SON DAKİKA
reklam
reklam

Louvre Müzesi’nden Bölüm: II

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 21 Mayıs 2024, Salı - 11:38   Okunma Sayısı:

Sözde katliamı yansıtan tablodan…

    Eugene Delacroix’in “Sakız Adası Katliamı” adlı tablosunun bir kopyası da Sakız Adası’ndaki Bizans Müzesi’nde (1045-1056 yılları arasında inşa edilmiş olan UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde kayıtlı Nea Moni Manastırı) bulunmaktadır. Manastırın 1822 Osmanlı müdahalesi sonucu zarar gören en tartışmalı bölümlerinden birinde Osmanlı’nın Sakız Adası’nı fethi sırasında hayatını kaybeden yerel halkın kemik ve kafatasları cam bir dolap içerisinde sergilenmektedir.

    9’uncu ve 10’uncu yüzyıllarda Bizanslılar tarafından yaptırılan ve sonra 14’üncü ve 16’ncı yüzyıllarda Cenevizlilerin yeni bir şekil vermesiyle günümüze kadar gelmiş olan Sakız Adası Kalesi içinde halen Osmanlı mezarları bulunmaktadır. 1828 yılında Ada’nın bombalanması, 1881 ve 1949 yıllarındaki depremler ve 1941-1944 Alman işgalindeki atışlar kalenin büyük zarar görmesine sebep olmuştur.

 

Tespitler

  1. Osmanlı’nın 16’ncı yüzyıla kadar yaptığı fütuhat ve genişleme, İslam kültürüne ve

Osmanlı’ya karşı Avrupa’da Hristiyan merkezli bir önyargı oluşturmuştur. 18’inci yüzyılın sonlarından itibaren İngiltere, Fransa ve Osmanlı İmparatorluğu Yunan Adalarını stratejik önemde görmeye başlamıştır. 18’inci yüzyılın sonlarına doğru Avrupa’da Antik Yunan kültürüne ve arkeolojik kazılara karşı duyulan ilgi ve hayranlık ise giderek artmış, 1789 Fransız İhtilâli ise, başka halkların isyanlarına zemin hazırlayarak bazı sanatçılara ilham kaynağı olmuştur.

  1. Avrupa’nın egemen güçleri 19’uncu yüzyıl boyunca Akdeniz’i kontrol altında tutan

Osmanlılarla bir çekişme içine girmekle kalmamış, adalarda arazi etüdü ve arkeolojik kazılar yaparken, adalar halkının ekonomik gelir ve zenginliklerini de göz ardı etmemişlerdir.

  1. Kazılarda ele geçirilen antik kalıntılar, 1823 yılında Yunanistan’ı gezen Lord George

Gordon Byron’un (1788-1824)[i] anılarıyla Yunanistan’ı tanıtan yayınlar Avrupa insanında sempati uyandırmıştır. Yunan edebiyatına hayranlık duyan Voltaire ve Byron gibi aydınlar, Osmanlılar aleyhinde kaleme aldıkları yazılarla Avrupalı aydın halkı Osmanlı İmparatorluğu’ndaki Rumların kaderi ile ilgilenmeleri konusunda yönlendirmişlerdir.

  1. Yunan halkının Osmanlı Devleti’ne isyan hareketlerinden etkilenen Lord Byron,

duyduğu hoşnutsuzluğu aslında Türk halkının kendisine karşı değil, Türk hükümetinin uyguladığı zorbalığa (?) karşı olduğunu ifade etmiştir. Lord George Byron, Yunan halkına verdiği manevi desteği, aktif olarak sürdürmek amacıyla gittiği Yunanistan’da bir yıl sonra Misolongi’de ölmüştür.

  1. Delacroix, Byron’un hatıratından ve yazılarından Rum halkının zulüm altında kaldığına

inanmış, eserini meydana getirdiği yıllarda henüz doğu ülkelerine bir yolculuk yapmamıştır. Çalışmalarında gezi kitaplarından, edebi eserlerden ve güncel olaylardan yararlanmıştır. Ressam, “Sakız Adası’nda Katliam” isimli tabloyu, Yunanların 1821 yılında Osmanlı İmparatorluğu’na karşı gerçekleştirdiği ayaklanmayı konu edinerek yapmıştır.

      5…Ressam Delacroix, olaya seyirci kalmakla veya tarafsızlığını korumakla suçladığı Fransız hükümetine etkili bir mesaj göndermek maksadıyla kadın, çocuk ve yaşlılara karşı romantik bir duyarlılık göstermiş, tablosuna dramatik bir boyut kazandırarak bunu görsel dile çevirmiştir.

 

Tablo ve ressam hakkında

    Tablonun o günün Fransız resmi anlayışına, Romantizm ruhuna, akademik üslup ve ölçülere uygunluğunu tartışacak değilim. Ben, araştırmamı tarih belgeleri üzerinden yaparken bir yandan da sanat tarihine, ressamın yaşadığı çağın olaylarına ve onda yarattığı izlenimlere zaman ayırmayı göz ardı etmemeye çalıştım.

    Delacroix okumalarını resme olduğu gibi aktarmaktan ziyade kendisinde bıraktığı izlenimlere göre çalışmayı tercih etmiştir. Edebi eserlerdeki kilit noktaları kendine has bakış açısıyla yansıtarak kahramanların keder ve tutkularını derinlemesine incelemiştir.

    Onun Osmanlıyı zalim ilan etmesinin perde arkasındaki şaşırtıcı gerçeğin, Osmanlı’yı zalim ilan eden devletlerin olmasıdır. Gerçekten resim etkileyicidir, yeteneğinin üzerine çıkan bu büyük sanatçının hakkını teslim etmek gerekir. Ressam açısından buraya kadar sorun yok… Sorun Osmanlı devlet adamlarının imparatorluk hakkındaki tahripkâr faaliyetleri zamanında takip edememesinde ve mukabil davranış gösterememesindedir.

 

 

 

[i] İngiliz asıllı romantik akım şairi Lord George Gordon Byron (1788-1824) Cambridge'de öğrenim görür. Doğuştan topal olan Lord Byron huzursuz bir karaktere sahipti. Soylu olmasına karşın varoluş olgusunu soruşturan şair daha insancıl bir dünya için duyduğu özlem ve kaygıyı şiirlerinde akıcı, lirik ve aynı zamanda destansı bir üslûpla dile getirir. Yunanistan'a ilk kez 1809 yılında arkadaşı J.C. Hobhouse ile birlikte seyahat eder. Yanya'yı ziyaret ederler. Kısa bir süre İsviçre'de yaşadıktan sonra İtalya'ya yerleşir. Yunanistan isyanının ilânıyla İngiltere'deki Yunansever Cemiyetine (The London Philhellenic Committee) girip 1823 yılında Yunansever bir heyetle yeniden Yunanistan'a gelir; amaçları mücadele veren savaşçılara yardım etmektir. Byron 7 Nisan 1824'te Mesolongi'de ölür.

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam