1997’den itibaren
1997 yılı boyunca Türkiye’de Fener Rum Patrikhanesi hakkında bir tartışma başladı. Patrikhanenin Türkiye zararına veya yararına kullanılabileceği yolunda görüşler belirtildi. Patrikhanenin ekümenikliğini kabul ettirip Vatikan gibi bir devlet kurmak istediği, Ortodoksların Türkiye’yi kuşatma çabasında oldukları ileri sürüldü. Bu görüşlere karşı Türkiye’nin Patrikhanenin prestijinden yararlanabileceği, statüsünün yükseltilmesinin yerinde olacağı söylendi.
Türkler ve Türkiye Cumhuriyeti bakımından Osmanlı döneminin Patrikhanesinin, Lozan Konferansında varılan mutabakatla idari ve siyasi yetkileri kaldırılmış ve tamamen dini konularla sınırlandırılmıştır. Bunun hukuki anlamı; Osmanlı döneminin Patrikhanesi, Cumhuriyet döneminde artık Başpiskoposluktur.
Patrikhane ve Ekümeniklik
Ekümenik sözcüğü iki anlamda kullanılmaktadır. Birincisi, genel olarak Ortodoks, Protestan ve Katolik kiliselerin tek bir kilise haline gelmesidir. Bunu sağlamak için çalışmalar ve toplantılar yapılmaktadır. İyi niyetli açıklama ve bildirilere rağmen birleşme sağlanamamaktadır.
Ekümenik sözcüğünün ikinci anlamı, Fener Rum Patrikhanesi`nin muhtar ve eşit Ortodoks kiliseleri arasında onursal önceliğidir. Fener Rum Patrikhanesi bu ünvanıyla Ortodoks kiliselerinin birliğini gerçekleştirmeye çalışmaktadır. Geçmişte Ortodoks kiliseleri birbirlerinin üzerinde değil, yan yana ve ayrı ayrı örgütlenmişlerdi. Bu yüzden aralarında bir hiyerarşi yoktu.
Bartholomeos, statü bakımından Türkiye’de faaliyet gösteren azınlık kilisesinin başpapazıdır. “Ekümenik” kavramı ise dünyadaki tüm Ortodoksların dinî/ruhani liderliğini ve Ortodoks kiliseleri arasında birinciliğini ifade etmektedir. Fener Patrikhanesi, lider olduğunda ısrar etse de, Ortodoks dünyasında mutlak yetkilere sahip değildir. Vatikan’ın Katolik dünyasındaki yetkileri gibi yetkileri yoktur. Ortodoks dünyasında,14-15 bağımsız kilise arasında “eşitler arasında birinci” olarak kabul edilmektedir.
Lozan Konferansı’nda varılan bu mutabakata rağmen “Patrik” ve “Patrikhane” demeye eğer devam edilmekteyse Türkiye’de bunun hukuki anlam ve neticesi İstanbul Fener’deki Başpiskoposluğa ya da Başpiskoposa Lozan Konferansı’nda varılan mutabakatı ihlâl ederek, olmayan idari ve siyasi yetkileri yeniden tanımaktır. Yani “Patrikhane” ve “Patriklik” unvanını yeniden tanımak anlamına gelmektedir. Bu nedenle Türklerin, İstanbul Başpiskoposluğu yerine “Patrik”, “Patrikhane”, “Ekümenik Patrikhane” kavramlarını kullanırken bunun doğurabileceği siyasi ve hukuki neticelerini düşünerek hareket etmesi gerekmektedir.
Sonuç
Ekümeniklik, ne laik Türk Devleti’nin Anayasası ve kanunları ile ne de Lozan Antlaşması ile bağdaşmaktadır. Patrik, mevcut kanunların kendisine tanımadığı bir unvanı kullanamaz. Ekümeniklik, sadece Ortodoks dinini ve Ortodoks kiliselerini ilgilendiren bir mesele değildir; aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni de bağlar.
Bunda yeni kurulan Cumhuriyet’in uluslaşma ve laikleşme ilkelerinin önemi çok büyüktür. Günümüzde pek çok kişi, bilgisi olmadığı halde “Laiklik” ilkesine saldırmaktadır.
Türkiye’de resmî olarak Fener Rum Patrikhanesi olarak ifade edilen patrikhane kendisini dünyaya, “Constantinopolis Ekümenik Patrikhanesi” olarak lanse ediyor. Yani tüm dünyadaki Hıristiyan Ortodoks kiliselerin merkezi olduğu iddiasını sürdürüyor. Patrik Bartholomeos da dünyadaki tüm Ortodoksların ruhani lideri olduğunu iddia ediyor ve kiliseler arasındaki ilişkilerinde ‘Ekümenik Patrik I. Bartholomeos” ibaresini kullanıyor.
Ukrayna Ortodoks Kilisesi’nin Rusya Ortodoks Kilisesi’nden koparak bağımsız olma girişimine Fener Ortodoks Kilisesi’nin geçen ekim ayında onay vermesi üzerine Rusya Ortodoks kilisesi Patriği Kirill, İstanbul’daki Fener Rum Patrikhanesi ile diplomatik bağını koparmıştır. Bartholomeos’un ekümeniklik iddiasına büyük bir darbe anlamına gelen bu hamlenin devamı da gelmektedir.[1]
Patrikhanenin statüsü Lozan müzakerelerinde tartışılmış ve İstanbul'da kalmasına ancak siyasi yetkilerinden arınmış olması koşulu ile izin verilmiştir. Dolayısıyla Patrikhane Türkiye'deki azınlığın bir kilisesi olarak sadece dini yetkilerle donatılmıştır.
Büyük Atatürk, “Asla Unutmayalım, anında Hilafeti ilga eden (ortadan kaldıran) biz laik Türk Milleti, Ortodoks hilâfeti kurmaya yeltenenlere izin mi vereceğiz!” demek suretiyle konunun önemini vurgulamıştır.
Ayrıca, Yargıtay, 26 Haziran 2007 tarihinde aldığı bir kararda Patrikhane’nin ekümeniklik iddiasının yasal bir yönü olmadığını belirtmiş, iddianın hukuki açıdan geçersizliğini[2] ortaya koymuştur.
[1] Yeni Mesaj gazetesi, 13 Mayıs 2020
[2] Bir Eşitlik Arayışı: “Türkiye’de Azınlıklar, (Uluslararası Azınlık Hakları Grubu MRG Raporu”, Londra:
2007), s. 23.