1996’daki krizde Doğu Asya’non en önemli askeri müttefiklerinden biri olarak gördüğü Tayvan’ı, Çin tehdidine karşı Pasifik donanmasıyla koruyan ABD’nin Tayvan politikası 11 Eylül 2001’den itibaren değişmiştir. Küresel terörizme karşı işbirliği politikası nedeniyle Çin ile ilişkilerini iyi tutmak isteyen ABD, “Tek Çin” prensibini ve Ada’nın Çin’le barışçıl yollardan yeniden birleşmesini desteklediğini ifade etmiştir.
ABD Tayvan ile askeri anlaşmalara devam etmekle birlikte kesinlikle Çin Halk Cumhuriyeti’nin bir parçası olarak gördüğünü ve tanınmayacağını da belirtmiştir. Tayvan, 2000 yılında bağımsızlığı açıkça destekleyen Chen Shui-bian’ı başkan olarak seçince Pekin alarma geçmiştir.
Chen’in 2004’te yeniden seçilmesinden bir yıl sonra Çin Halk Cumhuriyeti, Tayvan’ın kendisinden ayrılma isteğini sezince Tayvan’a karşı "barışçıl olmayan yollar" kullanma hakkını belirten ayrılma karşıtı bir yasa çıkarmıştır.
2008 yılında göreve geldikten sonra ekonomik anlaşmalar yoluyla Çin ile ilişkileri iyileştirmeyi amaç edinen Ma Ying-jeou, bir seri ekonomik anlaşmaya imza atmıştır. 2016’da ise TsaiIng-wen, Tayvan’ın yeni başkanı olarak seçilmiştir.
Neden gerilim oldu?
Siyasi ilerleme yavaşça, ekonomik ilerleme ise sıkı bir şekilde gelişme kaydetmektedir. Çin Halk Cumhuriyeti’nin ilanının kutlandığı 1 Ekim 2016 günü “Çin Ulusal Günü”dür. Bundan sonraki iki gün içinde Çin, toplam 93 uçakla Tayvan’ın hava sahasını ihlâl etmiştir. İkinci gün içinde 39, üçüncü gün içinde ise 16 savaş uçağıyla ihlâlde bulunan Çin, aynı zamanda Tayvan’ı besleyen büyük güçtür. İki taraf arasındaki ticaret hacminin boyutu 100 Milyar $ gibi büyük bir rakamdır.
ABD’nin Tayvan Politikası
1954 yılında ABD ve Çin Cumhuriyeti (Tayvan) arasında bir savunma antlaşması imzalanmıştır. Bu antlaşmaya göre, ABD, Tayvan’ın herhangi bir dış güç tarafından saldırıya maruz kalması durumunda, bu ülkenin güvenliğini sağlayacağını taahhüt etmiştir.
Tayvan’ın Ukrayna’ya yardım etmesi Çin’in Tayvan ile ilişkilerinde önemli bir unsurdur. Rusya’nın Ukrayna karşısındaki durumu hakkında Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hua Çunying, her ne kadar Tayvan ve Ukrayna arasında bir benzerlik olmadığını söylemişse de, Tayvan Savunma Bakanı, Dışişleri Bakanı ve Devlet Başkanlığı Sözcüsünün yaptıkları “Ukrayna’dan ders çıkarma” açıklamaları, gerçeğin biraz farklı olduğunu ortaya koymaktadır. Rusya-Ukrayna Savaşı’nda Çin’in Rusya’ya yaptırım uygulanmasını reddetmesi ve saldırı olarak tanımlamaması konunun diğer boyutunu göstermektedir.
3 Mart 2022’de eski ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun Tayvan ile ilgili yapmış olduğu egemenlik açıklamaları Çin’in tepkisine sebep olmuştu. 6 Nisan 2022 tarihli basın haberlerine göre; “ABD, bir süredir gündemde olan silah anlaşmasını onaylayarak, Tayvan’a 95 milyon dolarlık Patriot hava savunma sistemi desteği vereceğini” kamuoyuna yansımıştı.
Tayvan Çin ilişkileri kapsamında ikili gibi görülen anlaşmazlık birçok devletin çıkarlarıyla, dünyanın değişen siyasetiyle de ilgilidir. Tayvan-Çin anlaşmazlığı; Rusya Ukrayna Savaşı yönüyle, Rusya’nın ve Çin’in rekabet yönüyle ve ABD-Çin mücadelesi yönüyle de ele alınmalıdır.
Rusya Ukrayna Savaşı’nda Rusya’ya yaptırım uygulanmasını reddeden, “saldırı” olarak tanımlamaktan kaçınılan bu tavır, aslında Çin’in Tayvan’ı zorla ele geçirmeye çalışma durumundaki tepkisini göstermektedir. Rusya’nın savaş boyunca zayıflaması durumu ise yine Çin’in çıkarları doğrultusunda dengeyi değiştirecektir.
ABD’nin ise Tayvan’ı desteklemesi güçler dengesi açısından önemli bir kriz noktasıdır. Bütün bu denge sistemi incelendiğinde Çin’in Ukrayna Rusya Savaşı durumundaki tutumu, ABD’nin hegemonyası için krizi tırmandırması ve Rusya’nın Ukrayna ile savaşı süresince izlediği politikalar ve diğer ülkelerin tepkileri; Çin’in Tayvan’ı olası bir işgali durumunda izleyeceği siyaseti ve Çin’in ekonomik olarak yıpranmasını göze almasını bir nevi göstermektedir
Dünyanın farklı coğrafyalarındaki olayların birbirleriyle bağlantılı olduğuna, süper güçlerin çıkarlarını koruma konusunda azami hırs duyduklarına ve bölge ülkelerinin bu gelişmelerden zarar gördüklerine hiç şüphe olmadığı ne kadar bariz değil mi?