**Din savaşları kamufleli bir şekilde devam ediyor. İsveç ve Danimarka gibi ülkelerde gördüğümüz kitap yakma olayı tarihte en acımasız şekliyle Çin’de meydana gelmiştir. Sadece kitap yakılmamış, kitabı yazanlar da yakılmış. Tarih sırasına göre bizim de sicilimiz pek temiz sayılmaz.
**Dört halifeden sonuncusu Hz. Ali’nin ve onun karşısında duran Muaviye orduları arasında yaşanan Sıffin Savaşı 657 yılında yapılmıştır. Savaşın nedeni Hz. Ali’nin halifeliğine karşı çıkmaktır. Muaviye taraftarları Kur’an-ı Kerim yapraklarını mızrakların üzerine takarak Hz. Ali’nin karşısına çıkmışlardır. Savaş 661 yılına kadar aralıklarla devam etmiştir.
**Şeyhülislam Arif Hikmet Bey (III. Selim devri ricalinden Rumeli Kazaskeri İbrahim İsmet’in oğlu), ünlü mutasavvıf Simavna (Yunanistan’da Dimetoka kasabasının köyü) Kadısının oğlu Şeyh Bedrettin Mahmut (1363-1420)’un en önemli tasavvufi eseri Vâridat’ta açıkladığı düşüncelerinin yayılmasını istemez, kitabı nerede bulursa ucuz-pahalı satın alıp yaktırırmış. Eserdeki şu tümceler şeyhülislamın affedemediği sözlermiş:
“…Bütün dinler özdeştir; ayrılık görünüştedir; bir Hristiyan’ın taptığı tanrıyla Müslüman’ınki arasında hiçbir fark yoktur. Tanrı yalnız Müslümanların ya da Hristiyanların tanrısı değil, bütün insanların tanrısıdır. Kişi emeğiyle geçinmelidir, birçok kişinin bir kişiye çalışması yanlıştır.”
**Heinrich Heine (1797-1856), Yahudi bir ailenin çocuğu olarak Almanya’da doğmuştur. Büyük Alman şairlerindendir. 1820’de “Kitapları yaktıkları yerde gün gelir insanları da yakarlar” demiştir.
**Alman üniversite öğrencileri, 34 üniversitede 10 Mayıs 1933 günü 25.000 ciltten fazla “Alman olmayan” kitabı yakmıştır. Nobel ödüllü Alman yazar Thomas Mann’ın yazılarını ve Nazi ideologlarının kötülediği, savaşın cesur bir tasvirini yapan “Batı Cephesi’nde Yeni Bir Şey Yok”un yazarı, eserleri en çok satanlar arsında bulunan Erich Maria Remargue’nin çalışmalarını da yakmıştır.
Naziler Freud’dan nefret ediyordu. Hatta 1933’lerde Almanya'da yapılan sokak eylemlerinde Freud’un kitapları yakılmıştı. Bunun haberini alan Freud “Epey ilerleme kaydetmişiz, Ortaçağ'da olsak beni yakarlardı, şimdilik kitapları yakmak onlara yetiyor” demiştir. Oysa beş yıl sonra Viyana’ya gelen Naziler sadece kitap yakmakla yetinmemişlerdir.
**1966 yılında film yönetmeni François Truffaut, kurgusal bilim yazarı Ray Brad-Bury’nin (ABD), 1951’de yazdığı Fahrenheit 451 adlı ütopik romanını aynı adla beyazperdeye uyarladı. Daha çok anlatı sinemasının geleneklerine yakın düşen filmde Truffaut, gelecekteki bir dönemde kitap okumanın yasaklandığını, itfaiyenin yangın söndürmek için değil, ortalığı ateşe vermek için var olduğunu; nerede bir kitabın bulunduğu sezilirse, itfaiyeye haber verildiğini ve kitapların hemen yakıldığını anlatır. İzlenecek bir film…
Yorum
Zengin İslam ülkelerinin zevk ve sefa içindeki hareketleri ve IŞİD, Boko Haram, El Nusra, El Kaide gibi terör örgütlerinin yaptıkları hem İslam’ı küçük düşürmüş, hem de İslamofobi yaratmışlardır.
PKK, gibi acımasız bir örgütün yuvalandığı topraklara çok uzaktır.1618-1648 yılları arasında Avrupa’nın yaşadığı 30 yıl savaşları, insanlık tarihinin kara lekelerinden biridir. İsveç, geri vitese takmış ve dört asır geriye gitmeye başlamıştır.
İsveç’e kocaman tebrikler (!). Kur’an yakmakla başladığı bu kutsal yolda çabuk gaz kesmiştir. Böylece her dinin mensupları arasında soğukluk, ikilik ve husumet yaratmıştır.
Kâinatın Işığı
19'uncu yüzyılın büyük İngiliz ressamlarından William Holman Hunt’ın, bir bahçeyi anlatan tablosu Londra Kraliyet Akademisi'nde sergileniyordu. Hunt'ın "Evrenin Işığı" adını verdiği bu tabloda gece elinde bir fenerle bahçede duran filozof görünüşlü bir adam vardı. Adam, öteki eliyle bir kapıyı vuruyor ve içeriden sanki bir yanıt bekliyormuşçasına duruyordu.
Tabloyu inceleyen bir sanat eleştirmeni Hunt’a döndü "Güzel bir tablo doğrusu, ama anlamını bir türlü kavrayamadım. Adamın vurduğu kapı hiç açılmayacak mı? Ona kapı kolu çizmeyi unutmuşsunuz da..."
Hunt gülümsedi. "Adam sıradan bir kapıya vurmuyor ki..."dedi ve tablosunun anlamını açıkladı. "Bu kapı, insan kalbini simgeliyor. Ancak içeriden açılabildiği için dışında kola gereksinim yoktur..."
Cuma günü Allah’ın huzurunda alnını secdeye koyup Tanrı’ya yakın olmaya çalışacaksın, ama namazın bitiminde cami avlusunda rakiplerine kötü sözler edeceksin. Bu hastalık bütün siyasilerimizde var.
Ne diyelim, dünya hallerinden deyip geçiyorum. Hesap gününün azabından Tanrı hepimizi korusun!