Yemen'de İran destekli Husilerin saldırılarının hedefi olan Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) yıllardır sürdürdüğü savaştaki hedeflerine ulaşamadığı, Husilerin balistik füze ve İHA saldırılarını önlemekte yetersiz kaldığı bir gerçek…
Biraz gerilere gidersek, Uluslararası Stratejik Araştırmalar Merkezi (CSIS), Aralık 2021'de bir rapor yayımlamış ve 2016-2021 yılları arasında Yemen'den Suudi Arabistan'a 4 bin 100’den fazla saldırı düzenlendiğini belirtmişti.
"The Yemen Data Project"in verilerinde ise, Suudi Arabistan öncülüğündeki güçlerin Yemen'e şu ana kadar 24 bin 276 hava saldırısı düzenlendiği sunulmuştur. Suudi Arabistan’ı mağdur duruma düşüren bu olaylar, Suudi Arabistan’ın öncülüğünü yaptığı Arap Koalisyonunu harekete geçirmiş, bir misilleme harekâtıyla başkent Sana'daki, güney sınırındaki Sada ve daha sonra Kızıldeniz kıyısındaki stratejik liman kenti Hudeyde bölgesindeki Husilere ait hedefleri vurmuştu.
BAE askerlerini çekti
BAE 2019'da Yemen'de koalisyon içerisindeki aktif rolünü pasifize ederek askerlerini geri çekmiştir. Ağustos 2019'dan Ocak 2022'ye kadar BAE topraklarına hiç saldırı olmamasına rağmen bu tarihten itibaren Husiler BAE'ye bir hafta içinde ilk defa iki saldırmışlardır.
Suudi Arabistan’ın, Arap kamuoyundan Yemen savaşı nedeniyle çok ciddi eleştiriler aldığı, bu sesleri susturmak ve kendi saldırılarına meşruiyet kazandırmak için bu saldırıların bazılarını kasıtlı olarak önlemek istemediği malumdur.
ABD'nin, Husilerin saldırılarına karşı beklenenden düşük bir tepki gösterdiği bilinmekteyken 2024 yılına girdiğimiz süreçte Husiler, Kızıldeniz’de seyreden gemileri vurmaya başlayınca ABD tavrını değiştirmiş, 12 Ocak ve 24 Şubat 2024 tarihlerinde Hava Kuvvetleriyle Husi hedeflerini vurmuştu.
Yeni gelişme
Gerek Suudi Arabistan’ın ve gerekse BAE’nin geçen yıl ABD’den aldıkları harp silah ve vasıtaları milyarlarca dolar tutarındadır. ABD, sattığı mühimmatı, Suudi Arabistan ve BAE’ye harcattırarak yenilerini satacağı, bu nedenle Yemen’e ve Husilere karşı saldırı ve tahrip edici faaliyetlerin kesilmeyeceği bir gerçektir.
Sonuçta Yemen ‘de 2011 yılından beri süren bir iç savaş var. Uluslararası Müzeler Konseyi, Yemen’de eserlerin yağmalandığı ve karaborsada satıldığı konusundaki endişelerini gündeme getirmiş, 2018 yılı Ocak ayında, Yemen’deki yağmalanmış olabilecek kültürel eser türlerinin “kırmızı listesini” yayınlamıştır.
Yemen’de, daha önce hiç duyulmayan “Athtar Ḥarman” adında bir tanrıya adanmış kayıp bir tapınaktan bahseden 2000 yıllık bronz tablet ortaya çıkarıldığı yazılı basında yer almış, tapınağın Yemen’in başkenti olan Sana şehrinin yakınlarında bir yerlerde olabileceği belirtilmiştir.
Saba dilinde yazılmış olan bronz yazıtta, “Khawliyan’ın iki uşağı İlimata ve Khabi’at, Bana’nın sahibi olan Athtar Harman’a kurtuluşları için bir bronz tablet ile birlikte oğullarını ve O’nun ekleyeceği şeyleri sundu.” denilmektedir.
Başka ipuçları
Bilim insanları, Saba dilinde yazılmış olan diğer bir yazıtın 1909 yılında, Sana’nın kuzeydoğusunda yer alan Şibam al-Ghrias yerleşiminde keşfedildiğine ve burada yer alan bir “Bana”ya atıf yapmışlardır.
Yağma endişeleri
Konsey, taş ya da metal levhalardaki antik yazıları, dikkat edilmesi gereken eser türlerinden biri olarak listelemiş, birkaç akademisyen bronz tabletin yağmalanmış olmasından endişe duyduklarını dile getirmiştir.
Şimdiye kadar bazı parçaların kaçırılmış olduğuna inanmak gerekir. Çatışmalar sürdükçe de eser kaçakçılığının devam edeceği de kaçınılmaz olacaktır. M.Ö. 2000 yılına dayanan bu yerleşim yerinin korunması gerekir. Savaşlar bu tür kaçakçılıklar için sağlam zeminler hazırlar. Irak’ın işgalinde Bağdat’taki müzelerin, merkez bankası varidatının, arşiv kayıtlarının ABD’ye taşındığını unutmayalım. Kaldı ki, 1915 Çanakkale muharebeleri sırasında Fransızlar da bulundukları mevzilerde arkeolojik kazı yapmış ve toprak altından çıkardıkları objeleri ülkelerine götürmüşlerdir.