Öncelikle belirtmem gerekir ki bir vatandaş olarak devlet kurumu olan Türkiye İstatistik Kurumuna güvenmek, hesaplamalarda kurumun verilerini baz almak durumundayız. Ancak son yıllarda özellikle halkın tamamını ilgilendiren enflasyon hesaplamalarında söz konusu kuruma güven kalmadığı ortadadır. Çünkü yaşadığımız enflasyon oranı TÜİK verilerinin neredeyse iki katıdır.
Kurumun verilerde kullandığı enflasyon sepeti yıllardan bu yana açıklanmamaktadır ve neden açıklanmadığına anlam vermek bu durumda zor değildir. Geçtiğimiz günlerde ekonomim gazetesinin değerli yazarı Sn. Alaattin Aktaş tarafından hesaplamalarda baz olarak kullanılan fiyatlar ortaya çıkarıldı ve TÜİK’e güven bir kat daha azalmış oldu. Aşağıda detaylarını açıklayacağım fiyatların gerçekle ilgisi olmadığı aşikardır.
Temmuz ayı enflasyon verileri aylık %3,23, yıllık ise %61,78 olarak açıklandı. Buna mukabil ekonomi bilim insanlarından oluşan enflasyon araştırma grubu (ENAG) ise temmuz ayı aylık enflasyonu %5,95, yıllık enflasyonu ise %100,88 olarak kamuoyu ile paylaşıldı.
TÜİK ten yapılan yıllık enflasyona bakıldığında mayıs ve haziran ayına göre düşme eğilimine girdiği ancak bunun baz etkisinden kaynaklandığı bir gerçektir. Geçen yıl (Allah tekrarını göstermesin) yaşadığımız büyük deprem felaketi nedeniyle oluşan bütçe açığını kapatmak için temmuz ve ağustos aylarında başta akaryakıt olmak üzere yüksek oranlı yapılan zamlar ve vergi oranlarındaki düzenlemeler nedeniyle temmuz ve ağustos aylarında aylık enflasyon %9-9,5 olarak gerçekleşmişti. (Bu aylarda TÜİK verileri ile ENAG verileri aynı seviyede idi) Dolayısıyla temmuz ayındaki düşme baz etkisi ildedir ve ağustos ayında da baz etkisi ile düşebilir. Temmuzda aylık enflasyon ise hazirana göre tam iki kat artmış gözüküyor. Yani cebimizden çıkan rakam temmuz ayında hazirana göre iki kat artmış gözüküyor. Bu durumda enflasyonun düştüğünü nasıl söyleyebiliriz? Bu sorunun cevabı temmuzda verilecek emekli ve memur maaş artışlarını düşük tutmak için haziran ayı aylık enflasyonu gerçeğinden az mı gösterildi? Diye düşünülebilir. Çünkü hesaplamalarda aşağıda göreceğiniz komik fiyatları baz alan kurum bunu da yapabilir mi? Eğer durum böyle ise milyonlarca çalışanın hakkı yenmiş, kazançlarıne el konulmuş demektir. Umarım böyle bir olay yoktur ve hiçbir zaman yapılmamalıdır. Çünkü hak yemek manevi değerlerimiz açısından kabul edilemez ve sorumluluğu büyük olan bir suçtur.
Hesaplamalarda yapılan en bariz hata zeytin ve zeytinyağında görülmektedir. Zeytin üreticilerinden aldığım bilgiye göre beş kg. Zeytinden bir kg. Zeytinyağı alınmaktadır. Gerçek böyle iken hesaplamalarda zeytin 136 TL, zeytinyağı ise 116 TL’den hesaplanmış. Bir başka konu da kira ücreti 6255 TL imiş. Özellikle büyük kentlerimizde en düşük kiranın 20000 TL’den başladığını hepimiz biliyoruz. Örnekler çoğaltılabilir ama aşağıda liste vereceğim için gerisini size bırakıyorum.
Halk tarafından yapılan hesaplara tepkinin çok olması nedeniyle TÜİK ten konu ile ilgili açıklama geldi. Yeniçağ gazetesinin haberine göre;
TÜİK enflasyon hesabına ilişkin yazılı açıklama yaparken, "bilimsel açıdan TÜFE’ye eleştiri getiremeyen ilgili çevrelerin 143 temel başlık içinden cımbız ile seçtikleri birkaç başlığa dair bilinçli veya bilinçsiz biçimde yanıltıcı beyanlarının devam ettiği müşahede edilmektedir" ifadelerine yer verdi.
Açıklamada ayrıca, "Eksik ve yanıltıcı bilgiler üretilerek madde fiyatı sonuçlarına ulaşılmaya çalışılması neticesinde ortaya çıkan tartışmalar, seçilmiş homojen maddeler haricinde kalan ürünlerin fiyatlarının yayımlanmaması kararının ne denli isabetli bir karar olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur" ifadeleri yer aldı.
Kaynak: Yeniçağ gazetesi
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar