Siyasetteki tutarsızlıklar
Bu ülkenin siyasetçisine, aydınına, okumuşuna, idarecisine isyan ediyorum... Terör örgütünün her başı sıkıştığında onu kurtarmak için ateşkes, kardeşlik, barış nutukları atanlara... Akîllere, insan hakları savunucularına!
“Çatışmalar dursun, silahlar sussun” gibi nutuklarla hükümetin kapısını çalmaya gidenlere. Hiç tahlil yapmadan, geçmişi dikkate almadan pembe gözlüklerle problemleri çözmeye çalışanlara, sloganlarla olan bitene çanak tutanlara…
Tempo tutanlar
Vaktiyle bu memlekette el birliğiyle TSK aleyhine tempo tutanlar vardı, gözbebeğimiz ordumuzun general ve subaylarına tv ekranlarından işaret parmağını sallayarak ciyak ciyak bağıranlara, “iyi ki, bu komutanlarla savaşa girmemişiz” diyenlere, “TSK kâğıttan kaplanmış” diyenlere… Yok, 2’nci dalga, yok 3’üncü dalga tutuklamalarını bıyık altından gülerek destekleyenlere yazıklar olsun!
Bu kişiler, gaflet içinde ve kimin haklı kimin haksız olduğunu bilmeden peşin hükümler verdiler. Söyledikleriyle büyük güvencemiz Silahlı Kuvvetlerimizi yaraladılar. Farkında olmadan teröristin başını sıvazladılar.
Adalet mekanizması
Dün bunları yapanlar, “adalet önünde hesap verin” diye bağırıyorlardı. Peki, şimdi siz kendinizi vicdan terazisine koyuyor musunuz? Hayatını kaybedenlerin, intihar edenlerin ve hastalık sahibi olanların neler çekmiş olabileceklerini düşünüyor musunuz?
Oysa son nefesi vermek pek öyle kolay değil. Koskoca Kanuni’nin son nefesinde bir solukluk ömür istediği nokta, hepimizin gönlünden geçen bir dilektir; ama o an da muhasebe anı değildir. Hepimiz yaptıklarımızla ve yapmadıklarımızla öbür tarafa gideceğiz ve karşılığını göreceğiz. Bunun da hesabını yaptınız mı?
Söyleyeceklerim
Daha düne kadar Milli Mücadele, liderler ve o günün koşullarını genç nesillere anlatamamıştık. Liderleri küçük düşürmeye çalışanlar olmuş, ülkemiz eski ve yeni Türkiye diye adlandırılmaya çalışıldı. Bu zafiyette ülkeyi yönetenlerin büyük payı olmuş, bu yetersizliğe de çeşitli kılıflar bulunmuştur.
Esas mesele, 2015 yılından beri çekilen çilelerin tarafsız gözlerle, belgelerle, dokümanlarla anlatılması gerektiğidir. Okumayan bir toplumun okumayan fertlerine nasıl anlatılacak? Şimdiye kadar iktisadi konuların ve alınacak tedbirlerin üzerinde durulmamıştır.
Vatandaşın üzerine zam furyasını tetiklemek, ülkenin kaldıramayacağı oranlardaki faizlerle dış borç peşinde koşmak, her ikisine birden müracaat etmek veya üretime çok ağırlık vermek gibi açıklamaların bir an önce yapılmasının yararlı olacağı halkın beklentisidir.