Tillerson
“Irak’ın İran’la çok uzun bir sınırı ve yüzyıllara dayanan uzun bir mazisi olduğunu kabul etmemiz lazım. Bu iki ülke arasındaki tüm ilişkileri ortadan kaldıracak değiliz. Ancak Irak’a şunu söylüyoruz; kendi ayakları üzerinde duracak bir kapasiteyi geliştirmeli ve bu dış etkiye (İran kaynaklı) direnmelisiniz.
Iraklılar Arap’tır, Pers değil. İster Sünnî, ister Şiî olsun Iraklılar Arap’tır. Suudluların da çok eskiye dayanan kabile kardeşliğiyle (Iraklılarla) yeniden irtibat kurmaya istekli olduğunu düşünüyorum.
İşte Irak Kürtlerinin referandum sonrasında Irak ordusu ve Haşdi Şabi karşısında deyim yerindeyse yüz üstü bırakılması, Barzanî yönetiminin ABD’nin Irak üzerindeki İran etkisini kırma politikasını zarara uğratabilecek adımlar atmasından kaynaklandı…” demiş
Aynı coğrafyada bulunan, her ikisi de bu coğrafyanın değerli nimeti petrole sahip olan, bu petrolün Basra Körfezi sayesinde dünyaya dağıtımını sağlayan, aynı dinin mensubu iki ülkeyi Pers ve Arap diye keskin çizgilerle ikiye ayırmak ve araya nifak sokmak ancak bu kadar olabilir.
Sen, bırak Irak ve İran’ı! Onlar bir gün kavga eder, bir gün barışırlar. 1980’li yıllarda da öyle olmadı mı?
Barzanî’yi tutmak veya karşına almak senin neyine? Burada petrol var. Ben de sebeplenmek ve nasiplenmek istiyorum desene!
Ya şevk içinde harap ol ya aşk içinde gönül
Vize krizinde nasıl yumuşama?
ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson, Türk mevkidaşı Mevlüt Çavuşoğlu’yla bir telefon konuşması yapmış ve Türkiye’deki Amerikan diplomatik misyonlarında çalışan görevlilerin gözaltına alınması konusunda derin kaygılarını iletmiş. Tillerson ayrıca, Türk hükümetine iki görevli hakkındaki suçlamalarla ilgili kanıtların sunulması çağrısı da yapmış.
ABD’nin İstanbul Başkonsolosluğu çalışanı Metin Topuz’un Fethullah Gülen yapılanmasıyla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında tutuklanmasının ardından Ankara Büyükelçiliği de pazar akşamı bir açıklama yapmış ve Türkiye’deki temsilciliklerinde göçmen olmayan vize hizmetlerinin askıya alındığını duyurmuştu.
Duyuruda, diplomatik temsilciliklere gelen ziyaretçi sayısının en aza indirmek amacıyla yapıldığı belirtilmişti. Ankara da benzer bir açıklama yayınlayarak misillemede bulunmuştu. Son olarak Başbakanımız ABD’ye gitmiş ve FETÖ elebaşının iadesi başta olmak üzere sorunlu konuları bir kez daha dile getirmişti.
Görüşmelerin, bilmem kaç tane dosya göndermiş olmanın ve ricaların faydası olmadığı görülmüştür. Neden bu kadar çaba sarf ediyoruz?
Bilgisayar,
Bilgisayar çok işlevli bir alet… tıpkı beynimiz gibi. Beynimizin % 10 kapasiteyle çalıştığı söyleniyor. Biraz yukarısına dâhi denildiğini de hatırlayalım. Oysa aramızda beynini % 5 kapasiteyle bile çalıştırmayanlar var. Torba niyetine kafatasının içinde gezdiriyorlar onu. En güzel şekilde telefon konuşmalarında görebilirsiniz bu eksikliği...
El-kol hareketleriyle bağıra çağıra ve etrafında kendisinden başka kimse yokmuşçasına konuşanlar, aynı anda iki işi yapamayanlar... Kişiler vardır, sadece kendi işine odaklanır. İkinci bir işi aynı anda yapamaz.
Örneğin; sadece kayıt yapıp başındakini def eden sağlıkçı... Doktorun geliş saati, klinikte ne kadar kaldığı veya sınavların yapılacağı yer, adres tarifi gibi konulara aklı yetmiyor.
Bu kişiye telefonla konuşurken soru sorarsanız, her iki tarafa aynı anda cevap veremiyor. Yani beyninin sadece daktilo kısmını kullanıyor. Oysa daha ne fonksiyonları var beynin... Okumayı, sakin olabilmeyi ve düşünmeyi bir öğrenebilse hödüklükten kurtulacak ama mağara devrinde yaşamak daha kolay geliyor ona...
Özdeyişlerle kapanış
Zaman insanı değiştirir derler. Biz istiyoruz ki, hiç emek sarf etmeden hiç alın teri dökmeden istediğimiz noktaya gelelim. Ve yine istiyoruz ki, arı daima bize balını versin ve iğnesini hiç göstermesin. Böyle bir hayat da yok tabii…