SON DAKİKA
reklam
reklam

Trafiğin içinden

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 2 Ekim 2024, Çarşamba - 15:07   Okunma Sayısı:

Karşıdan karşıya geçişler

    Aracımla giderken yolun karşısına geçmek isteyen yayalara –trafik durumuna uygun olarak- genellikle yol veririm. Hele eşim yanımdaysa hanımlara mutlaka yol veriyorum, çünkü hatırlatması dokunacak nitelikte oluyor. Üzüldüğüm taraf ise, yol verdiğim kişi veya kişilerden birisi bile gülümseyerek ve başıyla selam verip hızlı adımlarla yolu geçme çabasına girmiyor. Sanki babasının mülkünde gezer gibi duyarsız davranıyor.

    Bazıları da ulu orta yola doğru yürüyor. Araç gelirse nasıl olsa duracaktır, rahatlığına kaptırmıştır kendisini… Ya araba durmazsa, ya sürücü o esnada yola bakmıyor ve bir şeylerle uğraşıyorsa, ya da kar nedeniyle araç kayarsa? Kafasını bile çevirmeden sallana sallana gitmesini Hindistan’daki kutsal hayvana benzetiyorum.

    Bu AB kriterleri ülkemize de nüfuz edince demokrasi anlayışımız gibi trafik anlayışımız da dumura uğramaya başladı. Evet, öncelik yayalarda, sürücülerin yarısı bunu kabul ediyor. Yayaların da araçlara öncelik tanıyacağı haller olmalı, yayalar bunu biliyor mu?

 

Birkaç örnek

**Otoyol gibi hızlı akan bir trafikte çocuk arabalı veya yanında yaşlı birisiyle yolu karşıya geçmek,

**Bayır aşağı inen yüklü bir kamyon veya TIR’ın önünden geçmeye kalkmak,

**Geri manevra yapan aracın arkasına geçmek,

**Kasalı araçlarda kasada bulunmak gibi hususlar tehlike arz ederler ve yapmamamız gerekir.

 

Siz hiç başka bir ülkede şehir içinde aracın ters döndüğünü, içindekilerin inleyerek açık kapı veya camdan inleyerek çıktığını, ya da yardım istediğini gördünüz mü? Direksiyon hâkimiyetini kaybetmek gibi bir tabirle gitmek demek güvercinin alçaktan uçması demektir. Şehir içi yollarda hız limitleri bellidir.

Sürücü koltuğuna ağzında sigarayla yan oturmak, direksiyonla kendi arasına çocuk almak, aracın taşıma kapasitesi belliyken fazla yük veya yolcu taşımak, başka araçlarla hız yarışına girmek, gösterge panelinin sadece hız göstergesine bakmak (yağ, su, hararet önemli değilmiş gibi) hep bizlere mahsus kötü alışkanlıklardır.

Aracın yere dört noktadan temas ettiğini düşünmek bile istemeyiz. Bunlar lastiklerdir. Tırnakları sıfırlanmış, hava basıncı düşmüş, arada bir de olsa civataları kontrol edilmemiş lastiklerin her an bir olaya sebebiyet vereceğini unutmamalıyız. Özellikle sıcak tatil yörelerine giden vatandaşlarımızın araçlarını ya lastik değiştirirken ya da hararet yapmış motoru soğutmaya çalışırken görüyoruz.

Özellikle eski model araçlarda avadanlıklar (kriko, yangın söndürme, anahtarlar, sağlık malzemeleri vb) genellikle eksiktir. Matbu kaza tutanakları, biraz boş kâğıt ve kalem gibi kırtasiye malzemeleri yoktur. Hafif bir kazanın ilk anında resimlerin çekilip aracın yol kenarına alınması ve yolun açık bulundurulması ve kaza tutanağının burada doldurulması uygun olur.

Bizim sürücülerimiz genellikle kaza olunca birbirlerini suçlar, bağırıp çağırmaya başlar. Olay yerine gelen polis tarafları alkol kontrolüne almak istediğinde falanca partinin il veya ilçe başkanını aramak, “sen benim kim olduğumu biliyor musun?” demek, hatta polise bile çıkışmak, diğer sürücünün aracının kapısını tekmelemek, sülâleyi olay yerine çağırmak, yetmediyse balta, satır veya keserle diğer sürücüye saldırmak vaka-yi âdiyedendir. 

 

Çok kastım galiba? Biraz da sulandıralım

    Trafik ışıklarına yaklaşan araç kırmızı ışık yandığı için durur. Arakadan gelen başka bir araç, duran araca vurur. Sürücüler araçlarından inerek “sen haklısın, ben haklıyım” derdine düşerler.

    Oysa kaza olmuştur, kimin suçlu veya haklı olduğu o anda önemli değildir. Resimler çekilmeli, kaza formu doldurulmalı, ve taraflar birbirlerine “geçmiş olsun” demelidirler. Bundan sonrasını sigorta şirketi belirleyecek ve uygar davranış da bundan zarar görmeyecektir.

    Bizimkiler, bir şekilde sorunu çözer ve peş peşe yola devam ederler. Bir sonraki ışık hattında öndeki araba yine durur, arkadan gelen de vurur. Pişkinliğe bakın:

 

    ---Abi devam et, yine ben, yine ben!  

 

 

 

 

 

 

 

 

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam