SON DAKİKA
reklam
reklam

Asırlık sürecin başı ve sonu

Köşe Yazarı: Cengiz BAYSU   Eklenme Tarihi: 20 Ekim 2024, Pazar - 00:02   Okunma Sayısı:

Ülkemizin zor bir süreçten geçmektedir. I. Dünya Harbi’nin sonuna doğru Musul’u kaybetmemiz entrika ve oyunlarla olmuştur. Cumhuriyet kurulmuş, Türkiye’nin yeni liderleri Musul konusunu yeniden ele almışlardır. Türkiye’nin Musul işlerine tekrar burnunu sokmaması için İngiltere’nin güdümlemesiyle 13 Şubat-15 Nisan 1925 tarihinde Şeyh Sait İsyanı çıkarılmış ve Türkiye kendi iç işleriyle boğuşur duruma düşürülmüştür.

 

Benzer olay, Hatay meselesi

    Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükûmeti ile Fransa Hükûmeti arasında 20 Ekim 1921 tarihinde imzalanan Ankara Antlaşması ile Misak-ı millî sınırları içinde olan İskenderun ve Antakya, Türkiye sınırları dışında (Fransız mandası altındaki Suriye sınırları içinde) kalmıştı.

Ancak Ankara Antlaşması, İskenderun ve Antakya’yı içine alan Hatay bölgesini Suriye’den ayırarak bölge için özel bir yönetim şekli tanımıştı. Buna göre, Sancak (İskenderun) halkı Türk kültürüne bağlı kalacak ve millî kültürlerinin korunması için kolaylık sağlanacaktı. Ayrıca Türk parası orada geçerli olacaktı.

    Antlaşmanın hükmüne uygun olarak 8 Ağustos 1922’de Hatay bölgesinde özel bir idare kurulmuştur. Fransa, Suriye ve Lübnan üzerindeki manda yönetimini kaldırarak bu iki ülkeye bağımsızlık vermeyi kabul etmiştir (1936). 

    Fransa Suriye’den çekilince İskenderun ve Antakya Suriye yönetimine geçmiş, bu yeni durum Türkiye’de kaygı uyandırmaya başlamıştır. “Kırk asırlık Türk yurdu ecnebi elinde kalamaz” diyen Atatürk, İskenderun ve Antakya’yı anavatana katmakta kararlıdır.

 

Milletler Cemiyeti’ne gidiş

Türk hükümeti 6 Ekim 1936’da Milletler Cemiyeti’ne, 9 Ekim 1936’da da Fransa’ya bir nota vererek Suriye ve Lübnan’a verilen bağımsızlığın İskenderun ve Antakya’ya da tanınmasını istemiş, ancak Fransa Türkiye’nin bu isteğini kabul etmemiştir. Yalnız bu arada Fransa, meselenin Milletler Cemiyetine sevk edilmesini Türkiye’ye teklif edince Türkiye’de bu teklifi kabul etmiştir. 

Bundan sonra Milletler Cemiyeti meseleye el koymuş, Cemiyet aracılığı ile Fransa ve Türkiye arasında görüşmeler başlamıştır.

Tam da bu sırada Dersim Ayaklanması başlatılmış (21 Mart 1937-16 Eylül 1938) ve Türkiye’nin yine dış meseleler üzerinde etkisi kırılmak istenmiştir.  Türkiye ile Fransa 29 Mayıs 1937’de Cenevre’de anlaşınca Hatay’ın toprak bütünlüğünü ortak garanti altına alan anlaşma imzalanmıştır. Aynı gün Milletler Cemiyeti, Hatay için hazırlanan anayasayı kabul etmiştir. Anayasayı uygulamak hususunda Fransa engeller çıkarınca Türkiye ile Fransa arasında seçim sistemi konusunda görüş ayrılığı ortaya çıkmıştır. Nihayet seçim sistemi üzerinde bir anlaşmaya varılarak seçimlerin 15 Temmuz 1938’de yapılmasına karar verilmiştir.

 

Avrupa’daki gelişmeler

    Bu sırada Avrupa’da savaş tehlikesi gittikçe daha belirgin hale geliyordu. Almanya’nın 1938 Martı’nda Avusturya’yı ilhakı karşısında Fransa, Almanya ve İtalya’ya karşı Orta Doğu’da kuvvetli bir Türkiye’ye ihtiyaç duyuyordu. Boğazlarında Avrupa’da artan kriz ve uyuşmazlıklar sebebiyle önemi de artmıştır.

Bu nedenlerden dolayı Türkiye’ye yanaşmak zorunda kalan Fransa, Hatay meselesinde tutumunu değiştirmiş; ama 4 Temmuz 1938’de Türkiye ile Fransa arasında Dostluk Antlaşması imzalandıktan sonra Hatay sorununun çözümü kolaylaşmıştı.

 

Türk Fransız yakınlaşması

    Türk-Fransız yakınlaşmasından sonra yapılan seçimler sonucunda Hatay Türk Devletinin Meclisi 2 Eylül 1938’de ilk toplantısını yaptı ve bağımsız devlet için Hatay Cumhuriyeti adını kabul etti. Devlet Başkanlığına Tayfun Sökmen, Başbakanlığa Abdurrahman Melek seçilmiştir. Bağımsız Hatay Cumhuriyeti’nin kurulması yeterli değildi.

    Hatay idarecileri ve halkı Türkiye’ye katılmak istiyordu. Türkiye bu kararı sempati ile karşıladı. 29 Mayıs 1937 Antlaşması ile Hatay, Türkiye ile Fransa’nın ortak garantisi altında bulunuyordu. Hataylıların anavatana katılma istekleri iki devlet arasında yeniden sorun oldu. Ancak 1939 Martı’ndan itibaren Avrupa’da meydana gelen olayların II. Dünya Savaşı’na sebep olacak tehlikeli gelişmeler olması Fransa’yı Türkiye’ye yaklaştırdı.

Fransa, Türkiye’nin ve Hataylıların isteklerini kabul etmek zorunda kaldı. 23 Haziran 1939’da iki devlet arasında yapılan bir antlaşma ile Fransa Hatay’ın Türkiye’ye katılmasını kabul etti. 29 Haziran 1939’da Hatay Türk Devleti Meclisinin oy birliği ile aldığı kararla Hatay, Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırlarına katıldı (30 Haziran 1939). Hatay’ın Türkiye’ye katılması Atatürk’ün dış politikada gerçekleştirdiği son büyük başarıdır.

 

Günümüzde

İsrail’in Lübnan’a acımasız saldırıları karşısında Fransa Cumhurbaşkanı Macron, İsrail’e yaptıkları yardımı keseceklerini söyleyince İsrail Başbakanı Netanyahu ile karşı karşıya gelmiş ve birbirlerine ağır sözler etmişlerdir. Fransa, bu sürtüşmeyi insancıl olduğundan mı başlatmış yoksa geçmişte Lübnan’da sürdürdüğü sömürü politikasını aklına getiren dürtüler sonucu mu yapmıştır?

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

reklam

KÖŞE YAZARLARI

reklam
reklam