*Eğitim çalışanlarına, sağlık personeline ve kadınlara acımasız saldırı ve öldürme fiillerini işleyenlere iyi hal uygulanmasına, haklı gerekçe gösterilmesine veya yalancı şahitle savunulmasına,
*Yurtlarda kalan, dini vakıf ve kurslarda okuyan çocuklara taciz yapılmasına,
*Uluslar arası suç şebeke ve liderlerinin ülkemize sokulmasına,
*Teyyare, saltanat kayığı ve makam faytonlarına (!) binenler hariç ısrarla tasarruf tedbirlerine uyulmasının istenmesine, her kurumdaki arabacılar kethüdalarının kurum ihtiyaçlarını abartarak bildirmelerine,
*Torpil, tavassut, kayırma, mülâkat, liyakat gibi basit kelimelerin (!) sık sık kullanılmasına,
*Diyanet İşleri Başkanlığının müfredatının yetmediği hallerde Dini Eğitim Bakanlığının (pardon Millî Eğitim Bakanlığı) devreye sokulmasına,
*Her ürün ve hizmete zam yapılıp sebebinin de dış güç ve kaynak yetersizliğine bağlanmasına,
*Millî bayramlarda yapılması gereken ve gurur duyduğumuz törenlerin kaldırılmasına, kısıtlanmasına,
*Kutsal gün ve gecelerde Atatürk’e dua edilmesine karşı çıkanlara, işgal yıllarında İngilizlere koltuk değneği olanların, Millî Mücadele’yi hafife alanların parlatılmasına,
*Aşiret düğünü adı altında sergilenen altın takma görgüsüzlüğüne,
*Yaşlı komutanların ve uzun tutukluluk süresine maruz kalanların duvarlar arasında çürütülmesine,
*Suç işleyen kim olursa olsun korumaya alınmasına, mahkemeye gitmesinin engellenmesine,
*Yatay mimari, dikey mimari palavralarına,
*Altın arama kisvesi altında ormanlarımızın katledilmesine, kıyılarımızın tahribine, ekilir biçilir alanlarımızın daraltılmasına,
*Göze girmek isteğiyle yalakalık ve dalkavukluk yapanların heveslerini dile getirmelerine,
son verin artık!
*** *** ***
Dalkavukluğun böylesi
Dalkavukların, tarikat muhiplerinin, meczupların isteği veya baskılarıyla Maarif Nazırı integralin kaldırıldığını buyurmuş olabilir. İştigal sahasına giriyor mu bilmem ama fes, çarık, potur, şalvar gibi giysileri; endaze, okka, fersah gibi ölçü birimlerini ve Hicri takvim ve günleri de geri getirmek isteyebilirler. Karşı devrime hızla zemin açılacak demektir.
Dalkavukluğa örnekler
*Bulutlu günlerde yatak odasında yeterince ışık olmadığında, bir uşak krala, mumluk tutma onurunu kime bahşedeceğini sormuş.
*IV. Louis'nin kronik diş sorunlara rağmen iştahı hayatı boyunca aynı kaldı. Çiğneme yetisini kaybettiğinde yemeği parçalara ayırırdı. Kraliyet her zaman elleriyle yemek yerdi. Zaten kralın akşam yemeklerini paylaştığı kişilerin bıçak kullanmaları yasaktı. Tahmin edebileceğiniz gibi, suikast korkusu yüzünden...
*Biraz da attığını vuramayan Kral’a “Majesteleri o hayvanın hayatını bağışlamak lütfunda bulundular” demesine benziyor.
*Rusların Rumeli topraklarını Osmanlı hâkimiyetinden kurtarma planları karşısında Ruslara hizmet için rüşvet kabul eden Damat Mahmut Paşa’nın azledilmiş.[1]
Zorlu dönemler
Türkiye siyaseti gergin bir dönemden geçti. Kişiler birbirlerini ya şerefsizlikle itham ettiler ya da hakaret dolu sözlerle tahkir ettiler. Siyasetçiler bol vaat içeren nutuklarla rakip gördükleri partileri karalayıp işsizlik ve yoksulluğu bu kazanın içine attılar ve kaynatmaya çalıştılar. Çalıştay ve toplantılar tertiplediler, birtakım çalışmalar yaptılar, ama sonuç alamadılar.
Mahkemelerde asrın siyasi davaları görüldü, halen de görülen davalar vardır. Ülkenin her derdine teşhis koyabilecek, yarasını sarabilecek nice okumuş insan ve doğruları ortaya çıkarmak için çırpınan gazeteciler duvarlar arasında çile çekmeye itildi.
Türkiye partisi olduğunu kavrayamayan bazı politikacılar, proje ürettiğini zannederek özerklikten söz edip, sonra da çark ettiler. Teröristlerle buluşup kucaklaşmaktan, polise tokat atmaktan tutun da açlık grevlerine kadar insanları sokağa döküp her türlü tahriki yaratmaya çalıştılar.
Kitaplar yazılacak gelecekte…
İktidar yandaşı olup da yeteri kadar sebeplenemediğine inananlar, bugün menfaatinin kesilmesinden korkanlar, dünün küskünleri ve horlananları kitap yazacak… İşlerin sarpa sardığını görünce kendisini aklamaya çalışanlar da destek verecek bu kişilere... Çok kitap yazılacak bu dönem için.
Bugünün küçükleri yarın büyüyünce okuyacaklar o kitapları… Mahkemelere çıkarılan onca insanın kumpaslarla, bilmezkişi (!) raporlarıyla ve ezici adlî kararlarla nasıl içeriye atıldıklarını öğrenecekler. Yolsuzlukların ayyuka çıktığını, ağır hükümlerle yargılanması gerekenlerin mahkemeye bile çıkarılmadığını, adalete duyulması gereken güvenin sarsıldığını okuyacaklar ve yürekleri kanayacaktır.
Bizim nesilden hesap sormaya kalkmazlar inşallah! Nasıl hesap veririz bilmiyorum.
TEŞEKKÜR
Kız kardeşim Birsen Kohen’in Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesinde
gördüğü kemoterapi tedavisi süresince gerekli işlemleri doruk seviyede
yakın ilgi ve özen göstererek yardımlarını esirgemeyen
Uzm. Dr. Sayın Tuğçe Kübra Güneş
ve
Uzm. Dr. Sayın Ömer Keskinaslan’a
sonsuz teşekkür ve minnet duygularımızı sunar,
meslekî yaşamlarında başarılar dileriz. (Murat Kohen & Emekli Yarbay Cengiz Baysu)
[1] Tarih: H 29.12.1296 Hicri, (M: 14 Aralık 1879), Fon: Y.PRK. AZJ., Kutu: 3, Gömlek: 35