SON DAKİKA
reklam
reklam

Tasarruf ve israfın önemi

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 1 Ekim 2024, Salı - 12:39   Okunma Sayısı:

    Televizyondan izliyorum, elektrikli ev aletlerinin kullanımında nelere dikkat edersek daha az ödeme yaparız, diye yetkin bir kişi anlatıyor. Diş fırçalama sırasında suyun az akıtılması, tencere kapağının kapalı tutulması, evde ısı kaybının önlenmesi ve diğer birçok konuda tasarruf edebileceğimizi anlatıyor.

 

Savaş yılları

    Ben doğduğum yıllarda II. Dünya Savaşı biteli 10 yıl olmuştu. Evet, Türkiye bu savaşa girmemişti, ama seferber olma hazırlıklarını da göz aradı etmemişti. 1.200.000 kişilik genç nesli silahaltına almak suretiyle üretimden uzaklaştırmıştı.

    Osmanlı Devleti’nin Balkan ve I. Dünya Savaşlarında yetişmiş ve İstiklal Harbi’ne katılmış İsmet Paşa gibi seçkin bir devlet adamı, her ihtimali göz önüne alarak Türkiye’yi II. Dünya Savaşı’na sokmamıştır. Babamın, “Vesika ile un verildi,  vesika ile şeker verildi” ibareli nüfus kâğıdını hâlâ saklarım. Benim için çok değerli, çok anlamlıdır. Dolayısıyla babamın kuşağında olanların tamamı ile benim yaşıtımda olanların büyük bölümü tasarruf anlayışının ne olduğunu bilir.

 

Osmanlı döneminde israfa müsaade yok

Bir müddetten beri tabiat-ı nasa (insan sınıfları) israf ve sefahat arız olarak (israf ve safahat bulaşmış olarak) herkes mekulat (yiyecek) ve melbusat (giyecek) ve tezyinatça ve mesakince iktidarlarının fevkine çıktıkları ve bilhassa memurların vazifeleri ile nispet kabul etmeyecek derecede sarfiyatta bulunmaları fena neticeler vereceği cihetle kadın ve erkek herkesin derecesine göre ne gibi elbiseler giymeleri lazım geleceğine ve sair hususatta da israfattan kaçınmalarına ve hilafında hareket edenlerin cezalandırılacağına dair Reisülküttab'a hitaben buyruldu.[1]

 

Neden israf dile getirilmez?

    Benim de bu sözün devamı olabilecek bir konuyu belirtmem gerekiyor. Askeri liseden itibaren tasarruf tedbirlerine uymakla yetiştirildik. Askerlik yapanlar , “Lüzumsuz ise söndür!” uyarı yazılarını hatırlarlar.

    Emekli askerlerin aileleri de tasarruf bilinciyle hayatlarını sürdürmüşler, halen de sürdürmektedirler. Tasarruf tedbirlerine milletçe alışığız. Eksik olan tarafımız, bizlere israfın öğretilmemiş, anlatılmamış olmasıdır.

    Türkiye’de her hükümet vatandaşlara “kemer sıkma politikası” uygulamıştır. Bu uygulama hiçbir zaman sona ermeyecektir. Türkiye’de devlet sektörü başta olmak üzere özel sektör ve bireysel kuruluşlarda israftan söz etmek mümkündür.  

    İsraf, gerek duyulandan fazla veya ihtiyacın üzerinde harcama yapmak, sarf etmek, kullanmak, yakmak demektir. Hafta sonlarında kamu veya özel şirket araçlarıyla sefa yapmak, resmî plakalı aracın yerine sivil plakalı araç kullanmak, tahsisli konutların mefruşatını sık sık değiştirmek, katılımcısı çok olan gereksiz yemekler vermek, aydınlatma sistemlerinde düzenleme yapmamak…

    Bazı zamanlar anlatmak istediklerimizi bir atasözüyle, bir tümceyle veya bir paragrafla dile getirmeye çalışırız. Bu yöntem bize bir kitap okumuştan daha büyük etki yaratabilir.

 

Güvenme varlığa düşersin darlığa

Sözlerde israf

    Sözün de israfı olduğunu unutmamak gerekir. “Boğaz dokuz boğumludur” sözü de buna işaret eder. Boşboğazlık, heyecanlı olmak, gaza gelmek, fevri hareket etmek gibi edimler, israfın uzantısıdır, telâfisi güç durumlara düşürebilir.

 

“Parana şefkat eyle, malına acı, ağzına gelen her sözü söyleme

Ayıptan, borçtan, tükürdüğünü yalamaktan kurtulasın”

 

Osmanlı döneminde israfa müsaade yok

  1. Saray-ı Hümayun’a alınan her türlü eşyanın israfını önlemek için bir muayene komisyonu teşkil edilsin.[2]
  2. Damat paşalar lüzumsuz israftan nazar etsinler.[3]
  3. İpek’te yapımına başlanıp tamamlanamayan hükümet konağının inşaatında vuku bulan israftan dolayı İnşaat Komisyonu mahkemeye verilip sorgulanması sağlanmalı.[4]
  4. Kale muhafızlarının kalelerinde barut ve sair mühimmatı israf etmemeleri ve vazifelerini hakkıyla yapmaları.[5]
  5. Herkes hal ve mevkiini düşünmeyerek kendinden yukarıyı taklit ile israf ve safahate döküldüğünden bu halin men’i için 13 bent kaleme alınıp irade-i seniyye çıkarılsın ve reisülküttap tarafından gereği yapılsın.[6]
  6. Devlet adamlarınca yapılan israfın ve gereksiz harcamaların önüne geçilmesi (Hatt-ı Hümayun).[7]

 

Kaynaklar. Başbakanlık Osmanlı Arşivi

Topkapı Sarayı muhafazası içive israf edilmemesine dikkat edilsin istihdam edilen askerlere verilen yemeklerin pişirilmesine dikkat edilmesi.[8]

 

[1] H 15.09.1207, Fon: C. DH.   Kutu: 27,   Gömlek: 1342

 

[2] H 02.07.1316,        Fon: HH.İ.,                      Kutu: 120,          Gömlek: 5

[3] H 22.10.1276,        Fon: A. MKT. MHM.      Kutu: 182,         Gömlek: 94

[4] H 18.06.1327,        Fon: TFR.I. KV.              Kutu: 223,         Gömlek: 22265

[5] H.29.12.1193,        Fon: C. AS.,                     Kutu: 263,         Gömlek: 10931

[6] H 27.12.1207,        Fon: C. DH                      Kutu: 303,         Gömlek: 15110

[7] H 17.01.1275,        Fon: İ.DH,                       Kutu: 412,          Gömlek: 2725

[8] H  09.04.1331,       Fon: TS. MA. E,              Kutu: 1052,        Gömlek: 35

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam