İkinci Kıbrıs Barış Harekâtı
Birinci Barış Harekâtı ile ulaşılan bölge Türk ordusu için güvenli değildi. 40.000 kişilik kuvvet dar bir bölgede sıkışıp kalmıştı. Cenevre Konferansı’nın başarısızlıkla sonuçlanması, Türkiye’nin vermiş olduğu mühletin bitmesi üzerine, 14 Ağustos 1974 tarihinde saat 06.10’da Türk Hava Kuvvetlerine ait savaş uçaklarının ve Deniz Kuvvetlerine ait gemilerin direkt ve endirekt atışları ile yumuşatma harekâtı başladı.
06.55’te topçu hazırlık atışını müteakip Tümgeneral Bedrettin Demirel komutasındaki 39’uncu Tümen ve Tümgeneral Fazıl Osman Polat komutasındaki 28’inci Tümenler doğuya doğru taarruzla, Boğaz’ı, Deniz Üssünü ve Magosa’yı ele geçirecek, Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayı ile Lefkoşa sancağı, taarruzun güney yan emniyetini koruyacak, Komando Tugayı Kolordu batı kesimini savunacaktı.
Komando Tugayı bilahare Yılmazköy-Güzelyurt-Lefke istikametinde taarruza başladı. 16 Ağustos 1974 itibarıyla, 28’inci Tümen Magosa’ya girdi ve Maraş bölgesini işgal etti. Bugünkü sınıra kadar olan bölge kontrol altına alındı. Rumların, Lefkoşa-Magosa arasında oyalama muharebeleri yaparak çekilmesi beklenirken savaşmak yerine masum Türk halkını katletmekle meşgul oldukları görülmüştür.
39’uncu Tümen bölgesinde Meserya Ovası’nın kuzeyi tamamen ele geçirildi ve temizleme harekâtı icra edildi. Batıda Komando Tugayı Mirtu ve Masari, Lefke-Gemikonağı bölgelerine girdi ve bugünkü hattın kuzeyi tamamen kontrol altına alındı.
Komando Tugayı emrinde taarruzlarını sürdüren Kolohorya köyüne kadar olan bölgeyi ele geçiren 3’üncü Paraşüt Taburu, batı istikametinde ilerlemelerini devam ettirmesine rağmen düşman baskısına büyük bir azimle dayanan Erenköy’le, havanın kararması ve ateşkes ilan edilmesi üzerine birleşemedi.
Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayı ise hava desteği ile Yerolakko (Alayköy)’da bulunan Yunan Alayı’na taarruz ederek Yunan Alayı’nın büyük kısmının imhasını sağladı. Ateşkes ilanına kadar, birliklerimiz kendilerine verilen hedefleri tamamen ele geçirdiler.
Çarpışmalar acımasızdı
İkinci Barış Harekâtı’na ilişkin olaylar, Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayı Ortaköy Grup Komutanı tarafından şöyle nakledilmiştir:
“...İkinci Barış Harekâtı’nın ilk günü (14 Ağustos 1974) yapacağımız taarruzla önümüzdeki tepeyi alacaktık. Burası Rum kuvvetleri tarafından iyi tahkim edilmişti. Büyük bir mukavemetle karşılaştık. Nihayet akşam üzeri tepe ele geçirildi ve bayrağımız hedefe dikildi. Ancak sekiz yaralı vermiştik... İkinci harekât bitip, ateşkes ilan edildiğinde Yunan Alayını, Koleji ve yan taraftaki sırtları da almıştık.
İkinci Barış Harekâtı Yunan Alayının dışında herhangi direnme ile karşılaşmadan süratle sonuçlandı. Harekât sırasında, özellikle güney yan açık bırakılarak Rum askerleri ve Rum halkının güneye kaçmalarına fırsat verilmiştir. Böylelikle bugünkü Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti sınırları içinde büyük bir Rum nüfusu kalmadı. Kaçan Rumlar acılarını rastladıkları savunmasız Türk kadın, yaşlı ve çocukları öldürerek çıkardılar.
Atlılar, Muratağa, Sandallar, Taşkent, Tatlısu ve Terazi’de aynen Batı Anadolu’da yaptıkları gibi eşi görülmemiş, insanlık dışı vahşetleri işleyip dozerlerle açtıkları çukurlara diri diri gömdüler. Bugün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Kıbrıs Adası’nın %34’nü kontrol etmektedir. 1955 yılından 1974 yılına kadar tam 29 yıl, Rumların kan ve vahşet adası hâline getirdiği Kıbrıs, şimdi huzur adası hâline gelmiştir.
20 Temmuz-16 Ağustos 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nda Türk ordusunun kaybı 498 şehit ve 1200 yaralı, Rumların kaybı ise 4000 ölü ve 12.000 yaralıdır. Hava Kuvvetlerine ait iki adet F-100 uçağı ile bir RF-84F keşif uçağı, Deniz Kuvvetlerine ait Kocatepe muhribi kayıplarımız arasındadır.
1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nın üstünden 50 yıl geçmiş ve bu harekât artık tarihteki yerini almıştır. Bugün, harekâtı gerçekleştirenlerden yaşayanlar, o günleri daha soğukkanlı, duygusallıktan uzak olarak değerlendirmektedirler. Her nasıl değerlendirilirse değerlendirilsin Kıbrıs Barış Harekâtı birtakım eksikliklerine, aksaklıklarına ve hatalarına karşın son derece başarılı olmuş bir harekâttır.
Kıbrıs Barış Harekâtı’ndan Çıkarılan Dersler
Kıbrıs Barış Harekâtı analiz edildiğinde geleceğin muharebelerine ve TSK’nin yeniden teşkilâtlanmasına ışık tutacak bazı önemli noktalar ortaya çıkmaktadır. Bunlar:
- Savaşta teferruatlı bir planlama ve planın tek elden icrası önemlidir. Başlangıçta büyük birliklerin harekâtı planlanırken harekâtın başarısının küçük birliklerin, taburların, bölüklerin başarısı ile elde edileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle tek erin, tek astsubayın ve subayın fiziksel gücü, ateş kabiliyeti ön plana çıkmaktadır. Bu da tek erin fizikî ve moral kondisyonunun, atış eğitiminin ve muharebe sahasında hayatta kalabilmenin tüm teknikleri ile tek er eğitiminin çok iyi öğretilmesi ve uygulanabilmesi gerektiğini dikte ettirmektedir. En iyi silahın yetiştirilmiş asker olduğu bu harekâtta bir kez daha kanıtlanmıştır.
- Komutanlar, muharebenin her seviyesinde ve zamanında keşif, emniyet ve irtibat ihtiyaçlarını daima eksiksiz yerine getirmelidir. İyi bir sevk- idare ve askerin moralini yüksek tutma çok önemli bir faktördür.
- Harp cerideleri günü gününe uygun tutulmamıştır. Harp tarihi incelemelerine ışık tutacak pek çok bilgi ve belge muharebeler sonrasında ve savaşa girmeyen personel tarafından anlatılanlara göre güncelleştirilmiştir. Olayın canlı tanıkları da bazen kendi duygusallıkları nedeniyle gerçeklerden uzaklaşabilmişlerdir. Birlikler personelin şahsî dosyalarının tamamını veya bir kısmını götürememişler, takviye olarak gelen personelin özlük işlemlerinde aksaklıklar olmuş, kimlik tespiti ve raporların verilmesine esas olacak doğru bilgiler zamanında alınamamıştır.
- Her savaşta pek çok hata yapılır. Kıbrıs Barış Harekâtında da çok hata yapıldı. Kuvvetler arası koordinasyon noksanlığından Kocatepe gemimiz battı. İkmal ve irtibat konularında pek çok hatalarımız oldu. Fakat bunlar harekâtın başarısını etkilememiştir.