Yunan politikacılarının kaprisleri
*Yunan kültürü, müziği, inancı ve değerlerinin Türk insanınınkinden yüksek olduğunu
anlatmak,
*Okullardaki eğitim programlarında Türklerin vahşet işlemeye her zaman yakın olduklarını
vurgulamak (Milli Marşlarında Türk düşmanlığına yer ver.)mişlerdir.)
*Spor karşılaşmalarında –özellikle futbolda- kendi takımlarını coşturmak yerine Türk
takımlarını tahkir etmeyi tercih ederler. Sonrasında ulusalcı anlayışla Türkiye’ye saldırmayı
ihmal etmezler.
*Yunan komutanların Türkiye’ye karşı üstünlük taslayan demeçleri halkı pek ilgilendirmese de
fanatik grupların işine gelir, bunu manşetler halinde yazılı ve görsel basında işlerler.
*Yıkıcı bölücü unsurlar destekler, terör örgütlerinin elemanlarına siyasi sığınma hakkı verirler,
*Ege kıyılarındaki Batı Anadolu medeniyetlerini de Yunan tarihi içinde ele alırlar. Emperyalist
güçler tarafından kışkırtılarak 20’nci yüzyılın başında Anadolu topraklarına çıkmaları bu
düşünceyle olmuştur.
*Mübadele dönemini ırkçı bir yaklaşımla değerlendirirler.
Arap liderler
*Uluslararası görüşmelerde bile fikir beyan etmez, uyumayı tercih ederler,
*Müslüman camia olarak birbirleriyle biraraya gelmeleri zordur, İsrail’e karşı bile tek yumruk
olamazlar. Gazze olayı onlar için pek de önemli değildir, İsrail ile yakın komşuluk ilişkileri
içindedirler,
*Afrika’nın yoksul ülkeleri onları pek enterese etmez,
*Türkiye’ye karşı mesafelidirler, Osmanlı hükümranlığından memnun kalmadıklarını uygun
vesilelerle dile getirirler,
*Saltanat imkânı ve devamı için İngiltere ve ABD siyasetinin belirlediği çizgide giderler,
*Yalancı düşman ve hedeflerle korkutulmak suretiyle silah ve mühimmat satışlarına açıktırlar,
*Yıkıcı-bölücü unsurlara karşı Türkiye’nin yanında durmazlar,
Türk siyasetçiler
*Diş geçirebilecekleri liderleri sinek gibi görürler, posta koymak gibi deyimi çok severler,
*Konuşurken veya nutuk atarken 5.000 feette yüksek irtifalı konuşurlar,
*Bir gece ansızın bir yerlere gitmek arzusunu güderler, Şam’da namaz kılmayı memleketin
çakıl taşını korumayı çok severler,
*Sakal bırakmayı ve kravatsız gezmeyi severler,
*Baş selamı vermek yerine elini göğsüne götürerek selam verirler ve yemek sofralarında baş köşeye oturmayı tercih ederler,
*Bazıları hanımlarla tokalaşmayı sevmezler,
*Namazdan bile çıksa dedikodu etmeyi veya çekiştirmeyi ihmal etmezler, en tepedeki din
Adamımız bile Arapça bilmez,
Batı’nın yöneticileri
Küresel veya makro düzeyde çekirdek devlet anlaşmazlıklarını farklı medeniyetlerin büyük devletleri yaratır. Bu devletlerin liderleri her zaman sinsi düşünür, anlaşmazlıklara konu olacak meseleleri yapay olarak hazırlarlar. Bu durum uluslararası siyaset açısından klasiktir.
Bu tezgâhı hazırlarken dayandıkları güçler şu şekildedir.
*Küresel gelişmelerin ve BM, IMF, Dünya Bankası gibi uluslararası kuruluşların küresel eylemlerinin şekillendirmesindeki göreli nüfuz,
*Silahsızlanma ve silah denetimi konularındaki uyuşmazlıklarda ve silahlanma yarışında kendini gösteren göreli askeri güç,
*Ticaret, yatırım ve diğer meselelerde kendini gösteren ekonomik güç ve refah,
*Herhangi bir medeniyetteki bir devletin bir başka medeniyetteki soydaşlarını koruma, bir başka medeniyetin insanlarına karşı ayrımcılık yapma veya bir başka medeniyetin insanlarını topraklarından çıkarma çabaları dahil olmak üzere insanlar,
*Bir devlet kendi değerlerini bir başka medeniyetin insanlarına yaymaya veya empoze etmeye çalıştığında üzerinde anlaşmazlık çıkan değerler ve kültür,
*Zaman zaman da çekirdek devletlerin fay hattı anlaşmazlıklarına en ön saftan katıldığı toprak meseleleri tarih boyunca insanlar arasındaki anlaşmazlıkların kaynakları olmuştur.
Liderden lidere fark vardır. Batılı liderler de bu özellikleri gözeterek hareket ederler.