Ancak tankların ilerleme istikametinin kapatılması, tanksavar silahlarına subaylar görevlendirilmesi ve Türk Hava Kuvvetlerinin hava harekâtı sayesinde Yunan Alayının ileri harekâtı durduruldu. Helikopterlerle adaya indirilen 1’inci ve 2’nci Komando Taburları St. Hilarion bölgesine doğru ilerlerken saat 22.30 sularında Girne’den sızan iki Rum komando taburunun taarruzuna maruz kaldı. Ancak 1’nci ve 2’nci Komando Taburları karşı taarruza geçerek 21 Temmuz günü sabaha doğru kendisine tahsis edilen bölgeyi düşmandan temizlemiştir.
Böylece Boğaz’da ve St. Hilarion bölgesinde oluşan paniğin etkileri, Ada sathına yayılmadan kontrol altına alınmıştır. Ancak Boğaz ve Gönyeli bölgesine inen dört paraşüt ve dört komando taburu hava başını tesisini müteakip elde ettikleri büyük avantaja rağmen, hava başını genişleterek denizden çıkan dört piyade taburu, bir topçu taburu ve bir tank bölüğü ile birleşme imkânını bulamamıştır.
Harekâtın ikinci günü, hava harekâtının sevk ve idare yetkisi 2’nci Taktik Hava Kuvvetleri Komutanlığına devredilmiştir. Hava Kuvvetleri Komutanı, Baf ve Magosa limanlarına yapılan taarruzların durdurulması, Lefkoşa ve civarına hava harekâtının yoğunlaştırılması, ayrıca Baf Limanı’na yaklaşmakta olan Yunan konvoyu için planlama yapılması emrini vermiştir.
Alınan rapor ve mesajlar
20 Temmuz günü saat 19.30’da Genelkurmay Başkanlığı karargâhına ilk defa Muğla Jandarma Komutanlığından, bilahare Millî İstihbarat Teşkilâtı ve Bodrum Kaymakamlığından rapor ve mesajlar gelmeye başlamıştır. Rodos Adası’ndan bir Yunan konvoyunun Kıbrıs’a doğru hareket ettiği bildirilmiştir. Bu haber gece Antalya’dan kalkan keşif uçağı ve Anamur radarı tarafından da teyit edilerek bütün gece takibi yapılmıştır. Yaklaşan Yunan konvoyuna diplomatik yollardan geri dönmeleri için ihtar yapılmıştır. Deniz keşif uçakları konvoyun adaya doğru yaklaşmakta olduklarını ısrarla belirtmişlerdir.
Çeşitli istihbarat kanallarından alınan raporlar, yan veriler ve yapılan değerlendirmeler sonunda bunlar Yunan gemileri olduklarına dair karar verilmiştir. Sayıları da 11 olan gemilere 211300’de Hava Kuvvetleri Harekât Merkezinde taarruzun serbest olduğu kararlaştırılmış ve durum 1’inci ve 2’nci Taktik Hava Kuvvetleri Komutanlıklarına telefonla bildirilmiştir.
21 Temmuz saat 09.55’te üç muhripten oluşan Türk donanması, Baf’ın 60 mil batısında bulunduğu bildirilen ve Rum olduğu sanılan konvoya karşılık yola çıkarıldı ve Rum donanmasının bölgeden çekilmediği takdirde taarruz etmeleri emredildi. Bu gemilerden biri olan Kocatepe Muhribi Elektronik Subayı harekâtı şöyle nakletmiştir:
“21 Temmuz 1974 günü öğle üzeri ‘bir Yunan konvoyu Kıbrıs’a yaklaşıyor’ mesajı geldi. Çakmak ve Adatepe muhripleri ile birlikte Girne sahillerinden Baf açıklarına hareket ettik. Ancak böyle bir konvoyun olmadığını öğrendik. Konvoy diye rapor edilen gemiler ise ‘yasak bölge’ ilân edilen sahanın dışına çıkmaya çalışan ticarî gemilerdi. Hayalî düşman konvoyunu imha emri almış olan üç muhrip, Baf kıyısı açıklarında seyir hâlindeyken hava hücumuna uğradı.
Kocatepe muhribi
Kocatepe muhribimize iki bomba isabet etti. Bu iki bombanın verdiği hasar büyük oldu. Tüm cihazlar, motorlar ve tulumbalar durdu. Bütün çabalara rağmen gemideki yangın kontrol altına alınamadı. İlk hücumdan yaklaşık üç dakika sonra ikinci hava hücumuna uğradık. Gemimiz birçok bomba ve roket isabeti aldı. Daha sonra gemiyi terk etme emri verildi. Sallarla gemiyi terkten dört-beş saat sonra, akşam üzeri Kocatepe gemisinde iki infilak gördük. Daha sonra bunu diğer patlamalar takip etti. Kocatepe muhribi yanarak ve infilak ederek sulara gömüldü.
Hava Kuvvetleri Komutanlığı Harekât Merkezi Harekât Subayı ise, Kocatepe gemisinin batırılması olayını şöyle anlatmıştır: “...Deniz Kuvvetleri Komutanlığınca bu konvoya taarruz edilmeyeceği anlaşılınca, Hava Kuvvetleri Komutanı tarafından konvoya bizim taarruz edeceğimiz emri verildi... Biz de taarruzu gerçekleştirecek filoları belirleyip Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Harekât Merkezini telefonla arayarak 36’ncı enlemin güneyine inmemelerini belirttik.
...Harekâta iştirak eden birliklerimiz, taarruz edilen gemilerin bordolarına Türk bayrakları serdiklerini bize bildirdiler. Bu bilgileri Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Harekât Merkezine bildirdiğimizde; yanıltmak için yapmış olduklarını, 36’ncı enlemin güneyinde hiçbir gemimizin olmadığı bildirilmiştir. Bunun üzerine pilotlara taarruz emri verildi.”
Bombardımanı gerçekleştiren ve Kocatepe muhribinin batmasına sebep olan pilot ise anılarında şunları söylemiştir:
“...Filo Komutanımızın, Adana Hava Harekât Merkezinden, ‘Arnavut Burnu 230 derecede 10 mildeki gemiler imha edilecek’ şeklindeki aldığı emirle kalkış yapıldı. Yaklaşık 21 dakika sonra Arnavut Burnu’ndan 230 derece başa döndüğümüzde tahminen sekiz mil mesafede gemi uçaksavar mermilerinin izlerini görerek, 8000 fitten 18.000 fite tırmandık. Baf Limanı’nda boşaltma yapan gemi göremediğimizden hareket hâlindeki gemilere yöneldik. Dalış ve atış için uygun sürat ve açıyı ayarlayarak pike yaptık. Gemilerden uçaksavar atışları devam ediyordu. Ben dalmıştım, çıkarken üç numaram, geminin isabet aldığını söyledi. Diğer kollar da dalış yaparken Anamur radarından taarruzu durdurup Baf Limanı’na yönelmemiz talimatı verildi... Taarruz ettiğimiz ve daha sonra batan geminin kendi gemimiz Kocatepe muhribi olduğunu öğrenince çok üzüldük.”
Birleşme
Denizden çıkan birliklerle birleşme 22 Temmuz günü gerçekleşti. Girne kuşatıldı. Düşmanın azim ve iradesi kırılmış oldu. Lefke ve Poli’de Rum Millî Muhafız Ordusu taarruzları karşısında dayanamayan mücahitler mevzilerini terk ettiler. Tanklarla takviye edilen Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayı Lefkoşa Havaalanı ve Yunan Alayı mukavemetini kırarak Yerolakko (Alayköy) istikametinde, Komando Tugayı Beşparmak Dağları’nda batıya doğru ilerlemeye devam ettiler.
Denizden çıkan 39’uncu Piyade Tümeni, Çakmak Özel Görev Kuvvetini de emre alarak Boğaz’da Kocatepe’ye yerleşti. 23 Temmuz günü Yunanistan’da Cunta, Kıbrıs’ta Sampson istifa etti. Yunanistan’da Karamanlis başbakanlığa, Kıbrıs’ta Klerides Rum lideri olarak göreve getirildi. Amerika Birleşik Devletleri ve Birleşmiş Milletlerin yoğun çabası ile ateşkes ilan edildi. 25 Temmuz’da Cenevre’de yapılan görüşmelerde Türk istekleri şöyle idi:
- Türk kuvvetleri çevresinde bir güvenlik kuşağı oluşturulması,
- Adanın diğer yerlerindeki Rum işgal ve kuşatmasının kaldırılması,
- Ada toprağının %34’ünün Türk toplumuna bırakılması,
ç. İki toplumlu iki kesimli bir federal devlet teşkili. (1’inci Harekât son bulmuştur)