SON DAKİKA
reklam
reklam

Aylık gezilerimizden notlar (İznik III)

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 13 Haziran 2024, Perşembe - 17:16   Okunma Sayısı:

Milli Mücadele öncesinde ve sırasında

    İznik bölgesinde adından en çok söz ettiren Gökbayrak Taburu’dur. Batı cephesi kurulduğunda Ertuğrul Grubu (Süvari Yarbay Atıf Bey komutasındaki 24’üncü Tümen) kuruluşunda yer almıştır. Ekim 1920 sonlarında ana birlikleriyle Eskişehir ve Afyon arasında, bağlı birlikleriyle Konya’da konuşlanmıştır.[1] Gökbayrak Taburu bu sırada Kütahya’da bulunuyordu. İznik’te ise 80 süvari vardı.[2]

    Bandırma’ya çıkarılan Yunan kuvvetleriyle Bursa’daki Yunan kuvvetlerinin Eskişehir üzerine yapmaları muhtemel bir harekâta karşı Gökbayrak Taburu kuzeye alınarak Yarbay İzzet Bey komutasındaki 61’inci Piyade Tümenine bağlanmıştır.[3] Bu tabur, Yunan birliklerine karşı olağanüstü bir mücadele vermiştir. Osmaneli (Lefke)-İznik istikametini örterek İznik’teki Süvari Alayı ile irtibat kurarak İznik’in geri alınmasında büyük gayretleri olmuştur.

    Yunan işgal komutanlığı, 3-5 Ocak 1921 günleri İznik Gölü güneyi-Bursa arasına yeni birlikler getirmişti. Yığınaklanmasını tamamlayan bir tabur kadar Yunan kuvveti, İznik Gölü güneyindeki Mustafalı’da bulunan Gökbayrak Taburu’nun 15 kişilik sabit keşif koluna ve gölün kuzeyinde İkramiye Sırtları’nda bulunan 3’üncü Bölüğüne taarruz etmişti. Gökbayrak Taburu, aldığı takviyelerle karşı taarruzlar icra ederek bu bölgelerdeki Yunan taarruzlarını durdurmuştu.[4]   

    Gökbayrak Taburu gece intikallerinde istikamet tayini için telgraf direklerini takip etmiştir. Yenişehir doğusunda bulunan Köprühisar’daki 27’nci Yunan Alayı mevzilerine yaptığı baskınlarla buradaki mevzileri, bir kısım harp malzemesini ve erzakı ele geçirmiş, 14 Ocak 1921 günü Yenişehir’i işgal etmiştir.[5] Taburun keşif kolları, harita yetersizliği nedeniyle krokiler üzerinde çalışma yapmış, İznik Gölü güneyindeki Yunan faaliyetleri hakkında önemli bilgiler temin etmiştir.

  1. İnönü muharebeleri sırasında Yunan birliklerinin yan ve gerilerine saldıran taburumuz Yunan konvoylarının ilerleme düzenini bozmuş ve muharebe gücünü kırmıştır. Bu çabalarla I. İnönü muharebesinin kazanılmasına destek vermiştir. I. İnönü muharebesi kazanılmamış olsaydı Kütahya ve Alayunt’un alınması ve süvarilere aldırılan durumla bu görevin yapılması imkânı olmayacaktı.  

    Mondros Mütarekesi’nden sonra topraklarımızda mantar biter gibi çeteler ortaya çıkmıştır. İznik havalisinde meydana gelen gasp ve soygun olayları için Kalem-i Mahsusa’dan İzmit Mutasarrıflığına çekilen telgrafta jandarma takip kollarının arttırılarak çete elemanlarının yakalanması istenmiştir.[6]

İznik’e giren Yunan askerleri, bu bölgedeki tahribatın bir bölümünün sebebi olmuştur. Yağmacı ve uygar dünyanın dışında yaşayan milislerden teşkil edilen ve toplama birliklerle oluşturulan Yunan ordusu, savunduğunu iddia ettiği hümanist fikir, tarih ve Helenistik sanat anlayışına ters düşerek top ve makineli tüfek ateşleriyle asırlık yapılara zarar vermiştir.

 

İznik’te çiniciliğin geçmişi

    Anadolu topraklarında 13’üncü yüzyılın ikinci yarısına kadar üretilen çiniler, Ortaçağ çiniciliğinin renk, çeşit, form ve kompozisyon zenginliğini sergilemektedir. İznik ve çevresi tarih boyunca önemli bir çini ve seramik merkezi olmuştur. Anadolu kültürlerinin gelişimine paralel bir evrim geçiren seramik sanatı, Türklerin bu yarımadaya egemen olmasıyla birlikte gelişme sürecine girmiştir.

Bölgede erken dönem yerleşmelerini işaret eden höyükler çevresinde yapılan yüzey araştırmaları, zengin seramik örneklerinin varlığını ortaya koymuştur. İznik’in çini ve seramik alanında en parlak olduğu devre Osmanlı dönemidir. Bu dönem boyunca üretilen eserlerin yayılma alanı oldukça geniştir.

 

En parlak dönem

    16’ncı yüzyıl, çini ve seramiğin başarılı ürünlerle doruğa çıktığı bir dönemdir. İznik, beyaz ve griye çalan beyaz örnekleriyle önemli bir üretim merkezi olmayı sürdürmüştür. 1530-1540 yıllarından itibaren İznik örneklerinde mavi beyaz renklendirmelere turkuaz renk de katılmıştır. 1552 tarihli bir fermanda Süleymaniye Camii çinilerinin İznik’e sipariş edildiği zikredilmiştir. 16’ncı yüzyıl başlarında mavinin tonlarına firuze’nin de katıldığı, böylelikle çok renkliliğe doğru bir adım atıldığı söylenebilir.

Çinicilik konusunda 16’ncı yüzyıldan 18’incii yüzyıla kadar çok önemli bir üretim merkezi olan İznik’te günümüzde çiniciliği yeniden canlandırma çalışmaları yapılmaktadır.

 

İznik çini fırınları kazısı

    İznik’te iki dönem halinde çini ve seramik amaçlı kazılar gerçekleştirilmiştir. Prof. Dr. Oktay Aslanapa başkanlığında yapılan kazı çalışmalarının birinci dönemi “İznik kazıları” ikinci dönemiyse “İznik çini fırınları kazısı” olarak adlandırılmıştır.

    Birinci dönem kazıları, 1963 yılında sur dışında Orhan imareti kazılarıyla başlatılmış, 1969 yılına kadar sürdürülmüştür. Bu çalışmalarda önemli bilgiler ve bulgular elde edilmiş, o güne kadar Milet işi, Haliç işi, Şam işi ve Rodos işi gibi adlandırmalarla üretilen ürünlerin İznik’te üretilmiş olduğu kanıtlanmıştır.

    Bu kazılarda bol miktarda fırın malzemeleri, bozuk imalât ve yanık parçalar bulunmuştur. Maddi imkânların yetersizliği, deneyimli eleman yokluğu ve koruma bilincindeki eksiklikler nedeniyle çalışmalar sürdürülememiştir.

İkinci dönem kazıları

    1981 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinden bir grup tarafından başlatılan çalışmalarda asıl amaç, fırın bölgelerinin, statigrafi araştırmaları ve bu alanda teknolojik düzeyin incelenmesiydi. Böylece önemli üretim merkezlerinin yeri saptandı.

    1984 yılında şehir merkezindeki II. Murad hamamının doğusunda boş arazide düzenli kazı çalışmalarına başlandı. Bu yerin 4’üncü yüzyıldan kalma bir Roma dönemi yapısının üzerine kurulmuş büyük bir çini atölyesi olduğu ortaya çıkarılmıştır. Bu nedenle 1988 yılında İznik, “Tarihi kentsel sit alanı” ilan edilmiş ve daha sonra da Koruma Amaçlı İmar Planı hazırlanmıştır. 1993 yılında kamulaştırılan bu arazi kesiminde kısmen yıkılmış dört fırın ateşhanesi saptanmıştır.

    Grubumuzla bir geziyi daha tamamladık. Güzel yurdumuzun nadide köşelerini gezmek, hayatlarını feda ederek bu toprakları bize emanet eden onurlu insanları anmak güzel şey…

 

[1] Gnkur. ATASE Bşk.lığı, “Türk İstiklâl Harbi Batı Cephesi” II. Cilt, II. Ks, s: 427-429

[2] A.ge. s: 445

[3] A.g.e. s:427

[4] Gnkur. ATASE Bşk.lığı, “Kuva-yı Milliye Döneminde Kuzeybatı Anadolu Projesi” s: 103

[5] A.g.e s: 221-228

[6] BOA Tarih :30/Za/1337 (Hicrî) Dosya No :102 Gömlek No :274 Fon Kodu :DH.ŞFR.

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam