Konuya bir yazarın eserinden alıntıyla başlamak istiyorum:
“Bazı psikologların iddiasına göre her birimiz günde ortalama iki yüz defa yalan söylüyoruz. Bazıları da on dakikalık bir sohbette yaklaşık iki kez yalana başvurduğumuzu söylüyor. Hepimiz her gün yalan söylüyoruz ve bunu tahmin ettiğimizden daha sık yapıyoruz.”[1]
*** *** ***
Aristo’ya sormuşlar:
---Yalan söylemekle ne kaybederiz?
---Doğruyu söylediğiniz zaman bile karşınızdakini inandıramamayı, der.
*** *** ***
Behçet Kemal Çağlar'ı bir gün yalan konusu ile ilgili bir seminer vermesi için davet ederler. Salon tıka basa doludur, içeri girer, salondaki insanlara bakarak,
---Seminere birazdan başlayacağız, fakat önce bir şeyi öğrenmem lazım. Tevfik Fikret'in son şiiri olan "Yalana Övgü"yü kaçınız okudu?" Salondaki insanların çoğu el kaldırır. Yazar konuşmasına devam eder:
---Doğru yere gelmişim, Tevfik Fikret'in öyle bir şiiri yok...!
*** *** ***
Yalan, sadece kişiden kişiye değil, kişiden topluma karşı da olur. Propaganda niteliğindedir. Bunu en iyi yapan ve yürüten Hitler olmuştur.
“…Böylesine devasa yalanların uydurulmuş olabileceği halkın asla aklına gelmez, başkalarının gerçeği bu kadar rezilce çarpıtacak fütursuzluğa sahip olabileceklerine inanmaz. Bunu ispatlayan gerçekler açık bir şekilde toplumun önüne getirilse bile halk hâlâ şüphe duyacak ve başka bir açıklama olabileceğini düşünmeye devam edecektir. Ortaya çıkarıldıktan sonra bile bu kadar rezil bir yalanın her zaman arkasında izler bırakacağı, bu dünyadaki tüm uzman yalancılar ve yalan sanatında komplo ustaları tarafından bilinen bir gerçektir…” [2]
*** *** ***
Yalan söylemekle ilgili özdeyişler de çok anlamlıdır. Bunlardan bazıları günümüz insanını tasvir etmesi bakımından önemlidir.
**Yalan söyleyen insan ‘insan olma yolculuğunda’ tökezler. — Doğan Cüceloğlu
**Kaygı ömür bitirir, yalan bahtı bitirir — Kırgız atasözü
**Yıkmak düzeltmekten, yalan söylemek ispatlamaktan daha kolaydır. — Arthur Schopenhauer
**Herkesi bir defa, bazılarını her zaman kandırabilirsiniz. Ama herkesi her zaman kandıramazsınız. — Abraham Lincoln
*** *** ***
Yalan mutluluk da getirebilir mutsuzluk da. Ne kadar büyük ve ikna edici bir yalansa, getireceği mutluluk da mutsuzluk da aynı oranda büyük olacaktır. İnsanlar bir yalana baktıkları zaman, kendi çıkarlarına hizmet eden olumlu yönlerinden memnun kalırlar ve bir süre sonra onun bir yalan olduğunu dahi unuturlar. Ama o şeyin bir yalan olduğu kendilerine hatırlatıldığı an, bunca zaman kandırılmış olmanın verdiği öfke gün yüzüne çıkar ve “yalan” en büyük düşman kesiliverir. Halbuki insan yalana değil, bu yalana kandığı için kendisine kızar. Bilgisiz bir hanıma altına benzer metalden bilezik alan ve olayı yalan sözlerle süsleyen adama eşi bağlı kalmış ve mutlu olmuştur.
*** *** ***
Çocuklar genellikle; çeşitli şekillerde cezalandırılmaktan korktukları için hatalı davranışlarını gizlemek, olayları ve kendisini farklı göstererek başkasının övgü ve sempatisini kazanmak, çevresini örnek almak, dikkat çekmek ve duygularını tatmin etmek için yalan söyleyebilirler…
İki çocuk aralarında tartışmaya girmiş. Ortada bir elma var. En büyük yalanı söyleyen elmayı alacakmış. Ancak bir türlü en büyük yalanı söylemek konusunda anlaşamamışlar. Yanlarından geçmekte olan papaz, anlaşmanın nedenini sormuş ve,
---Ben hakemliğinizi yapayım, hiç yalan söylemedim, deyince çocuklardan biri diğerine,
---Ver elmayı papaza, demiş.
*** *** ***
Evliliği bozulmak üzere olan insanlara yalan söyleyerek işi düzeltmek doğru bir hareket, evlilik kurumuna hizmet etmek demektir.
*** *** ***
Kişiler arasında yalan söylemeyi günah veya toplumun kabul edemeyeceği bir durum olarak görür ve tartışırız da bizi yönetenlerin yalanlarını hiç düşünmeyiz. Ülkemizde seçilmiş siyasetçiler aklına estiği zaman her konuda konuşabiliyor, atıyor savuruyor.
Dünyada ise daha çarpıcı yalanlar söylenebiliyor. Irak savaşı sırasında “Irak’ın elinde kitle imha silahı vardır ve tehdit oluşturmaktadır…” yalanını unutmadık. Bugün ise Netanyahu, ABD kongre binasında yaptığı konuşmada, “Biz sivilleri öldürmedik” demiştir.
*** *** ***
“Tatlı bir yalan söylersen 10 kişi seni alkışlar. Acı bir gerçek söylersen 8 kişi sana saldırır; ama iki kişi sorgulamaya başlar. O iki kişiye selam olsun!” (Aylaklığa Övgü, Bertrand Russell)
[1] Claudia Mayer, “Yalana övgü: Neden Onsuz Yaşayamıyoruz”
[2] Adolf Hitler. “Mein Kampf,” Vol Ch X)