SON DAKİKA
reklam
reklam

Batı medeniyeti

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 22 Eylül 2024, Pazar - 23:30   Okunma Sayısı:

Medeniyetler ve ifratlar

Yeryüzünün insanlara zenginlik bahşettiği yerlerin başında petrol alanları gelmektedir. Değerli maden, su ve tarım arazileri ise gelecekte çok daha fazla önem kazanacaktır. Sahipsiz kabul edilen hazine arazilerine bir gecede dört duvarı kondurup içine giren kişiler gibi koca koca şirketler ve devletler de gerek petrol sondaj bölgelerine “petrol sahası” yazılı tabelalarını, gerekse altın arama için “ruhsat levhaları”nı dikiyorlar. Tabii ki ağaçlar kesiliyor, toprak yollar açılıyor, sondaj süresince ve sonrasında ise yerleşim yerlerinin sakinlerinin buralara girmesi mümkün olmuyor.

    Örnek vermek gerekirse, çevremizde ve ülkemizde bu servetlerin olduğu yerlere gelen yabancılar orayı kendi mülkleri olarak ilan ediyorlar. Benzer oyunu küçücük boyuna bakmadan Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) Akdeniz’de oynamaya çalışmıştır.

 

Ayak oyunları

    AB’nin Doğu Akdeniz’de uzandığı son sınırı, Kıbrıs Adası’nın güney bölümüdür. Birkaç yabancı petrol şirketi arama izni alabilmek için Rum Yönetimi’ne müracaat edince Avrupa Birliği, kendi çıkarları için bu girişimi desteklemiştir. Türkiye’nin kararlı ve net tavrı üzerine Rum tarafı, Ada’nın kuzeyinde petrol aramaktan çark etmiş, Doğu Akdeniz’de aramayı göze almıştır. ABD Dışişleri Bakanlığı dahi Rum Yönetimi’nin kararına destek vermiştir.

Karşılıklı çıkarların elde edilmesinde araya “muameleci” diyebileceğim süper güçler girince, hissemize düşecek miktarlarda fireler veya bazı tehditler ortaya çıkıyor. İran doğalgazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya bağlanması gündeme gelince, Türkiye’yi cezalandırma, ince hesaplar peşinde koşma veya daha çok kazanma hırsıyla Rusya Federasyonu kısa yoldan Avrupa’ya gaz veya petrol nakli yapmaya kalkışmıştı. Rusya’nın hem Ukrayna Savaşı’nın tarafı olması hem de AB’nin ambargo uygulamasına maruz kalması onun bu niyetini akamete uğratmıştır.

 

Sonuçta şunu söyleyebiliriz

    Sadece devletlerarası hukukun kuralları ve samimî dostluk anlayışı itibar görmüyor; çünkü dünyadaki petrol rezervlerinin miktarı giderek azalıyor. Lokomotif ülkeler, başka enerji kaynakları bulma ve endüstride kullanma çabalarını sürdürüyorlar. Türkiye halen, linyit, hidroelektrik, kısmen kömür ve petrolden elde ettiği enerjiye ve bu enerjinin beslediği sınaî tesislerle ayakta durmaktadır.

    Karadeniz ve Akdeniz’de çıkarmaya çalıştığımız doğal gaz için atmacaların nasıl etrafımızda dolaştıklarını görüyoruz. Hele bir çıkaralım, o zaman daha nelerle karşılaşacağız kim bilir? Doğal gaza geçiş sürecimiz çok sancılı ve uzun olacağa benzemektedir.

 

Batı medeniyeti

Güzelliklerinin yanında çirkinlikleriyle de anabileceğimiz tek dişi kalmış canavardır bu medeniyet. Batı medeniyetinin dışında olanlar -Çin hariç- genellikle amaçlarına ulaşmada ve çıkarlarını korumada Batı’nın yardımına ihtiyaç duyarlar. Batılı ülkeler[1],

 

*Uluslararası bankacılık sistemini ellerinde tutar ve işletirler,

*Tüm para dolaşımını kontrol ederler,

*Dünyanın önde gelen müşterisi konumundadırlar,

*Dünyanın kullanıma hazır mallarının çoğunluğunu tedarik ederler,

*Uluslararası para piyasalarına sahiptirler,

*Pek çok toplumda kayda değer bir kanaat önderliği üstlenirler,

*Muazzam askeri müdahale kapasiteleri vardır

*Deniz yollarını kontrol ederler,

*En gelişmiş teknik araştırmaları ve ilerlemeleri yürütürler,

*Teknik eğitimde önde giderler,

*Uzay endüstrisine hakimdirler,

*Uluslararası iletişime hakimdirler,

*İleri teknoloji silah endüstrisine hakimdirler (s: 105-106)

 

 

 

 

 

 

 

[1] Huntington Samuel P., “Medeniyetler Çatışması ve Dünya Düzeninin Yeniden Kurulması”, Panama Yayınları,

   Baskı Ocak-2024, Çev. Elif Bektaş, s. 105

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam