazze Şeridi'ne saldırılarının başladığı 7 Ekim'den bu yana 238'i karadan işgal sürecinde olmak üzere 576 askerinin öldürüldüğünü duyurdu. Ayrıca yaşanan çatışmalarda 219 Hizbullah mensubu ile 43 Lübnanlı sivil de hayatını kaybetmiştir.
İsrail içinden tepkiler
İsrail halkının büyük bölümü Netanyahu’ya karşı protestolar düzenlemekte ve onun icraatını tenkit etmektedir. Ana muhalefet lideri Yair Lapid ise, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun "artık devleti yönetmeye yetkin olmadığını" savunarak seçimlerin derhal yapılması çağrısında bulunmuştur.
Lapid, “Ya kötü, tehlikeli, dağılmış ve zehirli bir hükümet olur ya da İsrail halkı için güvenliği geri getirecek iyi bir hükümetin kurulmasıyla sonuçlanacak seçimler olur" sözlerini sarf etmiştir.
Hamas yöneticileri için daha etkin bir hükümetin olması gerektiğini savunan Lapid, Netanyahu’yu 7 Ekim 2023’te yaşanan saldırıların sorumluluğundan kaçmak için İsrailli güvenlik yetkililerine karşı kampanyalar yapmakla suçlamıştır. İsrail Başbakanı Netanyahu ise, savaş gölgesinde seçimlere gitme fikrine karşı tutumunu ısrarla dile getirmektedir.
Uluslararası Adalet Divanı (UAD)
Adalet Divanı’nın kararları İsrail’deki basın organları tarafından farklı şekilde yorumlanmış,
Yedioth Ahronot gazetesi ise “Lahey Mahkemesi Gazze'deki savaşın durdurulmasını talep etmedi ancak İsrail’e bir dizi uyarı kararı çıkardı.” değerlendirmesinde bulunmuştur. Israel Hayom’un haberinde, İsrail'e karşı alınan geçici emirlerde, Soykırım Sözleşmesi hükümlerine uyulması, soykırımı teşvik eden açıklamaların cezalandırılması politikası benimsenmesi ve Gazze Şeridi’ne insani yardım sağlanması üzerinde durulduğuna dikkati çekilmiş, İsrail’in Gazze’deki çatışmalarla ilgili kanıtları gizlememesi ve bir ay içinde rapor vermesi gerektiği yönündeki karara vurgu yapılmıştır.
Haberde adına yer verilmeyen bir İsrailli yetkilinin, “Bizim açımızdan bu büyük bir başarı. Mahkeme, Güney Afrika'nın Gazze'deki çatışmaların durdurulması yönündeki ana talebini reddetti ve bu açıdan bakıldığında bu büyük bir başarıdır” şeklindeki ifadelerine yer verilerek, İsrail’de UAD’nin aldığı karardan büyük bir memnuniyet duyulduğu aktarıldı.
İsrail’in stratejik dostu ve suç ortağı ABD ise, “ne şiş yansın ne kebap” misali bir yandan İsrail’i desteklemekte bir yandan da havadan yardım malzemeleri atmaktadır. Protestolar, havadan yardım malzemeleri atmalar, askerlerin sızlanmaları, Lahey Adalet Divanı’nın kararları Filistin Sorunu’nun çözümü için yeterli olamıyor. Bunda BM kararlarının yaptırım gücünü olmaması, alınan kararların veto edilmesi gibi faktörler de çok önemlidir. Dünyanın beşten büyük olmadığı bir kez daha anlaşılmaktadır.